Abdülhak Şinasi Hisar, Boğaziçi Mehtapları

0
233

TANITIM VE BÖLÜMLERİ: Boğaziçi’ni ayrı özel bir medeniyet sayan yazar zevklerdeki inceliği ve sanat düşkünlüğünü işler. Ancak tabiatın güzelliği ve aylı zamanlardaki büyüleyiciliğini de unutmaz.

Hazırlanış: Boğaziçi kültürünün, medeniyetinin oluşumu, kendi başlarına yaşayan insanlarda tabiat sevgisi ile musiki tutkusunun görülmesi.

Toplanış: Boğaziçi’nde yapılacak müzikli gezintiye kayık ve sandallarla hazırlanma ve  mehtap gezintilerine yönetim karşıtlarının, seçkinlerin ve din görevlilerinin katılmayışı.

Musiki Faslı: İki yakayı seslerle bağlayan ünlü okuyucu ve çalgıcılar.

Sükût Faslı: Sazların, okuyucuların ara vermesi veya bitişteki sessizlik sırasında uyanan duygu ve çağrışımlar.

Aşk Faslı:  Müziğin etkisiyle oluşan ruh ikliminde insanın aşkla ilgili duygu ve hayalleri.

Dağılış: Boğaziçi seçkinleri, mehtabın ve müzikli gezintilerin sonunda hüzünlüdür. Bazı dönemlerde bu toplantılar yasaklanır. Abdülhak Şinasi Hisar, güzel zamanın sona ermesini, İstanbul’un değişmesini anlatır.

Hatırlayış: 1941-1942 yıllarında Varlık dergisinde yayınlanan yazıların bu son bölümünde yazar çocukluk ve gençlik zamanının geride kaldığını belirtir. O uzak, güzel Boğaziçi Mehtapları’nı hatırlar, özler, anar.

METİN: TABİAT SEVGİSİ

Boğaziçi yalılarında oturanların çoğu, kışın İstanbul’a inerler ve Nisan sonu, Mayıs başında yine Boğaziçi’ne dönerlerdi. Taşıdıkları eşyaların ağırlıklarından başka hiçbir hususiyetlerne alâka göstermeyen, ağırları yüklenirken iniltili sesler çıkaran, fakat ağır olmayanları da bu hafifliklerini yine tasvip etmeyen bir eda ile kaldıran, eşya az gelmiş gibi, üstelik bir de ağır semerlerini taşıyan hamallar bu göç işini üzerlerine alırlar, kısa bir zaman için, en mahrem eşyalarımız bile sanki onların olur ve biz yalnız, kalplerimizde taşınacak sevinçler kalırdı. Sonra bütün denkler, sandıklar, hararlar, bohça hizmetini gören yatak çarşafları ve kilimler, en ufaklarından başlayarak iç içe konmuş sahanlar, tencereler, leğenler, lengerler, kazanlar ve üstleri bile örtülmemiş birçok büyük eşyalar, huy ve mizaçlarıyla birbirinden en uzak sanılacaklar yanyan gelerek, birbirlerine oyun oynar gibi saklanarak, garip bir tarzda birleşirler ve birtakım devlerin ganimetleriymiş gibi büyük cüsseleriyle, yalıların odalarını ve sofalarını  kaplarlardı.  ….

Her sene yalıya dönünce baharın genç tenli, uzun boylu, mavimtrak günlerine kavuşurduk.Hayat sanki yeniden doğar, ağaçlar yeşillenir, beyaz ve pembe çiçeklerini ve erguvanlar da lâlden (kırmızı) alevlerini açarlar. Çiçek kokularıyla dolgunlaşan hava gönlümüzü bir saadet va’diyle kaplar. Hayatları hâlâ tabiatın lutfuna veya kahrına göre kurulan insanların ruhlarında ezelî bir ferahlık çağlar. Günler mavimtrak saatlerini gönüllerin üstünden hayatın musikisini söyletmek için bir mızrap gibi geçirir ve kuş cıvıltılarıyla dolu, bir çocuk neşesi tadındaki saffetli sabahların, sevilen gözler gibi tesir eden, seven bir kalp gibi dolgun ve durgun akşamların ve menekşeden örülmüş gecelerin şiirli silsilesi başlar….

Boğaziçi’nin hemen kendine mahsus gibi görünen kuşları da vardı: Gündüzleri. Sulara kanatlanmış köpükler gibi konup kalkan beyaz martılar ki, sesleri sanki dolgun bir tadın fazla gelerek dökülüşüyle mavi havayı yırtar. Önünüzde suya dalıp kaybolarak tâ uzakta meydana çıkan karabataklar. Boğaz’ın üstünde ancak kanatları suya değmeyecek kadar alçaktan ve birbiri ardından sıralanmış uzun bir zincir halinde uçan ve saldıkları gölge sularda güya hiç kımıldamayan bir şerit halinde uzayan yelkovan kuşları. Yalıların alt kat direklerinden birinin üstünde her sene aynı yuvayı yapan, öteye-beriye aceleyle uçup gelen tezcanlı, tiz sesli kırlangıçlar. Geceleri de bütün bu içli tabiatın romantik hislerini sanki tarıyarak onları uzun uzun ruhlara aşılayan, ulvî sesli bülbüller.”

( Abdülhak Şinasi Hisar, Boğaziçi Mehtapları, 3. bs. 1967, s.35,39, 44)

Abdülhak Şinasi HİSAR (1883-1963)

Boğaziçi Mehtapları’nın baskıları: 1955 , 1967 (Varlık), Ötüken. 318 sayfa..

KAYNAKÇA:1.Sermet Sami UYSAL, Abdülhak Şinasi Hisar, İstanbul 1961. 2. Necmettin TÜRİNAY, Abdülhak Şinasi Hisar, Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul 1988.

(4026)