Mükerrem Kamil Su, Vatan Toprağı

0
1361

TANITIM:

Radyo çocuk piyesi: Vatan Toprağı, önce 1952’de çocuk oyunu olarak radyoda yayınlanır. MEB. Radyo Çocuk Saati Bürosu tarafından basılan Radyo Çocuk Piyesleri kitabının 1. cildi içinde 67-82 sayfalarındadır.

Çocuk hikâyesi: 1975’te ise çocuk hikâyesi biçiminde basılır.

Torunu Mehmet Ali Tanaydı, Vatan Toprağı’nın son biçimini Mart 2009’da Elips Kitap Yayınları arasında Vatan Toprağı (s.7-18), Millet Malı (s.19-34), Malazgirt Zaferi (s.35-54), En Büyük Türk’ten Bize (s.55-88), Atatürk Bizimle (s.89-305) yazıları, eserleri de ekleyerek bastırır.

 RADYO ÇOCUK PİYESİ VATAN TOPRAĞI

KİŞİLER KARAKTERLER.

NİHAL YONCA: Genç bir öğretmen.

HATİCE DİNİZ: Bir öğrenci.

MELİHA GÖK: Başöğretmen.

ZEHRA BİRSEN: Bir öğrenci.

MURAT NURİ: 12 yaşında çocuk.

YÜZBAŞI NURİ CAN:  Murat’ın babası.

LEYLA NURİ: Murat’ın annesi

KADINLAR: Kasabalılar.

KAYMAKAM: Yaşlı.

OLAY DİZİSİ, ÖZET:  Bir dağ kasabasında okulun 23 Nisan etkinliği çalışması başlamıştır. Kore savaşına katılan Türk birliğindeki Binbaşı Murat, bu kasabalıdır. Bayramda okuldakiler Kore’deki askerlere hediye göndermek ister. Okulun hanım başöğretmeni, çocukken Murat’ın yaptığı kahramanlığı unutmamıştır. Okulda anlatır:

Murat’ın babası yüzbaşıdır. Kurtuluş Savaşı’nda düşman yaklaşınca kasabadan ayrılırken ailesini emanet ettiği başöğretmene düşmanla ilgili bilgi toplama görevini verir. 12 yaşındaki oğlu Murat’ın da yardımcı olacağını belirtir. Kaymakam ile başöğretmen halkı düşman işgali konusunda uyarır. Başöğretmen düşmanın plan ve cephaneliğini öğrenir. Bu bilgileri, Türk subaylarına bildirmek için şehre gitmesi gerekir. Murat’ın annesi Leyla da oğlunun başöğretmenle şehre gitmesini onaylar.

Murat ile başöğretmen kasabadan şehre giderken düşmana yakalanmamak için süründüklerinden yaralanır. Düşmanın önemli bölgelerini bir kâğıda çocuğun kestiği elinden akan kanla çizerek Murat’a verir. O da bu planı kumandana ulaştırmak için yola çıkar.

Düşmanın üsleri yok edilir. Düşman askeri kaçar. Top seslerinden sonra Türk askeri kasabaya girer. En önde at üstünde kahraman Murat vardır.

Bu öyküyü dinleyenler okulun bahçesine Murat’ın diktiği çamdan bir dal ve bir avuç toprağı Kore’ye göndermeyi uygun bulurlar. Bu armağan askerleri heyecanlandıracaktır. “Okul toprağı, bir avuç vatan toprağı…” kabul edilmelidir.

 

ÇOCUK KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜ VATAN TOPRAĞI

ÖZET, OLAY DİZİSİ:

İkinci Dünya Savaşında yenilen Japonya’nın egemenliğindeki Kore yarımadası Kuzey Kore ve Güney Kore diye ikiye bölünür. Komünistlerin etkisiyle Kuzey Kore, Güney Kore’ye saldırır. Birleşmiş Milletler Kurulu, üye devletlerin asker göndererek barışa destek vermelerini istedi. Türkiye de bir tugay askerini Güney Kore’ye gönderdi. Cesaret ve kahramanlıkları takdir edilen Türk askerlerinden biri de Yüzbaşı Cahit Eser’dir.

Kasabanın ilkokulunun yaşlı müdiresi öğrencileriyle 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na hazırlanırlar.  Güney Kore’deki Türk tugayına gönderilmek için okullarında da armağan kampanyası düzenlenir. Yüzbaşı Cahit için de bir paket hazırlanır.

Okulun şeref köşesinde Cahit adlı küçük bir çocuğun da fotoğrafı vardır.

Müdire,  yeni öğrencilerinin meraklı bakışları arasında eski kahramanlık hikâyesini anlatır:

Gencecik öğretmendim. Kasabamızı düşman işgal edecekti. Yüzbaşı Nuri Bey, kasabadan ayrılırken hanımı ve oğlu Cahit’i bana emanet etti. Düşmanın planlarını öğrenip bildirmemi istedi.

Düşmanların cephane ve sayılarını öğrendim ama şehre Türk birliğine tek başıma bildiremeyecektim. Cahit ile yola çıktık. Düşmanların arasından Cahit geçerek Türk kumandanlarına düşmanın cephaneliğini bildirdi.

Düşmanın destek birliklerini askerlerimiz yok etti. Kasabaya giren Türk askeri arasında Cahit de vardı.

İşte bugün Kore’de savaşan Yüzbaşı Cahit, İstiklal Savaşı gazisi çocuk Cahit’tir. Kendisinin okul bahçesine diktiği ağaçtan bir dal ile bir avuç vatan toprağını armağan olarak bu yüzden gönderiyoruz. Okul toprağı vatan toprağıdır.

 

METİN:

Ormana girdiler. Büyük bir ağacın kovuğuna sokuldular. Düşman karargâhından topladığı haberleri, düşmanın taarruz planını ağızdan bildirecekti. Kendisi şehre gidemeyeceğine göre Cahit bu işi nasıl yapardı? Her taraf düşman askerleriyle sarılı idi. Bu çemberi yarıp çıkamayacaktı. Heybeyi açtı. Ekmek sardığı beyaz kâğıdı aldı.

– Bu kâğıt işimize yarar ama kalem yok Cahit. Haberlerden bazılarını sen de benim gibi ezberleyebilirsin.

– Evet öğretmenim. Ezberlerim. Unutmam.

– Rastladığın ilk Türk erine seni komutanın yanına götürmesini söylersin. Ve dersin ki…

Cahit bütün söylediklerini dikkatle dinlemiş, çabucak da ezberlemişti. Bu iş bittikten  sonra Cahit kovuktan çıktı. Az sonra ucu kalem gibi sivriltilmiş bir ağaç çubuğu ile geldi. Bileğini uzattı. Kan içindeydi bileği…

– Ne yaptın sen, ne yaptın?  Dur şu kanı dindirelim.

– Hayır öğretmenim. Şu çubuğu alın ve yazmak istediklerinizi yazın kâğıda.

– Cahit, bu çok tehlikeli bir şey.

– Vakit kaybetmeyelim öğretmenim. Benim alışkınım. Evde de her zaman bir yerimi

keserim. Kanar.

            İçi sızlayarak onun kanıyla planı çizmiş, gerekli işaretleri koymuştu…

            – Bu iş tamam. Şimdi bileğini sıkıca sarayım çocuğum. Senin bu yaptığını hiç unutamayacağım Cahit.

            Ayrılıyorlardı artık.

            – Kendini nasıl hissediyorsun Cahit?

            – Demir gibiyim öğretmenim.

            – Haberleri ve bu planı bizimkilere teslim ettikten sonra doktora görünmelisin.

            – Cephelerde babam ve askerlerimiz ölümlere meydan okuyorlar. Su gibi kan akıyor. Benim şu birkaç damla kanımın ne önemi var öğretmenim? Siz beni düşünmeyin. Asıl zor durumda olan sizsiniz. Şu ormanda yapayalnız kalıyorsunuz.

 

( Vatan Toprağı, 2009, s.14-15) 

 

MÜKERREM KAMİL SU ( 1906-1997). İstanbul Kız Öğretmen Okulu’nu bitirir. İlkokullarda çalıştıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü sınavını başarınca Türkçe ve edebiyat öğretmeni olur. Ankara Kız Lisesi’nde uzun süre çalıştı. 1957’de enekli oldu. 1960’a kadar Ankara Radyosu Çocuk Saati Şef Redaktörü’ydü. Milli ve ahlaki kaygıları eserlerinde işledi. Çok okunan yazarlardandır.

ROMAN:  Istıranca Eteklerinde, Ateşten Damla, Sızı, İhtiras, Gençliğimin Rüzgârı,

Ayrı Dünyalar, Aynadaki Kız

            HİKÂYE: Bir Avuç Kül, Gizlenen Acılar

            ÇOCUK EDEBİYATI: Mutluluk (1972), Vatan Toprağı (1975), Karakız (1977), En Büyük Türkten Bize (Yazılar 1981), Küçük Dünyalar (1981), Dragos’ta Tatil (1985)

(18570)