Bir Gemi Yelken Açtı, Ali Mümtaz Arolat

0
837

Bir Gemi Yelken Açtı, Ali Mümtaz, 1926, İstanbul , 208 s.

 

BÖLÜMLERİ

1. BİR GEMİ YELKEN AÇTI: Bir Gemi Yelken Açtı,

2. SESSİZCE: Saz, Gül, Sonbahar, Gül ve Bülbül, Tahassür, Bu Akşam, Hanımelleri, Ademe Çıkan Yol, Adem Yolcuları, Hayal İklimleri, Fani türküler, Korudaki Meydan, Oyun Kâğıtları, Haykırmak İstiyorum

3. TUNÇ MADALYA: Tunç Madalya, Cem, Barbaros, Turgut, Tiryaki Hasan Paşa,

4. GÖNÜL BAHÇESİ: Bahara Hasret, Zambaklar, Güller, Leylaklar, Laleler.

5. DAMLA DAMLA: Damla Damla, Yaz Gecesi, Gitar , Dört Genç, Romans, Kalpler, Sekiz Mısra, Leylekler, Kargalar, Dağlarda, Ret ve Davet, Akşamın Ufkunda, Kaval, Şiir, Şiir ve Tabiat.

6. ÇOBAN VE YOLCU: Mehtapsız Bir Gece…, Yolcu, Dur…, Çoban, Kuşlar…,Çoban, Yollar…, Bir Çoban…

7. SULARIN DERDİ: Pınar (Ahmet Hamdi’ye), Çağlayan, Sükut, Havuz, Büyükdere’de Bir Yaz Akşamı, Fırtınada Martılar (Mustafa Nihat’a), Kumlara Çizdiğim Hatlar, Denize Atılan Taşlar, Bendler, Sonbahar, Üç Çeşme, Teselli,

8. DALGALARLA BERABER: Başlangıç, 1, 2, 3, 4, 5.

9. MEHTABIN ŞİİRİ: Gölde Gezinti, Yaz Mehtabı, Mehtapta Hülya, Gözyaşları, Ay Doğarken, Bekleyen, Delinin Mehtabı, Katilin Mehtabı, Yakut Saray, Ayın Ondördü Sultan, Fıskiye, Vadiden Geçen Atlılar, Mehtap Balıklar ve Hayal Balıkçıları, Nilüfer, Koyda Mehtap, Sularla Gönlüm.

10. GÖLDE GECELER: Başlamadan Evvel, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7.

 

1. BİR GEMİ YELKEN AÇTI

 

Bir gemi yelken açtı hayal iklimlerine,

Civarından çığlıkla yorgun martılar kaçtı;

Rüzgâr sürüklenirken derinlerden derine

Hayal iklimlerine bir gemi yelken açtı.

 

Beyaz yelkenlerinde ölgün bir kızıllığın

Titrek son akisleri dalgalandı belirsiz;

Toplanırken göklerde bulutlar yığın yığın

Hırçın bir fırtınayı düşünüyordu deniz.

 

Ufuklarda solarken altın şafak gülleri

Yabancı âlemlerden saadetler, emeller,

İhtiraslar bekleyen kimsesiz gönülleri

Gizlice sıkıyordu kızgın demirden eller.

 

En katı yüreklinin bile bu sabah iki,

Üç damla yaş kurudu solgun yanaklarında;

Açılan yolcuların hepsi hissetmişti ki

Bu gün de erişilmez o diyara, yarın da…

 

Mademki o iklime erişmeye imkân yok,

Neden böyle vakitsiz enginlere çıkışlar?

Bulutlar toplanıyor, ufukta dalgalar çok,

Kış geliyor, yelkenler emin bir yerde kışlar!

 

Yolcular diyorlar ki:- Erişmek ümidi az;

Biliriz dalgaların her biri bir mezarlık.

Belki de içimizden hiçbiri ayak basmaz,

Lakin yolunda ölmek, bu da bir bahtiyarlık!

 

2. BAHARA HASRET

 

Bahara hasrettir hep sözlerimiz;

Görmeden bakar ve gözlermiz

Maziye daldıkça yaşlarla dolar.

 

Bahardır hasreti ihtiyarların…

Bilmem kalır mıydı zevki baharın

Olsaydı her geçen günümüz bahar?

 

3. ZAMBAKLAR

 

Safvet bahçelerinin çiçekleri, zambaklar,

Ruhunuz hiç solmayan beyaz bir iffet saklar;

Sizler andırırsınız açmayan rüyaları.

 

Ne kalp ihtirasları, ne de aşk hülyaları..

Hissinizde kapanmaz, doldurulmaz bir boşluk;

Sarmış benliğinizi ayılmaz bir sarhoşluk:

Sarhoşsunuz iffetten, sarhoşsunuz gururdan.

 

4. HANIMELLERİ

 

Her gece rüyasız geçen uykumda

Şikâyet ediyor gönlüm kederden,

Sevmekten yorulmuş harap ruhumda

Bahçemde güllerden, yaseminlerden.

 

Şikâyet ediyor gönlüm kederden:

Hayâle sığmayan elemler pek çok!

Bahçemde güllerden, yaseminlerden,

Hanımellerinden başka bir şey yok.

 

Hayâle sığmayan elemler pek çok

Her gece rüyasız geçen uykumda

Hanımellerinden başka bir şey yok

Sevmekten yorulmuş harap ruhumda.

 

5. BARBAROS

 

Gözleri ufuksuz engine dalmış,

Dehre baş eğmeyen kameti dimdik.

İsminden titriyor Nemçe, Venedik;

Bir günde, alınmaz zaferler almış.

 

Kavgada geçirmiş bütün salıyı,

Çarşamba düşmanlar çekilmiş sudan.

Ufku inletince toplar, korkudan

Şarlken bırakmış Fransalı’yı.

 

6. TURGUT

 

Önünde korkudan büküldü dizler,

İsmini anarken soldu benizler;

Bir muhasarada can verdi korsan,

Şimdi mor dalgalar ruhunu gizler.

 

Artık Turgut öldü!… Desek de bizler

Yadıyla köpürür coşkun denizler.

Ey yolcu, hürmetle tarih okursan

Görürsün yolunda şereften izler.

 

7. TİRYAKİ HASAN PAŞA

 

Hâli hünkârlardan daha vakarlı;

Yüzü durgun, lakin gönlünde hıncı,

Paşa Kanije’den söz verir: Karlı

Yolda ne bir tatar, ne bir akıncı…

 

 

Akşam, ufukları kaplayan kanın

Renginde bir mana ararken Paşa,

Der ki: – Orduları kâfiristanın

Hep gelse çıkamaz bizimle başa!

 

 

8. LALELER

 

Laleler, bakışlarda arzu yakan laleler,

Damarlardaki ateş, kalplerdeki kan laleler…

 

Laleler, yoksulluğun ihtişama hasreti,

Ruhumun başka ruhu, etimin başka eti;

Şeytanın gözlerinde harelenen kızıl şevk,

Dudaklardan dudağa, tenden tene sızan zevk…

 

Laleler, sefahatin tahtında doğan sırlar,

Laleler, kadehlere boşaltılmış asırlar,

Laleler, gönlümüzde çırpınan büyülü kuş…

 

Laleler, son gününde bahara âşık olmuş

Bir hükümdarın gergin asabına sarılan

Ejder: Bir başı şehvet, bir başı ölüm yılan…

 

Laleler, kadın için kanlı akan nehirler,

Düşen başlar, sönen hak, alevlenen şehirler…

 

 

9. GİTAR

 

Kalbinde bin hicran,

Bin hasret, bin gam,

Gün battığı zaman

Ağlar her akşam.

 

Ağla, damla damla

Düşsün gözyaşın,

Dinmeyen bir gamla

Eğilsin başın.

 

Ağla mavi gökler

Solduğu zaman;

Ağla, belki diner

Derdin ağlarsan.

 

Benliğinde sönen

En son çerağla

Gurbetlerden dönen

Yollarda ağla!

 

Kalbinde bin hasret,

Bin hicran, bin gam,

Derdinden şikâyet

Eyle her akşam.

 

10. LEYLEKLER

 

Bu akşam sonbahar ne kadar serin;

Geceyi hasretle bekliyor zaman.

Üstünde ipekten leylekler uçan

Beyaz perdeleri indiriverin!

 

Masamda düşünen eski lambayı

Yakmayın, odamız karanlık dursun;

Gecenin ufkunda yükselen ayı

Görelim, perdemiz üstüne vursun.

 

Perdemiz üstünde uçan leylekler

Şimdi ay vurunca, yabancı, uzak,

Mavi bir iklimde kanat çırparak

Geçen leyleklere benzeyecekler.

 

O zaman unutup aşkı, hevesi,

Neşeyle çarparken yorgun kalbimiz

Göğsümüzden kopan bu coşkun sesi

Kanat seslerine benzeteceğiz.

 

11. KARGALAR

 

Yaşlı ağaçların yaşlı kuşları,

Kargalar, bakınız nasıl geliyor:

Göklere vahşi bir ses yükseliyor

Doldurup bir anda ufku, rüzgârı.

 

Sesleri, renkleri kadar karanlık;

Bir ölüm havası siner göklere.

Çekilen güneşten değil, her yere

Onların şeklinden basar karanlık.

 

Rabbim, cehennemde yanan serseri,

Melûn ruhlar mıdır kara kargalar

Ki böyle sönerken her akşam rüzgâr

Gelip ürkütürler servilikleri?

 

Ve ben uyurken en son uykumu

Karacaahmet’te veya Eyüp’te

Yine bu simsiyah kuşlar gelip de

Ürkütecekler mi yorgun ruhumu?

 

12. KAVAL

 

Bir dereden kopardım

Bu incecik kamışı

Ve bir bıçakla yardım.

 

Pek solgunsa da dışı,

Sessinde gizli berrak

Pınarların akışı:

 

Dinle, ne şakrıyor, bak!

 

13. PINAR – Ahmet Hamdi’ye-

 

Gün olur yolları kaplar bir heves,

Duyulur derinden şakırdayan bir ses;

Gün olur yayılır içli bir nefes…

Sular türkü söyler pınar başında:

 

Ey civar yollardan geçen yolcular,

Serin kanımızdan için yolcular,

Bizlerde bir emel seçen yolcular,

Pınarlar dertlidir bahar yaşında.

 

Dertliyiz coşsak da, uyusak da biz;

Kalbimiz tertemiz,yalnız, kimsesiz;

Hıçkırır, göz yaşı döker, inleriz

Pınar perisinin mezar taşında…

 

 

14. DENİZE ATILAN TAŞLAR

 

Durgun bir denize atılan taşlar

Suların yüzünde, dibe inerken,

Yuvarlak hareler çizmeğe başlar.

 

Bu izler genişler, genişler, derken,

Gittikçe kaybedip intizamını,

Silinir incecik hatlarla birden.

 

Atınca hayatın bitmez gamını,

Ne kadar kudretli olsa da insan

Zaman yavaş yavaş siler namını.

 

İlk önce derler ki: – Çok şeref, çok şan

Kazanmış bu fani, yalan dünyada…

Yanılıp bir müddet sonra sorarsak:

 

İsmini kimseler getirmez yada.

 

 

15. FISKİYE

 

Mehtap on beşindedir.

Havuzdaki fıskiye,

Belki tutarım diye,

Mehtabın peşindedir.

 

Bahçenin loşluğunda

Biriken sessizliği

Pırıltılar deliyor,

Gecenin boşluğunda

Fıskiye yükseliyor.

 

Sonra birden vurulmuş

Gibi, renksiz, durulmuş

Sulara inci inci

Düşerek can veriyor:

 

Her sevdanın sevinci,

Her sevincin hayali

Göz kırpılması kadar;

Sonunda suya düşmek,

Rüzgârda dağılmak var.

 

16. NİLÜFER

 

Gecenin sularında

Mehtap bir nilüferdir,

Açılmış bir kederdir

Gecenin sularında.

 

Benzi uçuk, kalbi saf,

Teni elmastan şeffaf

Mehtap bir nilüferdir

Gecenin sularında.

 

Rengi kış, bakışı yaz

Sevgililerden beyaz,

Açılmış bir kederdir

Gecenin sularında.

 

Gecenin sularında

Mehtap bir nilüferdir,

Açılmış bir kederdir

Gönlümün sularında.

(Bir Gemi Yelken Açtı, Ali Mümtaz, 1926, İstanbul , 208 s.)

ALİ MÜMTAZ AROLAT (1897-1967). Galatasaray öğrenciyken 1. Dünya Savaşına katılır. 1922’de ticaret lisesi mezunudur. Bankalarda memur olarak çalışır. Dergilerde sade dille küçük duygu ve eşyaları şiirleştirir.

ŞİİR: Bir Gemi Yelken Açtı, Hayal İkliminden Dönen diyor ki.

 

 

(9512)