Çevre ve Sanat

0
378

ÇEVRE VE SANAT: ÇEVRE EDEBİYATI

 Öğretim Görevlisi Yusuf YILDIRIM

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği

 Bildiri, Akasya Gençlik ve Çevre Portalının Sabancı Üniversitesi’nde düzenlediği Akasya 2 Zirve Programı’nda 26 Nisan 2003’te sunuldu ve tartışıldı.

 Edebiyat güzelliklerin güzelce anlatımıdır. Bu kısa tanımda amaç temel alınmıştır.  İçerik toplum ve insan diye iki başlık altında toplanabilir.  Doğa ve teknoloji de edebiyatın alt başlıklardan sayılır.

 Yeni Türk edebiyatı 1860’lardan sonraki dönemleri tanımlamak için kullanılan bir terimdir.  20. yüzyılda çeşitli görüş ve kişileri kapsayan bu dala ait ürünlerde çevre ve doğa önemli yer tutar

 

Çocuk edebiyatı da özel bir alan sayılır. Çocuk şiirini ve edebiyatını Tevfik Fikret’in yazdığı Şermin ile başlatmak doğrudur.

 

Tevfik Fikret, hece ile yazdığı Şermin adlı şiir kitabını “Sıbyan Mektebi” öğrencilerine ithaf eder. Bu eserdeki çocuk şiirlerinde de sanat ve çevre eğitimi birlikte işlenmektedir. Şairimiz, çocukların yeni eğitim yöntemleriyle yetiştirilmesine önem verir

 

İş Salonunda şiirinde anaokulu ve ilköğretimde eğitilecek miniklerin el becerilerinin geliştirilmesi işlenir. Ayda 10 gün işlikte eğitilecek çocuğun yaparak öğrenmesi ilkesine göre yetiştirilmesi savunulur

 

Keman şiirinde Tevfik Fikret, babası ve annesi piyano çalan bir kızın ağabeyinin de keman çaldığı belirtir, küçük kız kemanı sever ve onu çalmak ister

İki şiirden şu sonuca ulaşırız:

 

Sanat eğitimine küçük yaşta başlamak gerekir: Ayrıca Tevfik Fikret, Şermin kitabında hayvan sevgisi, çevreyi temiz tutma gibi özellikleri de över.

 

KUŞLARLA

Kuşlar uçar

Ben koşarım

Onların kanatları var

Benim kanadım kollarım

Kuşlar kanatlarını çırpar

Bende kollarımı sallarım

Uçun kuşlar uçunlar kuşlar

Hepinizle yarışım var

….

 

Eğitimci ve öğretmen Tevfik Fikret bu dizelerinde çocuğun kuşa özenmesi ve onunla özdeşleşmesini anlatır. Böylece çocuktan çevre ile ilgili haberleri de almalıyız

 

Behçet Necatigil de öğretmen şairlerimizdendir: Eserlerinde kırılgan, duyarlı küçük insanlarımızın sade dünyasını ve ilişkilerini anlatmıştır Beşiktaş‘ta yaşayan güzel insan,  çevreye de çok duyarlıdır. Onun yazdığı Kır Şarkısı adlı pastoral şiiri bütün ders kitaplarında ve güldestelerde, seçkilerde okuyabiliriz. Behçet Necatigil’in1940’lı yıllarda bir yaz sonu günü Ankara Polatlı ovasında asker iken dinlenme saatinde bu güzel şiiri yazdığını biliyoruz:

 

Tam otların sarardığı zamanlar

Yere yüzükoyun uzanıyorum

Toprakta bir telaş bir telaş

Karıncalar öteden beri dostum

Ellerime hanım böcekleri konuyor

Ne şeker şey onlar

Uç böcek uç böcek diyorum

Uçuyorlar

 

Pan’ın tenefüsü bile

Ilık okşamakta yüzü

Deve dikenleri çalılık vesaire

Bu âlem toprakların süsü

 

Tabiatla hâşır neşir

Kırlarda geçen ikindi vakti

Sakin dinlenmiş rahat

Bir gün daha bitti

 

Şairimizin Ağaçlarımız adlı şiiri Âşık Veysel’in dizelerine benziyor. Sivaslı Şatıroğlu öğretici şiirler yazarken İstanbullu Behçet Hoca, lirik ve pastoral şiirler söyler:

 

Ağaçlarımızda insanlar gibidir

Seveni olur sevmeyeni

Keserseniz ağlarlar

Tıpkı dövülen insanlar gibi

 

Ağaçlarda insanlar gibidir

Onlarda çalışır durmadan

Ve hepsi yararlıdır

Örnek bir insan gibi

 

Türküler söylerler gelince bahar

Yaza kışa hazırlık yaparlar

Ağaçlarında var yürekleri

Ağaçlarda tıpkı bizler gibi

 

Korumalı ağaçları

Ormanlar yetiştirilmeli

Yakmadan kesmeden çoğaltmalı

İnsanları sever gibi

Ağaçları da sevmeli

 

Prof. Dr. Şükrü Elçin’in derlediği Türk Edebiyatında Tabiat adlı antolojisi ile Turgay Fişekçi- Nazar Büyüm hazırladığı Doğa Şiirleri adlı seçkisi çevre şiirlerinin toplandığı önemli kitaplardır.

 

Türk roman ve öyküsünde çevre ve doğa konusunu ilk işleyen yazarlar kimlerdir?  Nabizâde Nâzım, Karabibik romanı ile Refik Halit Karay da Memleket Hikâyeleri’ndeki Yatır adlı öyküsüyle çevre ve doğa sorununu anlatırlar. İki yazar da gözlemci-gerçekçi anlayışla İstanbullara Anadolu’yu anlatır. İlk örnek sayılabilecek bu eserlerde tabiat öğelerinin betimlemeleri yapılmıştır.

 

Halikarnas Balıkçısı deniz ve deniz insanlarının özelliklerini yansıtır.

 

Sait Faik Abasıyanık Marmara denizi ve özellikle Burgaz adasının doğasını, denizini, balıklarını,  balıkçılarını, kuşlarını severek onlarla bütünleşerek öyküleştirir.

Yazarın şiirli öykülerdir,  Son Kuşlar,  Alemdağda Var Bir Yılan kitaplarındaki örnekleri.

 

Cumhuriyet dönemi romanımızda doğayı dekor olarak gösteren yazarlarımız çoğunluktadır.

Yaşar Kemal gibi yazarlarımız da daha çok betimlemeler yapar. İstanbul ve çevresindeki plansız, düzensiz sanayileşme sonrasında zararlı yönleri de işlemişlerdir.

 

Haldun Taner, Bir Kavak ve İnsanlar öyküsünü; Necati Cumalı, Uç Minik Serçem adlı çocuk romanını çevre bilinçlendirme amacıyla yazarlar. İlkinde deniz kıyısındaki  kavak ağacında uzun bir yaşlının mezarı vardır. Fabrika kurucuları ağacı keserler, insanlar üzülür. İkincisinde ise sütçünün kızı Sonçiçek’in hayvanlarla ilişkisi,  küçük serçeyi besleyip büyütmesi ve

yap-satçılara direnişi işlenir.

 

Çevreci eleştiri,  edebiyatımızda yeni bir görüştür. Çevreyi tanımak edebi ürünler vermek ve çevreyi merkez alarak eleştiri yazmak aşamalarından geçmelidir. Daha birinci ve ikinci dönemin başlangıcındayız gençleri çevreci eleştirici türüyle ilgilenmeye ve emek vermeye çağırıyorum.

 

Söz uçar yazı kalırsa, yazmalı, yazmalıyız. Yaza yaza güzeli doğruyu ve iyi yerleştirmeliyiz. Sevgilerimle…

(5188)