Çoçuk Şiirleri, İbrahim Alaattin GÖVSA

İbrahim Alaettin, Çocuk Şiirleri’nin başında anne ve babalara seslenir. Çocukların büyüyüp geliştiğini belirten genç eğitimci çocuğun kalbinin işlenmesini gerekli görür: “Çocuk kalbi işlenmemiş bir elmas gibi kıymetli bir şekil almağa gayet uygunken onu ihmal ile kömür gibi siyah bırakmak, özellikle iklimimizin yetiştirdiği zeki, canıl beyinleri büyük ninelerinin harfleri, eski basit kitapların anlaşılmaz ibareleri ile imlâ etmek bir manevi cinayettir.”

İstanbul Kız Öğretmen Okulu Müdürü Satı Bey, 1909’daki bir yazısında “çocuk şiirlerine ve şarkılarına muhtacız” diye yazar. Öğretmen ve şairler de yeni eserler kaleme alır: İbrahim Alaettin: Çocuk Şiirleri, 1911, Ali Ulvi Elöve: Çocuklarımıza Neşideler, 1912, Tevfik Fikret: Şermin, 1914.

İbrahim Alaettin, Çocuk Şiirleri’nin başında anne ve babalara seslenir. Çocukların büyüyüp geliştiğini belirten genç eğitimci çocuğun kalbinin işlenmesini gerekli görür: “Çocuk kalbi işlenmemiş bir elmas gibi kıymetli bir şekil almağa gayet uygunken onu ihmal ile kömür gibi siyah bırakmak, özellikle iklimimizin yetiştirdiği zeki, canıl beyinleri büyük ninelerinin harfleri, eski basit kitapların anlaşılmaz ibareleri ile imlâ etmek bir manevi cinayettir.”

Çocuk Şiirleri’nin 1928’den önce beş, sonra da bir kez olmak üzere altı baskısı yapılır.

(Zeki Gürel, İbrahim Alaettin Gövsa, Kültür Bakanlığı, Ankara 1995, s.74)

1. VATAN

Bir gün gelir başka yerler gezersen,

Gönlünde bir yabancılık sezersen,

Annesinden ayrı düşen bir yavru

Gibi sızlar küçük kalbin; işte bu

Vatan sevdâsıdır. Bu söze inan :

Hepimizin annesidir bu vatan.

Uzaklardan dönüyorken vatana,

Rüzgâr bir hoş 'koku getirir sana.

Dalgaların lisânından anlarsın.

İstersin ki gemi uçsun, yaklaşsın.

Bir minare gözükürken sislerden,

Kalbin taşar içindeki hislerden.

Mavi gökler, yeşil yerler, şehirler;

Bize şarkı fısıldayan nehirler,

Uyan diye uğuldayan korular...

Düşün, yavrum, bu yerlerde neler var?

İşte, senin bu mübarek memleket!

Annen gibi, onu sev de hizmet et.

Bir fena söz işitirsen, iyi bil,

Beğenmeyen bizi Osmanlı değil.

Bir yabancı gelir seni kandırır,

Eğer derse 'bu memleket fenadır,

Darıl yavrum, onu sakın söyletme,

Toprağını hâinlere çiğnetme!

2. NÂMIK KEMÂL

Bir zamanlar, vatanı birçok zâlim bürüdü;

Milletim sevenler zindanlarda çürüdü.

Yetîm kaldı çocuklar, yoksul oldu kadınlar;

Her gün güzel vatana geliyordu bin zarar.

Meşrûtiyet, uhuvvet sözü artık kalmadı,

Hürriyetin ismini kimse ağza almadı.

O zamanlar, Kemâl Bey zâlimlerle çarpıştı,

Milletin uğruna zindanlarda çalıştı.

Vatan, millet ne demek kimse yoktu fark eden;

Hürriyeti, vatanı bize odur öğreten.

Toplar gibi sesine bütün millet uyandı,

Doğru, büyük sözüne düşünenler inandı.

Vatanını ne kadar sevdiğini gösteren

Su sözleri Kemâl'in kalbinize kazılsın:

"Milletimin feyzini sağlığımda görmeden

Ben ölürsem tasıma mahzunluğum yazılsın".

Ümidini görmeden, acık gitti gözleri;

Fakat iste İnkılâb bütün onun eseri.

On Temmuz'un topları hatırlatır hep onu;

Gökyüzünde sancaklar selâmlıyor ruhunu,

3. KELEBEK

Sabahki tatlı rüzgârın

Budur çiçekli bir eşi;

Veya o yavru kuşların

Küçük, sevimli kardeşi.

Beyaz, yeşil, siyah, san

O incecik kanatları;

Çimende bir menekşeye

Acar ipekli şemsiye.

Güneş doğar, ziyasına

Biner, gezer semâları;

Sefa katar sefasına,

Yazın ılık havaları

İpekli, pembe, mor, sarı

O şık, güzel kanatları,

Konunca benziyor yere,

Küçük küçük meleklere.

Bu ince 'hisli yavrucuk,

Dokunmayın ki nazlıdır;

Sizin gibi bu da çocuk;

Yazık değil mi, sarsılır.

Nakışlı, süslü, mor, sarı,

O incecik kanatları

Dokunsanız erir, söner;

Kalır avuçta gölgeler...

4. DENİZLER

Yazın deniz pek usludur,

Gürültü etmeden durur.

Gelinlerin etekleri

Gibi yürür akan yeri.

Küçük, sevimli dalgalar

Kenarlara neler sorar..

Havada gizli anneler,

Yavaşça, sanki "ninni" der.

Çağıltısız, iniltisiz

Mışıl mışıl uyur deniz.

Fakat kışın o saldırır,

Semâya dalga kaldırır,

Bütün kenarı hırpalar,

Boğar nice kayıkçılar.

Hayât işte böyledir,

Bizimle her şey eğlenir.

Deniz gibidir ömrümüz,

Geçer mi hiç gürültüsüz?

Bugün sefâlı olsa da.

Yarın kederli mutlaka.

Güvenme talihe sakın;

'Bilir misin, ne var yarın?..

5. ANNE SEVGİSİ

Bir annenin iki yavrusu varmış,

En küçüğü beş yaşında kadarmış.

Bir gün anne küçüğünü severken,

Çocuk demiş :

—Güzel anne, seni ben

Ne kadar çok sevdiğimi bilmezsin,

Belki beni sen o kadar sevmezsin...

Neden, oğlum ?

Çünkü yavrun ikidir;
Senin gönlün iki aşk ile çarpar,
Benim yalnız bir sevgili annem var..

İBRAHİM ALAATİN GÖVSA (1889-1949). Vefa ve Trabzon liselerinde okuyup İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirir (1910). İsviçre’deki pedagoji ve psikoloji eğitikinden sonraİstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nda başladığı öğretmenliği on yıl sürer. Yönetici, miletvekilli de olur.

ŞİİR: Çanakkale İzleri, Acılar. EĞİTİCİ: Meşhur Adamlar Ansiklopedisi, Resimli Yeni Lugat ve Ansiklopedi. Çocukta Zihinsel Gelişme, Çocuk Psikolojisi.