Eflatun, Devlet

0
622

EFLATUN DEVLET

Eflatun Devlet, Ütopya, olması düşünülen düzen.
Tanıtım: İdeal devleti diyaloglarla yazar. Devlet düzeni üzerinde durur. İnsan ruhunun istek, irade ve akıl diye üç bölümü vardır. Adalet bu üçünü dengeler. Devletin üç görevi var: İsteklere karşılık besleyiciler-meslekler; iradeye karşılık koruyucular (bekçiler, savaşçılar); akıla karşılık yönetenler bulunur. Beden eğitimi ve müzik çocukluktaki eğitimin temelidir. Yirmi yaşındayken uygulanan eğitimi başaranlar yönetici olabilir. Ötekiler on yılda bir sınavdan geçer. Otuz yaşında beş yıl felsefe daha sonra pratik, deneyim için de on beş yıl eğitilir. Elli yaşındaki aday teori ve pratikte gelişen sorumluluk alabilir. Eflatun’un devleti aristokrasi: saraysoylu’ya dayanır. En iyilerin, en bilgililerin ve zenginlerin yönetimidir. Ütopyanın ilk örneğidir.

Metin: Dedim ki:

-Sevgili Adeimantos, halkı hemen suçlama. Ona çatacak yerde, onu eğitir, bilim, sevgisine duyduğu tiksintiyi, dağıtabilirsin, filozoflar üzerine olan düşüncesini değiştirir çoğunluk. Yalnız ona, bizim, kimlere filozof dediğimizi, filozofun ne olduğunu, nelerle uğraştığını iyice anlatmalıdır ki, artık eskiden filozof diye bildiklerinin filozof olmadığını öğrenip anlasın. Halk da filozofu senin anladığın gibi anlarsa artık onun üzerine olan düşüncesini, değiştirmez mi? Kimseye kin tutmayan, öfkeye kapılmayan birine kim öfkelenir? Bunu senin yerine ben cevaplandırarak diyeceğim ki, birkaç kişiden başka çoğunluk, kimseye kötülük etmek istemeyene kötülük etmez.

–Bende senin gibi düşünüyorum, dedi.

–Bilmem, şimdi söyleyeceğim konu üzerinde de benim gibi mi düşünürsün?: Halkı felsefeden soğutanlar, görünüşleri çirkin, kaba, birbirine söven, kin saçan, felsefeyle hiç ilgisi olmayan düşünceleri davranışlarında gösteren kalp adamlar değiller midir?

–Bastan başa senin gibi düşünüyorum.

–Gerçekten Adeimantos, gözlerini gerçeğe çevirmiş olan kimse, insanların uğraştığı bayağılıklarla, çekememezlikler. Sinsice işlerle uğraşmaya vakit bulamaz. Fakat o gözlerini, birbirleriyle olan ilgilerinde de hiç değişmeyen, birbirlerine kötülük etmeyen, birbirlerini yemeyen değişmez varlıklara çevirerek onların değişmez , uyumlu güzel düzenine vurulmuş, yapabildiğince bu yüce varlıklar gibi olmaya özenmiştir. Vurgunu olduğu yüce varlıklarla bağ kuran, kimse hiç onlara benzemekten kendini alabilir mi?

–Anlamaz.

–İşte, tanrısal, düzenli varlıklarla ilgi kuran, filozofun kendisi de düzenli ve bir insanın olabileceği kadar tanrısal bir kişi olur. Bu sırada başka her yanda düzensizlik kaynasa bile.

–Doğru.

–Fakat dedim, yüce gerçekleri görerek kendini ona göre işleyen kimse, bunları bir zorunluluğun etkisiyle insanların özel ve toplumsal yaşayışlarına da uygulamak durumunda kalsa, ölçü, doğruluk ve genel olarak uygulamak durumunda kalsa, ölçü, doğruluk ve genel olarak bütün toplumsal erdemler bakımından kötü bir işçi mi olur?

–Hayır, dedi, asla!

–Halk, bir kez filozof üzerine söylediğimizin doğruluğunu anlarsa, gene kızar mı ona? Bu ressamların tanrısal örneğine göre çizgilerini çizdiği, siteden başka siteden mutluluk olamayacağım söylersek inanmaz mı bize?

–Halk doğruyu öğrenirse filozofa kızmaz. Fakat o söylediğin çizgiler nasıl çizilir sence?

–Site ile insanların töreleri, yaşayışı, dedim., üzerine resim, yapılacak şey gibi ele alınır. Çizmek dedim, ya, önce silmekten başlanır; bu da kolay değil! Çünkü ne olursa olsun filozofla başkaları arasındaki ayrılık, daha başlangıçtan işi temiz tutmaktır; bunu biliyorsun. İster bir kişi ister bütün site, ister yazılı yasalar olsun filozof hangisiyle uğraşacaksa, ancak temizlenerek kendisine verilir, ya da kendisi temizler.”

(Necip Alsan, Eflantun 1963,s 110-111)

Eflatun, Yunanistanlı filozof, Sokrates’in öğrencisi. Sitenin bütün düzenini kitaplarında anlatır.

Eserler:Devlet, Yasalar, Şölen.

(4540)