Sadi, Gülistan

0
398

Tanıtım ve Özet: Manzum ve mensur karışık bir öğüt eseridir. Bir başlangıç ile birlikte sekiz bölümdür. Bölümlerin adları:

 Hükümdarların tabiatı,

Dervişlerin ahlakı,

Kanaatin fazileti

 

Susmanın faydaları

Aşk ve gençlik

Zayıflık ve ihtiyarlık

Terbiyenin tesiri

Sohbetin kuralları,

Yüzyıllarca Farsça ders ve ahlak kitabı olarak okutulan Gülistan’da Sadi’nin yaşadığı gerçek bir olayla hayali hayvan hikâyesini, fablı; şaka ile bilgelik; simge ile gerçek bir aradadır.

 METİN: KÖYLÜ ÇOCUĞU İLE PADİŞAH

Padişahlardan biri söylenmesi bile kötü bir hastalığa yakalanmıştı. Bazı Yunan bilgeleri “hastalığa ancak şu nitelikleri taşıyan bir insanın ödü(safra kesesi) iyileştirir.” Dediler.

 Padişah buyurdu; aradılar taradılar, bilgelerin tariflerine uygun bir köylü çocuğu buldular. Hükümdar çocuğun anasını, babasını çağırdı, onlara sayılamayacak kadar çok bağışta bulundu. Kadı da “Padişahın vücudunun esenliği için halktan birinin kanını dökmek dine uygundur” yazılı belgesini verdi. Cellât da çocuğu öldürmeğe hazırlandı.

 Çocuk gökyüzüne bakarak gülümseyince padişah sordu:

 -Bu halinle niçin gülüyorsun? Çocuk dedi ki:

-Evlatların nazlarını analar babalar çeker; davayı kadıya götürürler; adaleti de padişahtan beklerler. Hâlbuki anamla babam dünya malı için beni ölüme terk ettiler. Kadı ölüm fetvamı yazdı. Sultan da kendi sağlığını benim ölümümde görüyor. Demek ki Yüce Tanrı’dan başka sığınacağım kalmıyor!

 Bu sözlerden Sultanın kalbi üzüldü, gözleri yaşlarla doldu:

 -Bir günahsızın kanını dökmekten benim ölmem daha iyidir diyerek çocuğu kucakladı, yüzünü gözünü öptü. Birçok hediyelerle onu serbest bıraktı.

 Derler ki padişah hemen o hafta içinde iyileşti.

Nil kıyılarında bir filciden duyduğum şu sözleri hala düşünürüm: Ayağımın altındaki karıncanın halini bilmiyorsan, düşün ki filin ayağı altında sen de öylesin!

 DENİZE DÜŞEN KARDEŞLER

Birtakım büyüklerle bir gemide bulunuyordum. Arkamızda bir sandal battı. İki kardeş bir şu girdabına, çevrintisine yuvarlandılar. Büyüklerden biri gemiciye:

-Şu iki kardeşi kurtar da sana yüz dinar vereyim, dedi.

Gemici birini kurtarıncaya kadar öbürü boğuldu. Kendi Kendime:

“Ömrü kalmamış zavallının! Dedim. Kurtarılması bu yüzden gecikti.”

Gemici gülümsedi:

-Pek doğru söylüyorsun, dedi. Ama gönlüm daha çok berikini kurtarmak istiyordu. Çünkü vaktiyle bir kere çölde yorgun düşmüştüm de bu beni deveye bindirmişti. Hâlbuki öbüründen çocukluğumda kamçı yemiştim.

“Ulu Tanrı ne doğru buyurur dedim, insanın ettiği iyilik de kötülük de kendisi içindir.”

(hzl. Hikmet İlaydın, Sadi, Varlık 1954, s.27,31.)

 Sadi (1213-1292) 13. yüzyıl şairi

Bilgece olay ve insanları yorumlayan şiirleri, öğretici niteliktedir. Erdemlilik, bilgilik, güzel ahlaklı oluş, deneyimli oluş Gülistan adlı eserinde çok işlenen temalardır. Şiir ve düz yazının bir arada yer aldığı Gülistan yüzyıllardır güzel ahlak ve davranış kazandırmak için okunmuştur.

 KAYNAKÇA: Kilisli Rifat Bilge, Hikmet İlaydın, Mehmet Kanar, Sadık Yalsızuçanlar… vb. Gülistan’ı Türkçeye aktarıp yayınladılar.

(4605)