Pertev Naili Boratav, Az Gittik Uz Gittik

0
709

Pertev Naili Boratav, Ön Söz’de Batı dillerinde yayımladığı 39 masala 9 tane ekleyerek 48 masalı bu kitapta topladığını derleme ve tarih bilgilerini de verdiğini yazar

1 tekerleme, 48 masal, 19 Karatepeli Hikayesi.

 Adam Yayınları, İstanbul 1969, s.320.

“Kitaptaki 19 masal annemin bana 1928 ile 1962 arasında anlattıkları ve yazdırdıklarıdır. Onlar, çocukluğumu anma vesilesi vermekle benim için ayrı bir değer taşırlar. Annem, masal dünyasının büyülü perdesini hana aralayan ilk İnsan oldu. Yıllar sonra, halkımın geleneklerini öğrenmeye ve incelemeye girişince, derlemelerim için ilk başvurduğum kişi de yine o olmuştur. Arada geçen uzun süre içinde o, toplumumuzdaki hayat şartları bir hayli değiştiği için belki, masallarının birçoğunu, anlatma fırsatı bula­mayıp unutmuştu; ama dağarcığında ne kaldıysa bize hepsini bağışladı. Böylece ondan Türk masalı hazinesine 30 kadar masal kalacaktır; bunlar, bugün 85’ine yaklaşan bir Türk hanımının, babası ve kocası ile dolaştığı, kimisi şimdi Türkiye’nin sınırları dışında kalmış çeşitli ülkelerden bize ulaştırdığı ve en az yüz yıllık — bazılarına daha da fazla — bir yaş verebileceğimiz belgelerdir.

Bu kez yayımladıklarımla birlikte benim Türk okuyucularına armağan ettiğim Türk masallarının sayısı 113’ü bulmuş oluyor. Seksen yıl öncesinden Türk masalının değerini anlayıp Türk aydınlarını da onlar üzerinde çalışmaya çağırmış olan Macar Türkoloğu Kunos’un aşağı-yukarı 130 masallık yayını ile eriştiği sayıdan, ben kendi hesabıma, henüz geride kalıyorum. … 2500’e yaklaşık masal tipini kavrayan milletlerarası katalogda Türk masalları örnekleri­nin eksik kaldığı tipler pek çoktur; Türk katalogunda incelenmiş tiplerin sayısı olan 378 ile yukarıdaki 2500 rakamı karşılaştırılınca aradaki büyük fark anlaşılır. Halk edebiyatımızın belli başlı anlatı türlerinden hayvan masalları ile “fıkra-latife” çeşitlerinden yapıl­mış derlemeler çok yetersizdir. Gerek sözlü gelenekten derleme­lerle, gerek yazılı edebiyatımızda bu çeşitten ürünleri kapsayan zengin kaynakların titiz ve sistemli bir taranmasıyla, milletlerarası katalogun daha yüzlerce Türk örnekleriyle zenginleştirilip ta­mamlanacağına inanıyorum; böylece, Türk halkbilimi, karşılaştır­malı masal incelemelerinde dünya bilimine çok önemli bir katkıda bulunacaktır. “

 

TEKERLEME

MASALLAR:

I: Ayağına Diken Batan Karga; Bokböceği; Yarım-Horoz; Koca-Nine ile Tilki; Ayşe, Fatma Kuzular; Ayı ile Tilki; Yolcu ile Yılan; Tilki; Kuyruğu Zilli Tilki; Tilki ile Yılan; Göğsü Kınalı Serçe;

II: Erler-Karısı’na Koca Olmaya Giden Keloğlan; Dev-Baba; Dünya-Güzeli; Benli-Bahri; Kral-Padişahının Kızı; Kara-Tavuk.; Yeraltı Diyarının Kartalı; Cazı-Kız; Çan-Kuşu, Çor-Kuşu; Papağan; Çember-Tiyar; Deli-Gücük; Eşek-Kafası; Üşengeç

III: Altı Kız Babası; Telli-Top; Ütelek; Mehmed-Eşkıya; İlik-Sultan; ; Balıkçı Güzeli

IV: Hızır; “Tık sopam”; Tencerecik; Üç-Bilecenler

V: Fesatçı Saliha; “Allah Kerim, Padişahın Oğlu Erim”; Derviş-Baba; Çiftiçi Mehmed Ağa; “Kaz Yollasam Yolar mısın?”; Zengin Hamamı;; Kösenin Tavşanı; “Köse Ayak Kaç?”; Üselek; Tilki İle Çimenci Padişahının Oğlu; Nohut-Oğlan

VI: Culfa Kadınları; Akıllı Oğlanlarla Deli-oğlan.

VII: Karatepeli Hikâyeleri

Kaynaklar-Açıklamalar Masalların Kaynakları Notlar, Açıklamalar

Türk Masalı Üzerine

 

METİN: AYŞE, FATMA KUZULAR

 

Bir varmış, bir yokmuş… Bir koyun varmış. Bu koyunun iki tane kuzusu varmış, birinin adı Ayşe, ötekinin adı Fatma.

Koyun her gün otlamaya gidermiş. Bütün gün otlar, otlar, memelerini sütle doldururmuş. Akşam kapıya gelince:”Ayşe, Fatma kuzular! Memelerim sızılar… Açın kapıyı size meme vereyim,” dermiş.

Ayşe ile Fatma da kapıyı açarlar, annelerinin memelerini emerlermiş.

Koyunun komşusu bir kurt varmış. Bir gün bu kurt: “Gidip şu Ayşe ile Fatma’yı yiyeyim,” demiş. Gelmiş kapıya, kalın sesiyle :

“Ayşe, Fatma kuzular!
 Memelerim sızılar…

Açın kapıyı size meme vereyim,” demiş. Kuzular içerden :

“Senin sesin kalın. Sen. bizim annemiz değilsin. Sana kapıyı açmayız,” demişler.

O zaman kurt gitmiş, bir kümesten yumurta çalmış, içmiş, sesi inecisin diye. Gelmiş yeniden kuzuların kapısına, seslenmiş: “Ayşe, Fatma kuzular! Memelerim sızılar… Açın kapıyı size meme vereyim.” Kuzular bu sefer:

“Sesin ince ama, ayaklarını göster bakalım, bizim annemiz misin?” demişler. Kurt kapının aralığından ayaklarını göstermiş; Ayşe ile Fatma:

“Bizim annemizin ayaklan bembeyaz, pamuk gibidir. Senin ayakların kara. Sen bizim annemiz değilsin,” demişler, kapıyı açmamışlar.

Kurt bu sefer gitmiş değirmene, bir un çuvalına ayaklarınıbatırmış… Yeniden gelmiş Ayşe ile Fatma’nın kapısına: “Ayşe, Fatma kuzular! Memelerim sızılar… Açın kapıyı size meme vereyim,” demiş, incecik sesiyle.

Kuzular: “Ayaklarını göster,” demişler. Kurt ayaklarını uzatmış kapının aralığından. Ayşe ile Fatma bakmışlar ki ayakları da pamuk gibi, bembeyaz, anneleri geldi sanmışlar, kapıyı açmışlar. Kurt Ayşe’yi de, Fatma’yı da yemiş, kemiklerini oraya yığmış.

Akşam anneleri gelmiş, kapıda: “Ayşe, Fatma kuzular! Memelerim sızılar… Açın kapıyı size meme vereyim,” demiş. İçerde ses yok; gene seslenmiş, kapı açılmamış. Koyun bir boynuz vurup kapıyı açmış. Bakmış Ayşe ile Fatma’nın kemikleri orada yığılı. “Bunu yaptıysa yaptıysa bu hınzır kurt yapmıştır,” demiş.

Sokağa çıkıp kurdun izinden gitmiş. Bakmış kurt bir yerde sırtüstü yatmış, yalanıp duruyor. Koyun:

“Kurt kardeş! demiş. Ayşe’m ile Fatma’m öldü. Canlan için pilav ile zerde yapacağım. Akşama gel de yiyelim.”

Kurdun canına minnet! “Peki,” demiş. Koyun hemen eve dönmüş. Bahçede bir kuyu kazmış, içine odunları, çalıları yığmış, iyice yakmış; kuyunun ağzını çalı çırpıyla örtmüş, üstüne de kaba bir minder koymuş.

Akşam olunca kurt gelmiş. Koyun: “Kurt kardeş! Buyur, buyur, şu mindere otur,” demiş. Kurt mindere oturur oturmaz kuyunun içine düşmüş, yanmaya baş­lamış.

“Ay kulaklarıııım!” demiş.

Koyun: “Ay kulaklarım, der misin? Ayşe’mi, Fatma’mı yer misin?” diye karşılık vermiş.Kurt:

“Ay kollarııım!” demiş.

“Ay kollarım der misin? Ayşe’mi, Fatma’mı, yer misin?”Kurt:

“Ay başııım!” demiş.

“Ay başım, der misin? Ayşe’mi, Fatma’mı yer misin?” Kurt:

“Ay bacaklarııım!” demiş.

“Ay bacaklarım, der misin?

Ayşe’mi, Fatma’mı yer misin?”

Kurt böylece, “Ay gözleriiim!.. Ay kaşlarıııım!…” diye diye yanmış, kül olmuş.

Koyun iki kuzu daha doğurmuş. Kurttan kurtuldular ya artık, korkusuz yaşamışlar..

PERTEV NAİLİ BORATAV (1907-1998)İstanbul Kumkapı Fransız Koleji,İstanbul Erkek Lisesi ve İstanbul Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Asistan, lise edebiyat öğretmeni görevlerinde bulundu. 1937’de Almanya7da devlet bursuyla okudu. 1938’de doçent, 1946’da profesör oldu. 1948’de üniversiten uzaklaştırılınca önce Amerika sonra da Fransa’da üniversitlerde araştırma ve çalışmalarını sürdürdü.

ESERLERİ: 100 Soruda Halk Edebiyatı; 100 Soruda Folklor; Zaman Zaman İçinde; Halk Hikayeleri ve Hikayeciliği, Folklor ve Edebiyat.

(8578)