Cemil Meriç, Bu Ülke

0
396

TANITIM: Mensur şiir gibi yazılan eser özlü oluşu ve Batı edebiyatı, dünyası ile Doğu dünyası ve Türk edebiyatını karşılaştırmasıyla etkilidir. “Hisar” dergisinde “Fildişi Kuleden” başlığıyla yazdığı denemelerini, makalelerini kitaplaştırdı.

ÖZET, BÖLÜMLERİ:

I. SİHÂM–I  KAZÂ :

BABİL 1. Sağ ile sol, 2. Gerici kim? 3. kelam, bütünüyle haysiyettir 4. Argo, 5. Bizim Kapitol’ümüz yok, 6.Kamûs, bir milletin hafızası, 7. Penelop’un örgüsü, 8.Her Kemal yeni  9.Yobaza düşmanlık 10. İzm’ler, 11. Bu firar bir Kaabil kompleksi, 12. Sen bir az–gelişmişsin, 13. Avrupa’nın yeni bir ihraç metâı, 14. Asaletini kaybeden irfan, 15. Dergi hür tefekkürün kalesi 16. Batı dergileri, 17. Bizde hiciv yok, 18. Divan edebiyatında roman, 19. Türk Teceddüd edebiyatı

MÜSTAĞRİB’LER 1. Su alan gemi, 2. Bir imparatorluğun anatomisi, 3. Müstağrib, 4. İrfan’a kaçış, 5. Yunan’a kaçış, 6. İran’a  kaçış, 7. Garib bir milliyetçi, 8. Le Bon’perestler

II. BİZ ve ONLAR 1. Bir anonim şirket, 2. Demokrasi ve İslamiyet, 3. Din afyon mudur? 4. İnananlar kardeştir, 5. Düşmanlarımızın tanrısı, 6.Bir insan yaratmak, 7. Kutuplar, 8.Der sergüzeşt–i Caliban, 9.Yeni bir ideoloji, 10.İki düşman kardeş, 11. Doğu despotizmi, 12. Şiddet“ Avrupa’nın tanrısı, 13. Testideki ay, 14. Çağdaş uygarlık düzeyi ve İsa Efendimiz, 15. Yogi ile komiser.

III. FİLDİŞİ KULE’DEN Kelime 1–4, Kitab 1–9,  Münzevi yıldızlar 1–5, Bâki kalan 1–25.

METİN: MÜSTAĞRİB

“Tanzimat sonrası Türk aydınına en çok yakışan sıfat: müstağrib. Edebiyatımız bir gölge-edebiyat; düşüncemiz bir gölge-düşünce. Üç edebî nevi itibardadır: Taklit, intihal, tercüme.

Ama zirvelerin hiç birini tanımıyorduk. Avrupa’yı Avrupa yapan düşünce fâtihleriyle temasımız yasaktı. Haşet kitapevinden ibaretti Avrupa’mız, girdapları olmayan bir kıta, tezadsız ve tek boyutlu; bir kartpostal Avrupa’sı. Coğrafyamızda tek kıta vardı, kafatasımızda tek yarım küre. Türkçe konuşan birer Fransızdık.

Cedlerimiz Avrupa’yı ehlîleştireceklerini ummuşlardı. Namık Kemal bir fetih hülyasıdır. Nâmık Kemal ve nesili… Asya’nın akl-ı pîrânesiyle Avrupa’nın bikr-i fikrini evlendirmek. Bu cihangirâne ihtiras, yerini rezîl bir zevkperestliğe bıraktı. Genç Batı’nın her nazına, her cilvesine katlanan ihtiyar birer âşık olduk.

Avam anlayamaz bizi diyorduk; avam, yani kendi insanımız, tarihin ve edebiyatın dışındadır. Kendini KADER’e hapsetmiş. Yükselen bir medeniyet için kurşun işlemez bir zırh olan kader inancı, çöken bir toplum için yüklerin en ağırıdır. Yığını kavganın, yani hayatın dışına iten bu teslimiyetin kaynağı tevekkül değil, tereddîdir. Ve… kaçıyorduk.”

( Cemil Meriç, Bu Ülke, İstanbul 1974, s.49)

(5845)