Divan Şiirinden Seçmeler

0
490

TANITIM: 10. yüzyıldan sonra Müslümanlığı benimseyen Türkler, İran edebiyatını örnek alarak aruz vezni beyit nazım birimiyle gazeller, mesneviler yazdılar. Böyleve dilde, biçimde ve içerikte değişiklik oldu. Eserler Bey’e, Padişah’a sunulurdu. Toplantı yeri de Divan diye adlandırılmıştı. Divan edebiyatı yüksek topluma mensup seçkinlerin oluşturduğu 11.-19. yüzyıl edebiyatıdır. Divan adlı bütün şiirlerin bölümleri belli, şiirlerin sırası da uyağına, redifine göre idi. Kurallara uyularak biribirine benzeyen bu şiirler klasik edebiyat diye de isimlendirilmekte. Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig adlı eseri aruzla mesnevi biçimiyle yazılmıştır. Dili yabancı etkisinde değildir. Mevlâna’nın Mesnevi isimli eseri 13. yüzyıldan sonraki şairlere örnek oldu. Ahmet Paşa, Zati, Şeyhi gibi kurucu şairlerden sonra Fuzuli taşranın sesi, Baki İstanbul Türkçesinin geliştiricisi oldular. 17. yüzyılda düzyazı eserlere de önem verildi. Nabi’nin öğretici, Nef’i’nin yergici, Şeyh Galip’in simgeci ve Nedim’in coşkunlukçu şiir çığırları sonrakilerce örnek alındı.

ŞİİRLER:

AHMET PAŞA- GAZEL

Gül istedim diken oldu yerim ne çare kılam

Meğer libas-ı hayatımı pare pare kılam

 

N’olaydı sihr bileydim ki hicre doymak için

Yüreğimi yüreğin gibi seng-i hare kılam

 

Eğer sitareye hükm olsa valsın ey mehru

Yaşımla ruz ü şeb âfâkı pür sitare kılam

 

Dedim ki yâre kulum dedi bu sözü diyenin

Kesem kalem gibi başın dilin de pare kılam

 

Dedim teveccüh edip öldür Ahmed’i dedi

Bu kâr-ı hayre ne lâzım ki istihare kılam

 

FUZULİ- LEYLA İLE MECNUN (Mesnevi)

Gördü ki bir avcı dam kurmuş

Damına gazâller yüz urmuş.

Bir ahu esir-i damı olmuş

Kan yaşı kara gözüne dolmuş.

Boynu burulu, ayağı bağlu,

Şehlâ gözü nemlü, canı dağlu..

Ahvaline rahm kıldı Mecnun

Baktı ona, döktü eşk-i gülgûn

Gönlüne katı gelip bu bîdad

Yumşak yumşak dedi ki:-Sayyad!

Rahmeyle bu müşgbu gazale!

Rahmetmez mi kişi bu hale?

….

Sayyad! Bana bağışla kanın,

Yandırma cefa oduna canın!

Sayyad dedi:- Budur maaşım,

Açman ayağın giderse başım.

NEFİ- HİCİV

Sen kadar düşmen-i devlet mi hınzır

Ne durur saltanatun sahibi bilmem a köpek

Addolunsa eğer esbab-ı nizam-ı devlet

Seni katl eylemedür cümleden akdem a köpek.

SURURİ- TARİH (1780)

Ey Sururi, nereden istersen

Busemi al! Dedi dildar bana.

Söyledim ağzın öpüp tarihin:

Verdi bir buse bugün yâr bana.

NÂBİ- KITA

Erzan meta-i fazl ü hüner ta o denlü kim

Bin marifet zamanede bir aferinedir.

Ebna-yı dehr her hünere aferin verir,

Ya Rab, bu aferin ne tükenmez hazinedir!

NEDİM- GAZEL

Çoktan ey saki gelip sinemde mihman olmadın

Derdime destindeki sagarla derman olmadın

 

Mahsın mehten güzelsin belki amma neyleyim

Ah bir şeb bürc-ü âguşumda tâban olmadın

 

Hayli demdir kim belin kucmağa kasdettikçe ben

Naz ile benden yine bana girizân olmadır

 

Kande buldun böyle dikleş nazmı hayranım Nedim

Cam-ı mey nuş etmedin hembezm-i cânan olmadın.

 

KAYNAKÇA : 1.Ali Nihat TARLAN, 2. İskender PALA, 3. Necmettin Halil ONAN, 4. Mustafa Kaya İSEN, 5. Amil ÇELEBİOĞLU’nun incelemeleri ve güldesteleri

(8130)