Hangi Öğretmen

0
315

HANGİ ÖĞRETMEN?

Öğr. Gör. Yusuf Yıldırım

elmek: yyildirim@marmara.edu.tr

 

İnsanı ailesinden sonra etkileyen kişiler eğiticilerdir. İlköğretim, orta öğretim öğretmenleri iyi yurttaş ve insan yetiştirmekle görevlidir.  Bu çok zor bir iştir. Özveri mesleğidir öğretmenlik. Ancak  meslek aşkıyla yetiştirilmiş adaylar bu görevi başarabilir.

 

Sokrat ile Eflatun’u ilk eğiticiler, öğreticiler saymak mümkün. Eflatun renginin öğretmenlikle ilgili yayınlarda, kutlamalarda kullanılmasında filozof Eflatun adının etkisi olmalı. Dünyanın en eski mesleklerinden öğretmenlik, maddi karşılık beklemeden yapılan kutsal bir iş sayılmakta. Öyledir de. Okulda ya da evde bir insanı değiştirmek, yetiştirmek; sabırlı, hoşgörülü, bilgili, görgülü, becerili ve olgun kişilerin yapabileceği bir meslektir. Böyle yetkin eğiticiler nasıl yetiştirilir?

 Bir yaşlı öğretmenin yanında yetişen genç eğitici işinin özellik ve inceliklerini göre göre kazanır. Hocasının tecrübe ve yöntemlerini uygular. Bunları, yetenek ve becerileri ölçüsünde zamanla kendisinden sonrakine aktarır. Böylece bir döngü kurulur.

 

17. yüzyılda Fransız Jean Jaques Rousseaue, çocuğun çevresindeki doğal yaşama uygun eğitilmesi görüşüyle klasik, ezberci öğretimin yanında uygulamalı ve bireysellik öne çıktı. Çocuk hayatı tanımalı, özellikleri, yetenekleri geliştirilmeli. Çocuk artık en önemli varlıktır.

 

Osmanlı devletinde Mahalle mektebi, Medrese eğitiminin temel amacı dini bilgileri kazandırmaktı. Tek yönlü, anlaşılmayan bu eğitimde kişisel gelişime de izin verilmezdi. Yüzyıllarca babadan oğula geçen ve beşik kertmesi diye nitelenen ders vericilik işi tekrara dayanmaktaydı. 19. yüzyıl Osmanlı aydınları eğitimde Fransız uygulamalarını örnek gösterdi. Askeri Yüksekokullarda, Galatasaray Lisesinde, Tıp Fakültesinde derslerde Fransız dili, yöntemleri ve sistemi uygulandı. Tanzimat etkisi yüz yıldan fazla sürdü. 1908’den sonra İttihat ve Terakki, eğitimde Alman modelini tercih etti. Cumhuriyet döneminde yeni sistemi kurmak için John Dewey gibi eğitimbilimcilere rapor hazırlatıldı. 1933’ten sonra Almanya’dan kaçan üniversite hocaları eğitimde etkili oldu. İkinci Dünya Savaşı sonunda ise İngiliz-Amerikan sistemine yakınlık başladı, günümüzde bu etkilenme çok yaygınlaştı.

 

Ana hatlarını belirttiğim eğitim arayışları öğretmen yetiştirmede aşağı yukarı aynıdır.

 

ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE ÜÇ DÖNEM

 

1. 16 Mart 1848, İstanbul’da Darülmuallimin Erkek Öğretmen Okulu’nun açılmasıyla pozitif bilimlerle pedagojinin de okutulduğu modern öğretmen yetiştirmeye başlandığı tarihtir. 140 yıl bu günü Türk öğretmenleri yetiştiği ocaktan aldıkları eğitim meşalesini onurla, gururla taşıdılar, yıllarca kuşakları bilinçle yetiştirdiler.

 

2. 17 Nisan 1940, Köy Enstitüsü’nün kuruluşudur. Ülkenin yerel ve çevre özelliğine göre, uygulamacı, üretici, yapılandırmacı eğitim sistemi oluşturuldu. Cumhuriyet yeniliklerini öğretecek ve halka benimsetecek yeni bir öğretmendi köy enstitülü gençler. Köylerin zeki, yoksul çocukları, bu kendi yaptıkları okullarında, parasız yatılı, kız erkek birlikte okur ve yörenin bitkilerini yetiştirirlerdi. Kalkınmanın ve üretimin temel elemanıydılar. Günümüzde eli öpülesi bu çağdaş eğitim savaşçılarının sayısı gitgide azaldı. Ancak onların yetiştirdiği kuşaklar bu özellikleri sürdürmekte.

 

3. 24 Kasım 1981, Öğretmenler Günü olarak bütün Türkiye’de resmi törenlerle kutlanmaya başladı. 1930’larda Atatürk’e Millet Mektepleri başöğretmeni unvanının verildiği tarihtir 24 Kasım. 1980 darbesini yapanlar “pasif öğretmen” istediler. Atatürk’ün değer verdiği, daima yanlarında olduğu kutsal mesleği işlevsiz, basit bir memurluğa dönüştürdüler. Parasız yatılı okullar insan yetiştirmede en doğru modeldir. 1848’den beri devletin yatılı okullarında okuyan öğretmen adayları 1980’de kendilerini sokakta buldu. Ocak söndürüldü. Aşk öldürüldü. Öğretmen okulunda yatılı okuyan genç hayat ve eğitim için gerekli bütün özellikleri, alışkanlıkları ve becerilerini kazanırdı. İlköğretmen  Okulları ve Yüksek Öğretmen Okulları ile Eğitim Enstitülerinin kapatılmasıyla uygulamalı eğitime, beceri kazanmaya da son verildi. Bu üç yuvada, ocakta yoksul ve zeki köy, kasaba kökenli çocuklar usta eğiticilerin elinde birer çelik iradeye dönüştürerek yetişirdi. Bağımsızlık, yurtseverlik ilkelerine bağlı genç öğretmenler Türkçemizi geliştirme ve halkı aydınlatma görevinde de başarılıydı.

 

12 Eylül 1980 darbesinden sonra parasız yatılılık kaldırılarak Türk eğitimine tarihimizin en ağır darbesini vuruldu. Gerçek okulları kapatılan köy ve kasaba çocuklarının ikinci adresi imam-hatip liseleri oldu böylece. Bindiği dalı kesmek,  sözü bu duruma çok uygun. Okul kapatmak 20. yüzyıla uygun olmasa gerek. Atatürk İlkelerine bağlı cumhuriyetçi kuşakların yetiştirecek öğretmenlik kaynağı kurutuldu. Yeni Anadolu Öğretmen Liseleri yabancı dil ağırlıklı oluşu ve ezberci müfredatıyla ülkemizin şartlarına uygun mu? Asla uygun değil.

Bugün dünün sonucudur. Etkin yöntemlerle yetişmeyen okulda ve toplumda etkinlik düzenleyemez.35 yıllık eğitimciyim. 25 yıl öğretmen yetiştiren kurumlarda çalıştım. 1980’e kadar yazılı ve sözlü iki basamaklı sınavla öğretmen adayları seçilirdi.  Öğretmenlik özel uzmanlık ise seçiminin de iki aşamalı olması gerekir. Beceri ve yeteneği olanlar seçilmeli. Yoksa günümüzdeki yabancı hayranlığı, ilgisizlik devam eder ve bir gün ışığa muhtaç kalırız.

 

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ İŞLEVİ NEDİR?

 

Türk öğretmeni,  “bir aylık eğitim ödeneği”, “öğretmen evi”, “sendika aidatını devletin ödemesi”, “öğretmenler günü” aldatmacalarıyla gerçek kişiliğinden ve görevlerinden uzaklaştırıldı, çok bağımlı hale getirildi. Avrupa Birliği’nde öğretmenlik uzmanlık mesleğidir. Lisans diplomalılar arasından yetenekli, becerili, öğretmenliğe uygun adaylar iki yıllık özel ve sıkı eğitimden sonra öğretmen olarak atanırlar. Sendikaları bağımsızdır. Hak verilirse görevler başarıyla yapılır.

 

Milli Eğitim Bakanlığı biçimsel işlerle zaman öldürüyor. Bakanlığın cumhuriyetle yaşıt amblemini değiştirmek, okul tabelalarını renklileştirmek, ders kitaplarını belli yayınevlerinden satın alarak bütün öğrencilere ücretsiz dağıtmak doğru işler değil bence. Her yıl milyonlarca kitap yıl sonunda çöpe atılır. Oysa kitaplar beş yıl geçerli. Niçin aynı kitap üç-beş yıl kullanılmaz. Tutumsuzluk, aşırı tüketicilik okullarda başladı. Atalar ne güzel ve doğru söylemiş: İşten (kazançtan) değil, dişten (harcamadan) artar. Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıkları dergi, kitap basmazlar. Öğretmen Kitapları, kılavuzlarına günümüzde daha çok ihtiyaç var. En çarpıcı ihaneti söyleyeyim şimdi: 1980’e kadar her aşamadaki öğretmen yetiştiren okul mezunlarına MEB.’in bastırdığı Atatürk’ün NUTUK’u ücretsiz imzayla verilerdi. Öğretmenin ilk ve temel kitabı NUTUK’tu. Şimdi öğretmenlerimize neler okutuluyor acaba?

 

ATATÜRK’ÜN ÖĞRETMENLERİ NEREDE?

 

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Türk öğretmeni Atatürk’ün istediği “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesilleri” yetiştirecektir. Bunun için cumhuriyetseverler öğretmen adaylarıyla özel ilgilenmeli, Eğitim Fakültelerinin Dekanlıklarıyla temasa geçmeliler. Gerçek cumhuriyet öğretmenleri için hep birlikte eğitim gönüllüğüne, seferberliğine çıkmalıyız. Yoksa yetim öğretmenlerden fazla bir şey bekleyemeyiz. Aydın ve ülkesini gerçekten sevenlerin en önemli görevi bu bence. Dünya çapında holdinglerimiz de yol üzerindeki büyük üniversitelere bina, kütüphane yaptıkları halde hiçbir öğretmen yetiştiren kuruma destek olmamaktadır. İyi eğiticiden yoksunlar çabuk çökerler. İnsan yetiştirmeye yatırımda geç kalmamalıyız.

(4455)