Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları

0
391

TANITIM: Memleket edebiyatı, İstanbul yerine Anadolu ve insanlarının anlatılmasıdır. Milli Mücadele yıllarında birçok İstanbullu şair ve yazar Ankara gibi bozkır kasabasına gelip eserler verdiler. Faruk Nafiz, bu genç şairlerdendir. Ulukışla’dan Araplı Beli’ne, Araplı Beli’nden İncesu’ya, İncesu’dan da Kayseri’ye üç günlük yolculuğunu anlattığı Han Duvarları ölümsüz eseridir. Nihad Sami Banarlı’nın düzenlediği kitapta 125 şiir seçilmiş. Heceyle yazılanlar çok, aruzla yazılmışlar ise azdır. Üç bölümdür:

1.Memleket Şiirleri: Anadolu coğrafyası, tabiatı, insanının özelliklerinin işlendiği bu bölümdeki şiirlerin dili daha sadedir. Güzelleme, koçaklama gibi halk şiiri türlerine uyan metinler fazladır. 38 şiirin önemlileri: Han Duvarları, Sanat, Çoban Çeşmesi, Ali, Ayşe Sana, Çankaya, Yeni Kerem, Dağlar, Kızıma.

2.Aşk Şiirleri. Gurbet, yalnızlık, sevgiliyi özleyiş, tabiat gibi temaların işlendiği bu bölümde 51 şiir yer alır. Aruzla yazılanlar bu bölümde daha çoktur. 39 şiirden birkaçının adı: Kadın, Koşma, Serenat, Kış Bahçeleri, yalılar, heyecan ve Sükun, Hüsn ü Aşk, Gençlik, Oğluma, Suda Halkalar, Gazel.

3. Rübailer (Adalardan Kıtalar): Rübai düşünce, dünya görüşü temasına yer verilen bir kıta olan şiir biçimidir. Yahya Kemal’i beğenen Faruk Nafiz onun gibi kıtalar yazar. 1960’dan sonra yazılan bu şiirlerde sitem, ölümsüzlük, edebiyat gibi konuları ele alır.36 rubasından bazılarının adları: Yassıada, Ölümsüz, Kılıç ve Kalem, Postacı, Ey Dante, Van Gogh, Ana Dili.

ŞİİRLER:

SANAT

Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,

Bizim diyarımız da binbir baharı saklar!

Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek,

İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar.

 

Sen kubbesinde ince bir mozayik arar da

Gezersin kırk asırlık bir mabedin içini,

Bizi sarar bir sülüs yazı görsek duvarda,

Bize heyecan verir bir parça yeşil çini…

 

Sen raksına dalarken için titrer derinden

Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin,

Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden

Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin.

 

Fırtınayı andıran orkestra sesleri

Bir ürperiş getirir senin sinirlerine,

Istırap çekenlerin acıklı nefesleri

Bizde geçer en hazin bir musiki yerine!

 

Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun

Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini,

Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun

Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini…

 

Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken

Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz.

Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken

Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz!

AYŞE SANA

Saklıyor içinde yüzen hayali

Ne zaman gözlerin yaşlansa, Ayşe!

Diyemem boynuna olsun vebâli

Sevdiğin o güzel çobansa, Ayşe!

 

Gönlünü yorarak bütün bütüne

Benzedin sararmış yaban gülüne.

Güvenme sana and içtiği güne,

Ya bütün sözleri yalansa, Ayşe?

 

Canına karışmak istiyor canı

Kim görse bu güneş başlı çobanı.

Günyüzlü Zeyneb’in çekildi kanı,

Gözyaşı döküyor Kezban’sa, Ayşe.

 

Çobanın bir kızıl yele saçları,

Ateştir, alınmaz ele saçları,

Ah hele saçları, hele saçları…

Yakar parmağına dolansa, Ayşe!

 

Ayşe, kaç çobandan, tehlikelidir,

Kendini ateşe atan delidir.

Kuşlara emniyet etmemelidir.

Buluştuğunuz yer ormansa, Ayşe!

 

O ne, birdenbire karşımda soldun,

Bir anda boşaldın, bir anda doldun?

Yoksa, dün çocukken, ana mı oldun?

Yanarım kederin bundansa, Ayşe!

KOŞMA

Kirpiğine sürme çek,

Kına yak parmağına:

Bu yıl yaşın girecek,

Kız, gelinlik çağına…

 

Anlatıyor duruşum,

Ben sana vurulmuşum;

Ko, düşsün gönül kuşum

Saçlarının ağına.

 

Yaş olsam gözden akmam,

Göz olsam gayre bakmam.

Vatanımsın, bırakmam

Ellerin kucağına!

POSTACI

Duymamış, belli, hayatında bir eş hasretini;

Yaşamış taş gibi, toprak gibi, mahrûm acıdan.

Ne bilir bir kâğıdın canlara can kattığını?

Başımız dertte şu her gün geciken postacıdan!

ANA DİLİ

Hangi sözlerle ninem(annem) gönlünü açmışsa bana,

Ben o sözlerle gönül vermedeyim sevgilime.

Sözlerim ninni kadar duygulu olmak yaraşır,

Bağlıdır çünkü dilim gönlüme, gönlüm dilime.

 

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL (1898-1973) Şair, oyun, mizah yazarı.

İstanbul’da ilk, orta ve lise eğitimini tamamlayıp İ. Ü. Tıp Fakültesinde okudu.1913’ten ölümüne dek şiir yazıp yayınladı. 1913-1923 arasındaki şiirleri daha çok beğenildi. 1930’larda tiyatro oyunları kaleme aldı. Mizah dergilerinde de taşlamaları çıkıyordu. 1922’de İleri gazetesinin temsilcisi sıfatıyla Ankara’ya gelen şair Kayseri Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak atanır. Ankara ve İstanbul’un önemli liselerinde öğrencilerine şiir sevgi ve zevkini aşılar. Öğrencisi Behçet Kemal ile Onuncu Yıl Marşı’nı yazar. Şiirin ölçülü, uyaklı ve geleneğe uygun olmasını ister. Şen, yaşama sevinci güçlü şairimizin eserleri İnkılap Kitabevi’nce basılmıştı.

Şiir: Şarkın Sultanları, Dinle Neyden, Çoban Çeşmesi, Tatlı Sert. Tiyatro: Canavar, Akın, Kahraman, Yayla Kartalı. Roman: Yıldız Yağmuru, Ayşe’nin Doktoru.

KAYNAKÇA: 1.Nihad Sami BANARLI “Faruk Nafiz Çamlıbel ve Han Duvarları” Han Duvarları Atlas 1976. 2. Cevdet Kudret, Faruk Nafiz’in Şiiri ve “Han Duvarları”nın Kaynakları Üzerine Notlar, Bir Bakıma, İnkılap, İstanbul 1977. 3. Necat BİRİNCİ, Faruk Nafiz, Boğaziçi, İstanbul 1993.

(6491)