Goethe, Faust

0
614

TANITIM:

Dilimize nesir halinde ve yalnız şarkıları manzum olarak çevrilmiş olan Faust aslında bir trajedidir. Goethe’nin 1773’de  başladığı ve bütün ömrü boyunca üzerinde çalıştığı bu muazzam eseriyle ancak 1786 yılında bütün eserlerini bir arada bastırmak üzere gözden geçirdiği sıralarda tekrar ilgilendi. O zaman müsveddelerini İtalya’ya götürerek  “Orman ve Mağara”  bölümünü yazmıştı. Sonunda Shiller’in de teşvikiyle 1797 yılında 4612 beyitlik  birinci kısmı tamamladı. İkinci kısmı ise ancak 1825 yılının başında ölümünden kısa bir süre önce bitirmişti. Bu şaheserin olay örgüsü şöyle özetlenebilir:

ÖZET :

BİRİNCİ KISIM

Önce Mephistopheles yani şeytan yaradılışın sırrını araştırmakla meşgul olan yaşlı bir bilgini baştan çıkarabileceğine dair Allah’la bahse giriyor. Sonra bu bilginin karşısına çıkarak ona hayatın zevklerinden bahsediyor ve bu uyuşuk hayatı bir tarafa bırakarak yeryüzünün zevk ve sefalarından faydalanmasını tavsiye ediyor. Fakat Faust, yeryüzünde hiçbir şeyden zevk alamayacağını söylüyor bunun aksini iddia eden Mephistopheles’le bahse girerek: ‘Eğer ben ona: Dur gitme! Aman ne güzelsin! diyecek kadar hayattan zevk duyacak olursam sen de beni zincirlere vurabilirsin.’ diyor.

Bunun üzerine Mephistopheles önce Faust’a ‘Küçükdünya’yı yani âşık olacağı Margarete veya kısaca Gretchen adındaki bir kızın dünyasını ondan sonra da ‘Büyük dünya’ yı yani imparatorun dünyasını şeref ve ikbal dünyasını göstermek üzere onu alıp götürüyor. Bu büyücü kadının evinde ona bir iksir içirerek ihtiyar bilgini genç bir delikanlı haline getiriyor. Sonra masum bir genç kızla tanıştırıyor. Gretchen adını taşıyan bu kıza Faust, âşık oluyor ve onu baştan çıkarıyor. Fakat gene de yeryüzü hayatının bu zevkine büsbütün kapılmıyor. Nitekim bir müddet sonra Gretchen’i terk ediyor. O zaman, kendisinden gebe kalmış olan aşk kurbanı genç kız da çocuğunu öldürüyor ve bu yüzden tevkif edilerek hapse atılıyor. Bunu haber alan Faust, Mephistopheles’in de yardımıyla, sevgilisini kaçırmaya geliyor. Fakat aklını kaçırmış bulunan Gretchen onu görünce, evvelâ sevinerek ona kollarını açıyor, sonra: ‘Ellerindeki bu kan nedir? Yaklaşma bana!.. Senden tüylerim ürperiyor!..’ diyor ve onunla kaçmak istemiyor. Daha önce  Faust, Mephistopheles’in teşvikiyle, Gretchen’in erkek kardeşi Valentin’le düello yaparak onu öldürmüştü. Bunun üzerine, hapishane muhafızlarının yaklaştıklarını gören Faust’la Mephistopheles oradan uzaklaşmak zorunda kalıyorlar. Gretchen de hapishanede ölüyor, böylece  trajedinin birinci kısmı burada bitiyor.

 

İKİNCİ KISIM

Bu kısımda Faust, başlangıçta son derece güzel manzaralı bir yerde periler tarafından avutuluyor. Ondan sonra da Helena’nın hayaline âşık olarak, bu suretle hakikat âleminden ayrılıp, hayal âlemine dalıyor. Bu âlemde onun Yunan ilâhesi ile birleşmesi, Yunan güzelliğiyle Alman zekâsının sentezini teşkil ediyor. Bu birleşmeden Euhorion adında bir çocuk dünyaya geliyor. Bu çocuk uçmaya yeltenince düşüp ölüyor ve Helena ile birlikte ortadan kayboluyor.

Bundan sonra Faust yüksek bir dağın tepesinde dolaşarak kendini tabiata veriyor ve buradan indiği vakit, Mephistopheles’in son teşebbüsü başlıyor. Birinci kısımda one Gretchen’in aşkıyla, bu kısımda da Helena’nın güzelliğiyle benliğini unutturmaya çalışan Mephistopheles, en son olarak da onu yüksek varlığa kavuşturmak suretiyle, bahsi kazanmak istiyor. Fakat Faust, kendisi için en büyük mutluluğun durmadan çalışmak ve insanlara hizmet etmek olduğunu anlıyor. Böylece bir milleti barındırabilecek kadar geniş sahaları denizin istilâsından kurtarıyor ve o zaman o âna: ‘Dur gitme! Aman ne güzelsin!’ dediği halde, Mephistophelesle tutuşmuş olduğu bahsi kaybetmiş olmuyor, çünkü o, bu zevki ancak Allah’ın insanlara vermiş olduğu vazifeyi yerine getirmek suretiyle  tatmış bulunuyor. Sonunda da zafere ve nura kavuşarak ölüyor.

(Recai Bilgin, Göethe, Varlık Yayınevi, İstanbul 1963)

(7401)