Kerem ile Aslı

0
299

TANITIM: Halk hikâyesi örneği. Beden aşkı yerine gerçek aşkı işler. Halkın arasında söyenegelir.

METİN:

Halep şehrinde Anka adlı zengin bir bey vardı. Bey’in tek üzüntüsü çocuğunun olmayışıdır. Bir gün yaşlı bir derviş gelir ona bir elma verir.  Elmayı hanımının Ayazma  Çeşme’si bağında  yediği takdirde  çocuğunun  olacağını  söyler, gözden kaybolur. Bey sevinerek tellallar çağırtıp halkı çeşme başına toplar. Halep’te zengin bir Keşiş vardır. Onun da çocuğu olmamaktadır. Keşiş’in  karısı durumu Öğrenince Bey’in karısına giderek, elmanın bir parçasını  kendisine  vermesini ister. Bey’in karısı, çocukları ayrı cinsten  olursa  evlendireceklerine dair söz alarak bir parça elmayı Keşiş’in karısına verir.

Dokuz ay on gün sonra Bey’in bir oğlu Keşiş’in bir kızı olur. Oğlana Mirza Bey kıza da Han Sultan adını koyarlar.  Mirza Bey dört yaşına kadar özel   dadılarla büyütülür.   Dört yaşına basınca yanına Sofu adlı bir ar­kadaş koyarak özel hocalar tutup eğiti­mine başlanır. On dört yaşına  kadar bunlar okurlar. On dört yaşına gelince Sofu’nun  teklifi ile  av avlamaya,  at binmeye,  kılıç  kuşanmaya  başlarlar.

Mirza Bey rüyasında bir kız görüp âşık olur. İki arkadaş ertesi gün ava çıktık­larında, Mirza  Bey’in şahini bir kuşu kovalayarak bir bahçeye girer.Mirza Bey de  arkasından o bahçeye  girince rüyasında gördüğü kıza rastlar. Onu tu­tarak iki yanağından.öper. Gördüğü, rü­yanın aslı (gerçeği) ni  bulduğunu söyler; Ve kızın adı Aslı; kız da ona «Ke­rem eyle rüsvay eyleme» diye cevap ve­rir, Mirza Bey’in adı da Kerem olur. Bu olaydan sonra Kerem yemeden iç­meden kesilir. Sonunda bir kocakarının aracılığı ile durumu öğrenen Anka Bey, Keşiş’i çağırtıp kızını oğluna ister.

Ke­şiş, korkarak Aslı’yı Kerem’e nişanlar. Ancak eve gidince Keşiş’in karısı, bey de olsa. bir Müslüman’a kız vermek is­temez. Ve bir gece kızını da alarak ka­çarlar. Hikâye bundan sonra bir kaçma kovalama şeklinde devam eder. Keşiş ve ailesi sürekli kaçar, Kerem ve vefakâr dostu Sofu onları kovalarlar. Zaman za­man karşılaşırlar.

Kerem kızı Müslü­man etmeye uğraşır ama başaramaz. Bu kovalama esnasında çeşitli engeller ve tehlikeler Kerem’in yanık türküleri sayesinde geçilir. Kerem, kuşlarla, akar­sularla, dağlar ve viran şehirlerle, Ku­rukafa ile konuşur, Aslı’dan haber so­rar. Gerek insanlar, gerekse olağanüstü varlıklar Kerem’e Aslı’nın gittiği yeri haber verirler.

Sonunda Keşiş’in Kayseri’de yerleştiğini öğrenen Kerem, ora­ya, gider ve dişçilik yapan Aslı’nın an­nesine dişlerini çektirmek ister. Aslı’­nın dizlerinde biraz daha fazla yatmak için otuz iki dişini çektirir. Aslı onu tanır; fakat ilgisiz davranır. O zaman Kerem, aşkının yarısını .Aslı’ya vermesi için Tanrı’ya dua eder. Duası kabul olur. Ve o da aşk ateşiyle yanmaya baş­lar. Fakat Keşiş, Kerem’i yakalatır. Boynu vurulacağı sırada Kayseri vali­sinin kız kardeşinin yardımıyla . kurtu­lur.

Hatta düğünleri yapılır. Gerdeğe girecekleri gece Keşiş, Aslı’ya sihirli bir elbise giydirir. Kerem sabaha kadar uğraştığı halde düğmeleri çözemez. Sa­baha karşı derinden bir ah çeker, için­den gelen bir ateşle yanar kül olur. As­lı da Kerem’in küllerini toplarken saç­larından tutuşur ve yanar.

 

(Fikret TÜRKMEN, Kerem ile Aslı, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, c.5, s.283-284)

 

KAYNAKÇA 1. Mustafa Nihat ÖZÖN, Türkçede Roman, İletişim Yayınları 2. Şükrü ELÇİN, Halk Edebiyatına Giriş,1981. 3. Fikret TÜRKMEN, “Kerem ile Aslı“ Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Dergah Yay. c.5 s.283-285 4. Mustafa Necati KARAER, Kerem ile Aslı, şiir.

 

(5050)