Nazım Hikmet Ran, Memleketimden İnsan Manzaları

0
341

TANITIM: Roman hayatı, sinema görüntüleri yansıtır. Nâzım Hikmet Memleketimden İnsan Manzaraları adlı beş kitaplık 536 sayfalık eserinde hem roman sanatındaki kişileştirme, hayatı yansıtma hem de sinema sanatının görüntüleri hareketli aktarışını kullanır. Önce şiir sonra insan hikâyeleri ve hareketlilik. 1942’de Kemal Tahir’e yazdığı mektubunda eserinin hem şaşkınlık hem de bilinçlenmeyi gerçekleştirmeye çalıştığını belirtir. Kitapların içeriğini şu cümlelerle anlatır:

“Şemacılıktan kurtulmak için insanları mümkün mertebe çok taraflı olarak vermeğe çalışmak lazım. Şimdi gelelim teknik plana.

1.Birinci kitap lümpen proleter, proleter, küçük burjuva sınıflarının takdiminde bir mukaddime ve hazırlıktır. Burada birkaç esas şahsiyetle de şöyle böyle tanışırız.

2.İkinci kitap, küçük burjuva ve burjuva sınıflarının takdiminde bir mukaddimedir. Buraya bir vakıayı sonuyla, neticesiyle de aydınlatmak için “Milli Destan” girecektir. Nasıl gireceğini tespit ettim. Sana sürpriz olsun diye yazmıyorum. Bu ikinci kitapta da bazı şahsiyetlerle tanışırız.

3.Birinci kitapla ikinci kitaptaki şahsiyetler, birbirleriyle karşılaşmadan önce kâh birinci tren kâh ikinci tren –ikinci kitabın sonunda- ele alınarak kıyasa başlanır.

4.Üçüncü ve dördüncü kitap birinci ve ikinci kitapların inkişafıdır. Bir Anadolu kasabası bir köy ve şehirde (şehir İstanbul)… İşte teknik plan bu. Bu davayı sonuna erdirebilmek için hesap ettim irili ufaklı 300 kadar insan –muhtelif ölçülerde- perdeye çıkarıp gerisin geri çekmek lazım gelecek. İçlerinden bazıları perdeye zaman zaman sonuna kadar çıkacaklar. Fakat bu sırf ikinci bir alaka unsuru temin için bir çeşit hünerbazlıktır.”

17 000 dizelik eserde 1920–1940 arasındaki toplumun durumu Kurtuluş Savaşını da kapsayacak biçimde verilirken İkinci Dünya Savaşı sonunda yenilgiye uğrayacak Alman Nazizminin zararları da vurgulanır. Haydarpaşa’dan kalkan trenler Anadolu’ya insanlar askerler taşır. Nazım Hikmet Balzac’ın portrelerinden etkilendiğini belirtir. Gerçekten de ana eserde sürekli kişiler, aileler, yurdun bölgeleri anlatılır, tanıtılır. İnsanları karşıt amaç ve duygularla bir araya getirir. İnsanı yücelten sevgi, dostluk, erdem, yurtseverlik, cesaret, gelecek güzel günlere adanmışlık gibi değerleri temsil eden kişilerin karşısına para ve mal tutkusu, bencillik, korku, güçsüzleri ezme ve sömürme gibi kötü özelliktekileri koyar. Böylece namuslu-namussuz, iyi-kötü, gerçek yurtsever-satılmış aynı kompartımanda yolculuk edebilir.

ŞİİRLER:

( Galip Usta, 15.45 katarının yolcularını: küçük memurlar, acılı köylüler, vurguncular, öğrenciler, mahkumlar… tanıtırken Ankara ekspresininkileri de Hasan Şevket bir kamera gibi yolcuları görüntüler: Aydınlar, yazarlar ve çizerler, mebuslar, politikacılar, doktorlar, hukukçular, yabancı serüvenciler ve iş adamları…)

510 numaralı üçüncü mevki vagon.

Kadınlar bölmesi.

Yedi yolcuydular.

En ihtiyarları oturuyordu

pencerenin solunda

Siyah yeldirmesinin içinde

kalın kemikleri kalmıştı yalnız.

Çok uzun boylu

beyaz

ve kaşsızdı.

Yanaklarının eti yoktu.

Ağzı geniş ve buruşuktu

kapalıydı sıkı sıkıya

hiçbir zaman açılmamış gibi.

Düşünüyordu rahmetli Şerif Ağa’nın karısı,

Düşünüyordu Ratip ile Yakup’u.

Ağzı ve karanlık kımıldanan bir düşünceydi bu

yıldızsız, sıcak bir gecede

ıslak sazlıkları hışırdatıp…

Öz oğluydu Ratip,

Üveydi Yakup,

Biri toprakta

Hapiste biri.

Yakup öldürdü Ratip’i.

Düşünüyordu Rahmetle Şerif Ağa’nın Karısı

Düşünüyordu Şahende Hanım.

Ölen oğluna acımıyor.

Ömründe hiçbir şeye acımadı zaten,

yalnız bir kere

bir uzun mahmuzlu horozun ölümünden başka.

Ve bu dünyada hiç kimseyi sevmedi.

Sıcak bir rahatlıkla açılmadı bir kere olsun

beyaz kansız eti aşka.

İnsansız batan bir gemi gibi

Korkunç yalnızlığını taşıyarak

Her gün biraz daha indi dibe.

 

(Halil’in kişiliği, suçu Nazım Hikmet’e benzer. Onüç yıllık hapis hayatı Halil’i değeştirmez, inancı daha kuvvetlidir.)

Senden iki yaş gençtim. Fuat, bu işe girdiğim zaman

En olmaz, şeyi düşünen,

en ağır fedakârlığa hazır,

dehşetli merhametli,

müthiş merhametsiz,

ve lirizme düşman,

ve bir hayli romantik

kusurları ve meziyetleriyle velhasıl

delikanlı bir münevverdik

Sen anlamazsın,

şükür ki amelesin,

Süleyman anlar.

Halkın kokusunu ilk aldığı

kitleye ilk geldiği zaman

bir tuhaf tezattır münevver delikanlılar:

bir yandan topyekûn inkâr eder fed olarak kendini,

yine kendi kendiyle uğraşır öbür yandan.

Ben de kendi kendime sorardım:

-Her, şeyini vermeye hazır mısın, Halil?

-Evet.

-Gözlerini?

-Evet.

Kör olduktan sonra da, yazarlar,

Kör olduktan sonra da dövüşmek kabil…

 

(Kartallı Kâzım, Yaylalar köylü Kâzım Ağa da trenin tekerlek tıkırtılarının sesiyle seferberlik yıllarına gider.)

“Memetçik” diye düşünüyor,

“Memetçik, Memet,”

Ve teker teker

kesilmeden tekrarlıyor tıkırdayan tekerlekler

(git gide daha çabuk, git gide daha sert):

“Memetçik, Memet,”

“Memetçik, Memet,”

Ve seferberlik yılları, memedin yüzü,

simsiyah çalılara lime lime takılarak

karanlıktan zorla çekilip çıkarılarak

bir uzun SEVKİYATTA gözüküyor Kâzım’a.

Günün rahatlık duygusu neden bu kadar kolay?

Geçmiş felâketi hatırlamak neden bu kadar güç?

Pozantı’da gardıfrendi Kartallı Kâzım

Sene üç yüz otuz üç…

(Emin ÖZDEMİR, 100. Doğum Yıl Dönümünde Nâzım Hikmet’e Armağan, Kültür Bakanlığı, Ankara 2002,)

Nazım Hikmet RAN (1902-1963) Şair, tiyatro, roman, mektup, eleştiri yazarı.

Selanik’te doğdu, Heybeliada’da okudu,hasatalanınca raporla askerlikten uzaklaştırıldı (1921). Üç yıl Moskova’da bir üniversitede ekonomi politik okuyup yurda döndü.Gazete, dergi ve sinema yapım işlerinde çalıştı.1938’de Harp Okulu’ndaki aramadan dolayı tutuklanıp 28 yıl hüküm giydi. 1950 affına kadar hapishanelerdeydi. Hayatını tehlikede görerek 1951’de deniz yoluyla yurttan kaçtı, Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Rusya, Polonya, Bulgaristan, Fransa’da yaşadı.Ölünce Moskova’ya gömüldü. Ölçülü uyaklı şiiri bırakarak Mayakovski gibi ses tekrarlı, kesik cümleli, basamaklı dizeli ve sosyal içerikli şiirler yazdı. Ağacamii heceli,uyaklı düşmanın Beyoğlu’ndaki taşkınlıklarından doğan üzüntüsünü anlattığı şiiridir. Açların Gözbebekleri ise Batum çevresindeki yoksulların içerik ve biçimce yeni tarzda anlattığı şiiridir.

Şiir : (de, Adam, Yapı Kredi yayınları bütün eserlerini bastı.) 835 Satır, Sesini Kaybeden Şehir, Simavna Kadısı Şeyh Bedrettin Destanı, Kuva-yı Milliye, Memleketimden İnsan Manzaraları.

Tiyatro: Kafataaası, Ferhat ile Şirin, Yolcu. Roman: Kan Konuşmaz, Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim.

KAYNAKÇA: 1. hzl. Editör Alpay KABACALI, 100. Doğum Yıl Dönümünde Nâzım Hikmet’e Armağan, Kültür Bakanlığı, Ankara 2002, 526 sayfa., 2. Afşar TİMUÇİN, Nâzım Hikmet’in Şiiri, 5.b. 2002, 3. Ahmet KABAKLI, Nâzım Hikmet, 2002. 4. Ergun GÖZE, Peyami Safa- Nâzım Hikmet Kavgası, 6.b. 1996. 5. Memet Fuat, A’dan Z’ye Nazım Hikmet, 2002. 6. Nedim GÜRSEL, Nâzım Hikmet ve Geleneksel Türk Yazını, 1992. 7.Vâla Nureddin Bu Dünyadan Nazım Geçti, 7.b.1999. 8. Zekeriya SERTEL , Nazım Hikmet’in Son Yılları, 3.b. 2001.

(5835)