Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş

0
292

TANITIM:  Hececi ve gelenekçi şiir anlayışına uyarak ilk eserlerini yazan Cahit Sıtkı yalnızlık, ölüm korkusu, aşk, çocukluk, tabiata hayranlık, Atatürk ve Mehmetçik’e övgü gibi temleri  işledi. Ömrümde Sükut, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel ve Sonrası adlı dört şiir kitabındakilere Asım BEZİRCİ dergi ve gazetelerde yayınlanan 35  şiiri de ekleyerek BÜTÜN ŞİİRLERİ  hazırladı. Otuz Beş Yaş,  1946 CHP Şiir Yarışması’nda birinci seçilince ünlü oldu. Varlık Yayınları OTUZ BEŞ YAŞ, DÜŞTEN GÜZEL, SONRASI 1946-1982’te 14 baskı;  BÜTÜN ŞİİRLERİ drl. Asım BEZİRCİ 1983-2004’te 23 baskı.

 

 ŞİİRLER :

ÖMRÜMDE SÜKUT

Çıngıraksız, rehbersiz deve kervanı nasıl,

İpekli mallarını kimseye göstermeden,

Sonu gelmez kumlara uzanırsa muttasıl,

Ömrüm öyle esrarlı geçecek ses vermeden.

 

Ve böylece bu ömür, bu ömür her dakika,

Bir buz parçası gibi kendinden eriyecek.

Semada yıldızlardan, yerde kurtlardan başka,

Yaşayıp öldüğümü kimseler bilmeyecek!

 

BEN ÖLECEK ADAM DEĞİLİM

Şevket Rado’ya

Kapımı çalıp durma ölüm,

Açmam;

Ben ölecek adam değilim.

 

Alıştım bir kere gökyüzüne;

Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.

Sıkılırım,

Kuşlar cıvıldamasa dallarında,

Yemişlerine doyamadığım ağaçların,

Yağmur mu yağıyor,

Güneş mi var,

Fark etmeliyim

Baktığım pencereden.

Deniz görünmeli çıksam balkona.

Tamalamalı manzarayı

Karlı dağlarla sürülmüş tarlalar.

Ekmekten olamam doğrusu,

Nimet bildiğim;

Sudan geçemem,

Tuzludur teneffüs ettiğim hava.

Ya nasıl dururum olduğum yerde,

Öyle upuzun yatmış,

İki elim yanıma getirilmiş,

Hareketsiz,

Sükûta râmolmuş;

Sanki devrilmiş bir heykel?

Ellerim ne der sonra bana?

Soğumuş kalbime ne ceap veririm?

Utanmaz mıyım ayaklarımdan?

 

Kalkmalayım,

Dolaşmalıyım,

Sokaklarda, parklarda.

El sallamalıyam

Giden trenlere,

Kalkan vapurlara.

Bilmeliyim,

Gölgelerin boyundan,

Saatin kaç olduğunu.

Islık çalmalıyım.

Türkü söylemeliyim

Yol boyunca,

Keyfimden ya hüznümden.

Geçmiş günlerimi hatırlamalıyım,

Dalıp dalap akarsuya,

Hayaller kurmalıyım,

Güzel geleceğe dair.

Yanımdan geçenler olmalı,

Selâm almalıyım;

Robenson’u düşünmeliyim,

Garipliğini:

Şükretmeliyim

İnsanlar arasında olduğuma.

Nedir ki eninde sonunda ölüm?

Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?

Kapımı çalıp durma ölüm,

Açmam;

Ben ölecek adam değilim.

 

GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN

Ne doğan güne hükmüm geçer,

Ne halden anlayan bulunur;

Ah aklımdan ölümlüm geçer;

Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

 

Ve gönül Tanrısına der ki:

-Pervam yok verdiğin elemden;

Her mihnet kabulüm, yeter ki

Gün eksilmesin penceremden!

DESEM Kİ…

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,

Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,

Sssende seyrediyorum denizlerin en mavisini,

Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,

Ssenden kopardım çiçeklerin en solmazını,

Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,

Sende tattım yemişlerin cümlesini.

 

Desem ki sen benim için,

Hava kadar lâzım,

Ekmek kadar mübarek,

Su gibi aziz bir şeysin;

Nimettensin, nimettensin!

Desem ki…

İnan bana sevgilim inan,

Evimde şenliksin, bahçemde bahar;

Ve soframda en eski şarap.

Ben sende yaşıyorum,

Sen bende hüküm sürmektesin.

Bırak ben söyleyeyim güzelleğini,

Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.

Günlerden sonra bir gün,

Şayet sesimi fark edemezsen,

Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,

Bbil ki ölmüşüm.

Fakat yine üzülme, müsterih ol;

Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,

Ve neden sonra

Tekrar duyduğu gün sesimi gökkubbede,

Hatırla ki mahşer günüdür

Ortalığı düşmüşüm seni arıyorum.

 

DÜŞTEN GÜZEL

İlktir baharın gönlümce geldiği

İlktir hem sarhoş hem ayık olduğum

Bir gerçek içindeyim düşten güzel

Sevdiğim gülüyor yanıbaşımda

 

Aşkından talihimin düzeldiği

Ssen gökte ararken yerde bulduğum

Bir sende gördüm ince ruh ince bel

Sende murada erdim kırk yaşımda

 

MEÇHUL ASKER

Hangi tarlayı sürmeye kalksam

Sapanıma takılan bu kemik

Bir pırıl pırıl ki güneşte

Alnımızdan ak

 

Göğe çıkar gibi düştüğün yerlerdir

Çanakkale Sakarya Dumlupınar

Haktın vazifeydin namus ve şeref

Mert kapılarında Varşova’nın

 

Bir yanda yaptıkların destanlar dolusu

Bir yandan sürüp giden nankörlüğümüz

Doğrusu yüzüm yok çiçek getirmeye

Dağ  taş bellediğim mezarına

Cahit Sıtkı TARANCI (1910-1956) Şair, edebi mektup yazarı.

Doğduğu Diyarbakır’da ilkokulu bitirince orta okulu  İstanbul’da Saint Joseph’te, liseyi de Galataasaray’da okudu. 1931’de başladığı Mülkiye Mektebi (Siyasal Bilgiler) öğrenciliği ile 1939’da Paris’te Siyasal Bilimler’deki  öğrenimi yarıda kaldı. Anadolu Ajansı’da ve başka devlet kudruluşlarında çevirmenlik yaptı. 1951’de velendi. 1954’ten sonraki günleri  hastalıkla geçti.  Varlık Yayınlarının ilk kitabı 1946’da basılan OTUZ BEŞ YAŞ’tır. Ziya’ya Mektuplar, candan arkadaşı Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplarıdır ki şiirlerini anlmak için okunmalıdır.

Şiir: Otuz Beş Yaş, Ömrümde Sükut, Düşten Güzel, Sonrası. Mektup: Ziya’ya Mektuplar.

KAYNAKÇA:1. Muzaffer UYGUNER 1966 2. Güngör GENÇAY 1964, 3. Şevket BEYSANOĞLU, 1969, 4.  Gültekin SAMANOĞLU 1971, 5. İlhan GEÇER 1977,

(4682)