Yahya Kemal Beyatlı, Kendi Gök Kubbemiz

0
517

TANITIM: 1912’den sonra şiir ve dil üzerinde yoğunlaşan Yahya Kemal,  tarih, dünya görüşü ve aşk konuları çerçevesinde eserini oluşturdu. Mükemmel ve öz şiir anlayışını benimseyen şairin şiirlerinin sayısı azdır:81. Kendi Gök Kubbemiz üç bölümdür:

1.  Kendi Gök Kubbemiz. 33 şiirin çoğu tarih, vatan, İstanbul, musiki ve kahramanlıkla ilgilidir: Süleymaniye’de Bayram Sabahı, Açık Deniz, Bir Tepeden, Bir Başka Tepeden, Akıncı, İstanbul Fethini Gören Üsküdar, Itri,  Kar Musikileri, Eylül Sonu…

2. Yol Düşüncesi. Bu bölümde 23 şiir bulunmaktadır.  Dünya görüşü, rintlik, yaşlılık, dünyanın geçiciliği temlerini işlediği şiirlerinden bazıları: Yol Düşüncesi, Sessiz Gemi, Rintlerin Akşamı, Ufuklar, Mehlika Sultan.

3. Vuslat. 25 şiirin toplandığı bu bölümde şairin kendi zevk ve eğilimlerini yansıttığı eserleri bulunur. Aşk,  sevgili, Yunan mitolojisi ile ilgili şiirlerden birkaçı: Vuslat, Ses, Geçmiş Yaz, Bergama heykeltıraşları, Sicilya Kızları, Endülüs’te Raks. Kendi Gök Kubbemiz Kubbealtı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yapı Kredi Yayınlarınca basılmaktadır. 1963, 1967 MEB. 1969.

 

ŞİİRLER:

AKINCI

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik;

Bin atlı ogün dev gibi bir orduyu yendik.

 

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!

Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle…

 

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan

Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.

 

Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla

Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla…

 

Cennette bugün gülleri açmış görürüz de

Hala o kızıl hâtıra titrer gözümüzde!

 

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.

 

1918

Ölenler öldü, kalanlarla muztarip kaldık.

Vatanda hor görülen bir cemaatiz artık.

Ölenler en sonu kurtuldular bu dağdağadan

Ve göz kapaklarının arkasında eski vatan

Bizim diyar olarak kaldı tâ kıyamete dek.

 

Kalanlar ortada genç, ihtiyar, kadın, erkek

Harâb olup yaşıyor tâli’in azâbiyle;

Vatanda düşmanı seyretmek ıztırâbiyle.

Vatanda korkulu rüyâ içindeyiz, gerçek.

Fakat bu çok süremez, mutlaka şafak sökecek.

Ateş ve kanla siler, bir gün, ordumuz lekeyi,

Bu, insan oğluna bir şeyn olan, Mütareke’yi.

RİNDLERİN AKŞAMI

Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç;

Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!

Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,

Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.

Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan

Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan

Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece.

Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,

Ya şevk içinde  harab ol, ya aşk içinde gönül!

Ya lâle açmalıdır göğsümüzde yahud gül.

ÖZLEYEN

Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,

Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!

Dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde,

Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!

Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi,

Huylâ gibi yalnız gezinenler köye indi,

Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi,

Gönlümle, hayâlet gibi, ben kaldım o yerde.

(Yahya Kemal, Kendi Gök Kubbemiz, Milli Eğitim Basımevi 1969)

  

Yahya Kemal BEYATLI (1884-1958), Eğil Dağlar bölümünde biyografisi yazılı.

 

KAYNAKÇA: 1. Nihad Sami BANARLI, Yahya Kemal Yaşarken, İstanbul Fetih Enstitüsü, İstanbul-196., 1983 2. hzl. Hakkı Dursun YILDIZ, Doğumunun 100. Yılında Yahya Kemal Beyatlı, Marmara Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul-1984. 3.Beşir AYVAZOĞLU, Bozgunda Bir Fetih Rüyası, Kabalacı Y, 2001, 2. baskı. Ötüken, 2004, 4. Ahmet Hamdi TANPINAR, Yahya Kemal, Dergah, 2003. 6. Nihad Sami BANARLI, Yahya Kemal Yaşarken, Kubbealtı.7. Cahit TANYOL, Yahya Kemal. Remzi.

(7707)