Ahmet Kutsi TECER, Koçyiğit Köroğlu

0
738

Koçyiğit Köroğlu, Ahmet Kutsi Tecer, Devlet Kitapları,1000 Temel Eser Dizisi:7, Milli Eğitim Basımevi 1969, 112 s. Cumhuriyetten sonra milli tarih, kişi ve olayları işlemek yaygındır. Eski Türk destanlarını örnek alarak Koçyiğit Köroğlu’yu yazar. Halkın durumunu yansıtır.

 

TANITIM: Koçyiğit Köroğlu, Ahmet Kutsi Tecer, Devlet Kitapları,1000 Temel Eser Dizisi:7, Milli Eğitim Basımevi 1969, 112 s. Cumhuriyetten sonra milli tarih, kişi ve olayları işlemek yaygındır. Eski Türk destanlarını örnek alarak Koçyiğit Köroğlu’yu yazar. Halkın durumunu yansıtır.

KİŞİLER KARAKTERLER

KÖROĞLU Destan kahramanı.

BOLU BEYİ Bir toprak beyi.

OBABAŞI Oğuz boylarından bir ihtiyar

KAMAN Saman, Tanrılarla insanlar arasında dilek aracısı,

KÖROĞLU Takımı

DEMİRCİOĞLU Köroğlu’nun Bölükbaşısı

AYVAZ Çamlıbel’in en genç yiğidi

BUKAĞIKIRAN Köroğlu’nun yiğitleri

DAĞDEVİREN “

YARIMESE “

TABUTAGİRMEZ “

MEHTER Köroğlu’nun adamları

DELİ KAMAN “

SARHOŞ BÜKE “

ARSLAN Köroğlu’nun oğlu

BOLU BEYİ Takımı:
DOĞAN BEY Bolu Beyi’nin yeğeni
SUBAŞI Bolu Beylerinden

PEHLİVANBAŞI “
DİZDAR “

KAHYA Bolu Beyi’nin adamları

ELÇİ “

1. ASKER “

2. ASKER “

ULAK “

KERVANBAŞI Bolu Beyi hesabına çalışan adamlar

ESİRCİ “

HALK Takımı

1. KÖYLÜ Bir Oğuz obasından,

2. KÖYLÜ Başka bir Oğuz obasından.

ÇOBAN Oymak çobanı.

1.DAĞLI Döne’nin kardeşleri

2.DAĞLI “

1.DELİKANLI Obabaşı’nın torunları.

2.DELİKANLI “

KADINLAR Takımı:

BENLİ NİGAR Bolu Beyi’nin kızı.

PERİZAT Kervanbaşı’nın karısı.

ÇOCUKLU KADIN Oğuz obalarından,

TELLİ DÖNE Âyvaz’ın karısı.

1.ESİR KIZ Bolu Beyi’nin esirlerinden

2.ESİR KIZ

Köroğlu’nun adamları köylüler, dağlılar askerleri esir kızlar kadın ve erkek hizmetliler

(Destanın belli bir yeri olmadığı gibi Çamlıbel det Bolu da belli bir yerin adı değildir. Oyundaki olaylar Oğuzların islâm olmasından önceki bir zamanda geçer)

KOÇYİĞİT KÖROĞLU

ALTINCI TABLO

SAHNE 4

BOLU BEYİ: Konuklarım! Sevgili dostlarım! Hoş geldiniz, hoş geldi­niz! Safâlar getirdiniz! Buyurun! Buyuran!… (El çırpar,) Şarap getirin! Yemiş getirin!(Şaraplar, yemişler gelir. Kâhya, konuklara şarap­lar sunar.)

BOLU BEYİ: Sizinle bir hoş geldinize içelim.

SARHOŞ BÜKE: İçelim, içelim!

MEHTE (Sarhoş Büke’nin elinden şarap tasını alır): Önce biz armağanlarımızı sunalım. Şarabı sonra küplerle İçeriz! Ka­dınlar, delikanlılar! Açın sandıkları!

(Sandıkların açıldığı sırada gök gürlemesi gibi Kır At’ın kişnemesi duyulur. Bolu Beyi’nin adamları çil yavrusu gibi dağılır. Sandıklardan 1. ve 3. köylü­ler, 1. ve 2. dağlılar, çocuklu kadınlar çıkarlar.)

BOLU BEYİ: (Durumu kavramamıştır:) Ne var? Ne oluyor?

SARHOŞ BÜKE: (Kakışanlara işaretle:) Şarap getirmeye gittiler. Küpler­le şarap içilecek.

BOLU BEYİ: Bu ne? Bu adamlar kim?

MEHTER: Düğün için getirdiğimiz oyuncular!

(Bu sırada “Basıldık! Basıldık!” diye sesler gelir dışardan )

KÂHYA: (Mehter’le Sarhoş Büke’ye:) Beylerim, beylerim, bizi koruyun…

BOLU BEYİ: (Bir eli hançerinde:) Demek bizi oyuna getirdiniz?

MEHTER: Güzel bir oyun. Beğenmedin mi?

ÇOCUKLU KADIN: Ey Bolu Beyi! Ağıllarımızı bastın. Harmanlarımızı bas­tın. Yurtlarımızı bastın. Obalarımızı bastın. Yıllarla bizi bu­nalttın, işte şimdi sen basıldın! Hesap vereceksin, hesap!

BOLU BEYİ: Bu kim? Ne söylüyor bu kadın?

MEHTER: Oğuz’un dilinden anlamıyor musun?

(Bu sırada kapıdan Bolu Beyi’nin askerleri, nöbet­çileri girmektedir. Köylüler, dağlılar, delikanlılar önlerine dururlar. Dışardan davul, nâra, sesleri.)

1.KÖYLÜ: Eller yukarı!

2. KÖYLÜ: Kılıç, bıçak, mızrak, ne varsa teslim!

BOLU BEYİ: (Hançerine sarılarak:) Haydi askerlerim! Aman vermeyin! Haydutları kırın!

1.ASKER: (Kalabalığın arasından gelir. Köylülere:) Bütün asker Köroğlu ile beraber. Onlara dokunmayın. (Bolu Beyi’nin karşısına gelir.) Sen bizi Oğuz’a karşı kışkırtıyorsun. Oğuz’un düşmanı bizim de düşmanımız!

KÂHYA: (Kendini kaybetmiştir. Bolu beyi’nin eteğine sarılarak, sırıtmaktadır). Oyun… Oyun… (Bolu Beyi hiddetle onu iter. Hançerini kınına sokar.)

(Kadınların yardımıyla Mehter’le Sarhoş Büke sırtlarından entarileri sıyırınca, asıl kılıklarıyla görünürler. Çocuklu Kadın Bolu Beyi’nin karşısına dikilmiştir.)

ÇOCUKLU KADIN: Hani benim obamın erdemli yiğitleri? Hani bunların babaları, kadınları, kardaşları? Hepsinin kanı senin boynunda! Kendimi tutmasam seni şu tırnaklarımla didik didik ederdim. Şu delikanlılar, şu yiğitler, bütün şu obalar seni nasıl pay edelim? O kadar suçlusun ki, sakalının tellerini dağıtsak zulüm ettiğin insanların sayısını karşılamaz. Hangimize yetersin? (Tam o sırada Kır At’ın kişnemesi duyulur. Köroğlu bir kalabalığın basında sahneye gelir.) Senin hesabını Köroğlu görsün!

(Sahneyi dolduran kalabalık içinde mızrakların ucuna takılı Subaşı ite Pehlivanbaşı’nın kelleleri görünür. Dışardan koro halinde bir Köroğlu türküsü işitilmektedir.)

KÖROĞLU: (Bolu Beyi’nin karşısında durur.) Dostlarım! Yiğitlerim! Bir sıçan gibi kısılmış şu insan azmanına bakın! Kaplandan daha yırtıcı, yılandan daha zehirli, tilkiden daha kurnaz! Sana soruyorum: Yirmi yıl açık gözle dolaştın. Ne gördün? Ne anladın? Hiç, hiç bir şey. Elini, boyunu unuttun, însan olduğunu unuttun. Yalnız kendini düşündün.. Yeri de darılttın, göğü de! Söyle: Bari şimdi olsun “Ne yaptım ben?” diye içinden geçiyor mu?

BOLU BEYİ Haydi vur. öcünü al.

KÖROGLU: Hey, Oğuz! Ben senin buyruğunu yerine getirdim. Bu av senin. Oğuz’un buyruğu neyse o olsun. (Bolu Beyi’nden uzaklaşır.)

ÇOCUKLU KADIN: O artık yağamıyor. Ama onu hortlatıp bir kere, bir kere daha öldürmek gerek. Şu hortlağı bir topal eşeğe bindirip delikanlılar oba oba dolaştırsın. Ne dersin? Elibazlıoğlu?

OBABAŞI: İyi derim. Avcı avım yanında taşır. Götürün.

(Delikanlılar, köylüler, dağlılar. Bolu Beyi’ni göğüsleyerek çıkarlar.)

BOLU BEYİ: (Bağırarak:) Köroğlu! Köroğlu! Beni sen tepele. Oğuz’­un eline verme. Beni sen tepele.

(Bu aralık Ayvaz, yanında, Telli Döne, üzüntülü bir yüzle gelirler.)

KÖROĞLU: Ayvaz, hani Demircioğlu?

(Bu anda Demircioğlu da, arkadaşlarının kolları arasında sahneye getirilmektedir.)

AYVAZ: Söz artık gözün!

(Demircioğlu’yu bir sandığın üzerine yatırırlar. Esir kızlar hemen etrafını alır. Bukağıkıran, Dağdeviren, Yarımese, üçü de beraberdir. Hava iyiden iyiye ka­rarmıştır.)

KÖROĞLU: (Sesi durgun, hüzünlüdür.) Savaşı kazandık ama, seni kaybettik. (Kılıcını belinden sıyırıp Demircioğlu’nun üzerine koyar. Gerilerde bir iki meşale parıldar.) Benim bir yarım sen, bir yarım Ayvaz! Yirmi yıl beraber savaştık, beraber döğüştük. En sonra Bolu Beyi’nin hesabını gördük. Demircioğlu kolu burada bitti. Ayvaz kolu buradan baslasın.

OBABAŞI: Bir kale aldık ama, bir kale verdik. Bu kalenin adı şimden sonra Demircioğlu olsun! Köroğlu! İstediğin uğrunda döğüştüğün şey oldu. Bütün Oğuz birlik oldu, Oguz’un eli derlendi, toparlandı. Simdi sana Oğuz’un dileği ne? Onu söyleyeyim. Seni biz, kendi isteğimizle, bütün boyların başına seçtik. Bizim Beyimiz artık sen! Kutlu olsun.

SESLER : Kutlu olsun!

(Şimdi sahne tam karanlıktır. Yalnız ortada bir ışık sütunu vardır, Köroğlu tamamen bu ışık sütunu içindedir.)

OBABAŞ1: (Konuşmasına devamla:) Bize can üfledin, ölüyü dirilt­tin. Oğuz töresini canlandırdın. Adın dillere destan!

KÖROĞLU: Bir ad koyduk gidiyoruz. Oğuz’un içinde zulüm yok ar–tık. Bundan sonra töre sürüp gider. Artık gündoğudan günbatıya bir tek savaş kaldı. Barış için savaş. Arkadaşlar! Her yiğit eşiyle birlikte bir çatı, bir dam kuracak. Bir ocak ya­kacak. Çamlıbel’de yeni bir yurt kurulacak. Orda her ev eşit, her dam kutlu olsun. Söz ortanın, buyruk bacın olsun. Ey Gök Tanrı! Bu yeni yurdu, senin adınla kutlarım… Hoş tutun birbirinizi. Şenletin yurdunuzu. Ekininiz, ürününüz bol olsun. Sürüleriniz ardınızdan yürüsün. Atınız kişnesin, sabanınız, işlesin. Arılarınızın içeceği bal olsun! Yurdunuzu candan sevin. Sıradan, saygıdan çıkmayın. Toylar erginlerin izinden ayrılmasın. Oğuz’un başına Tanrı acı vermesin!

(Kır At’ın kişnemeleri duyulur.)

BUKAĞIKIRAN: Ayrılık günü mü mere Köroğlu?

KÖROĞLU: Benim günüm artık bitti, Ayvaz’ı üstünüze bıraktım. Ben de Kır At’ıma binip gideceğim.

ÇOCUKLU KADIN: (Kolunu uzatarak:) Köroğlu, nereye gidiyorsun?

(Köroğlu cevap vermez. Kolunu göğe doğru uzatarak orayı işâret eder. Kır At uzun uzun kişner.)

(Altıncı tablonun ve Köroğlu’nun sonu)

AHMET KUTSI TECER (1901-1967): Ailesi Anadolu’nun en önemli kültür, sanat merkezlerinden Eğin’li olan Ahmet Kutsi ikinci adını da doğduğu Kudüs’ü hatırlatsın diye seçer. Ahmet Kutsi’nin soyadında TECER’i tercihi folklora verdiği önemi gösterir. Duyguyu, özşiirle birleştirir. Aşk temalı şiiri “Nerdesin”i gençler çok sever. ŞİİR: Şiirler, TİYATRO: Köşebaşı

 

(9273)