Yürekdede ile Padişah, Cahit Zarifoğlu

Cahit Zarifoğlu, Yürekdede ile PadişahYürekdede ile hanımı Ayşe yaylaya gitmek için az eşyalarını hazırlar. Dede pazardan bütün parasıyla küçük bir deve alır. Yola koyulurlar. Dağa tırmanırken aşağıdaki ışıklı şehri imrenerek seyrederler. Akşam konaklarlar. Az aşlarını yiyeceklerdir.

Aşağıdan atlılar gelir. Misafirlerini devesini keserek doyurur, ağırlar. En saygı gösterileni Dede’nin Cuma günü şehrin camisinde Padişah’a dileğini bildirmesini söyler. Karanlık basmadan teşekkür ederek ayrılırlar.

Cuma günü şehrin camisinde Padişah’ın hutbesini dinler. Göz göze gelirler. Dede Padişah’a deve isteğini söyleyemez. Allah’tan istemesinin daha doğru olduğuna karar verip geri döner.

Yürekdede ile Padişah, Cahit Zarifoğlu, Gülücük Çocuk Kitapları, İstanbul 1989, 1991.

KİŞİLER, KARAKTERLER:

YÜREKDEDE: Yaşlı köylü. Kışın köyünde, yazın yaylada yaşar. Namazını kılar. Sade yaşar.

AYŞE: Yürekdede’nin hanımı, uysal can yoldaşıdır. Sabırlı. Kocasına uyar. Becerikli.

PADİŞAH: Kılık değiştirir. Halkının durumunu araştırır. Yürekdede’nin en önemli yardımcısı küçücük devesini misafir için kesmesinden etkilenir. Gerçek iyiliğin, hizmetin ne olduğunu anlar.

OLAY DİZİSİ, ÖZET:

Yürekdede ile hanımı Ayşe yaylaya gitmek için az eşyalarını hazırlar. Dede pazardan bütün parasıyla küçük bir deve alır. Yola koyulurlar. Dağa tırmanırken aşağıdaki ışıklı şehri imrenerek seyrederler. Akşam konaklarlar. Az aşlarını yiyeceklerdir.

Aşağıdan atlılar gelir. Misafirlerini devesini keserek doyurur, ağırlar. En saygı gösterileni Dede’nin Cuma günü şehrin camisinde Padişah’a dileğini bildirmesini söyler. Karanlık basmadan teşekkür ederek ayrılırlar.

Cuma günü şehrin camisinde Padişah’ın hutbesini dinler. Göz göze gelirler. Dede Padişah’a deve isteğini söyleyemez. Allah’tan istemesinin daha doğru olduğuna karar verip geri döner.

Ayşe Nine’yle olanları kısaca konuşurlar. Konaklama yerinde çadırı kurmak için bir taşı çıkarınca altında altın, mücevher dolu kazan bulur. Altın ve mücevherleri yoksullara dağıtmak için hemen şehre iner. İşini görüp gönül huzuruyla konaklama yerine döner. Yanında memeleri süt dolu bir küçük deve vardı.

ELEŞTİRİ- DEĞERLENDİRME: Çocuklara iyilik yapmayı, yardım etmeyi aşılayan masalların kaynağı Doğu’nun eserleridir. Kıssa denilen eski öğütleyci hikâyeler gibi yazılan Yürekdede ile Padişah’ta anlatım akıcı ve anlaşılır. Olayları ve öğütleri de iyi vurgulamış. “Merhamet olmasaydı, hayat da olmazdı:” Hazreti Süleyman’la Kirpi masalının ilk cümlesi yazarın amacını özetler.

METİN:

…..

“Püfür püfür esen bir yel.

Aşağılarda, oradan taa uzaklarda, bir şehrin ipil ipil yanmaya başlayan ışıkları gözüküyor.

Dağ böceklerinin türlü çeşitli kokuları öyle bir karışıyor ki birbirine, içine çekenin aklı sarhoş olup, dimağı duruyor..

“ Hey ilahi dedi Yürekdede, dağların başka, sehillerin başka. Güneşi alıp götürüyorsun, karanlığı çekip getiriyorsun. Göğü yıldızlarınla donatıyorsun. Dünya şu dağla­rın yükünü kaldırıp götürüyor da, bir kul bir günah isleyen olsa, arşı azam titriyor, se­nin gazabın geçinceye kadar melekler kor­kudan ölüyor.. Ey yüce rabbim, yarattığın binbir böcek hakkı için, yarattığın binbir ko­ku hakkı için sen beni bağışla, beni benim amellerimle tartma, bin yıl ömür versen, bin yıl senden gayrisini düşünmeden ibadet et­sem verdiğin bir tek göz nurunun, bakıp alemi görebilmenin şükrünü eda etmiş ola­mam. Sen beni bağışlamazsan ben ne yapa­nın. Sen hiç kimseye muhtaç değilsin ama biz hepimiz sana muhtacız. Sen olmasaydın ne yapardık?”

Ayşe Nine Yürekdede’nin hemen arkasında onun usul usul söylediklerini dinleye dinleye kendinden geçmeye başladı.

Zaman zaman titriyor, sarsılıyor ve sıcak gözyaşları döküyordu.

Derken ikisini de uykunun engin yastıkları çağırdı, salıncağına alıp salladı.

İkisi de meleklerin kanatlan altında, Ötelere uzanan rüyaların tatlı salıncağında, ocaktaki alevi besleyip yaşatan taze hava gi­bi bir uyku uyudular.

Dağ havası serin ve zinde Çok da yorulmuşlar tabii

Deve çadırın hemen önünde, karnı bol ve taze otlarla dolu.

Yere ıhmış, başını aşağıda ipil ipil ışıkları yanıp sönen şehre çevirmiş, oradan bir ha­ber, bir haberci, bir konuk bekler gibi, gözle­rini kırpmadan duruyor. Fakat bu gözler sanki bir düş görüyor. Buğulanıp buğulanıp ışıldıyor.

Sabahleyin gün doğmadan kalktılar. Yine aynı zindelik, aynı çabuklukla göz kapakları açıldı.”

(Cahit Zarifoğlu, Yürekdede ile Padişah, İstanbul1991, s.22-23)

CAHİT ZARİFOĞLU (1940-1987)

1940'da Ankara'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde öğrenimini tamamladı. Değişik kurum ve kuruluşlarda çalıştı. TRT’de görev aldı. En son İstanbul Radyosu'nda "denetçi" olarak görev yapıyordu. Evli ve dört ço­cuk babası olan Cahit Zarifoğlu 7 Haziran I987’de vefat etti.

Cahit Zarifoğlu, şiirleriyle edebiyat dünyamızda kendinden sözettirdi. Çağdaş şiirimizin öncüleri arasında yer aldı. Hikâye, günlük, roman ve deneme yazarlığı yanında 1980'li yılların başında çocuklar için de yazmaya yöneldi. Her yaş­tan insana yönelik çocuk kitapları geniş yankılar uyandırdı. Bu yönüyle çocuk edebiyatımızın klasik kitapları arasında onun eserlerinin önemli bir yeri bulunmaktadır. Çocuk kitaplarının kahramanları çoğunlukla hayvanlardır. Hepsi de insan gibi düşünür. Biz onları okudukça serçenin, ağaçkaka­nın, aslanın, tilkinin, kırlangıcın insan gibi konuştuğunu ko­layca anlayabiliriz. Bu yazarlık biçimi Cahit Zarifoğlu'nun çocuk edebiyatımıza açtığı bir penceredir. ŞİİR: "İşaret Çocukla­rı", "Yedi Güzel Adam", "Menziller", "Korku ve Yakarış" HİKAYE: "Ins" GÜNLÜK: "Yaşamak" ROMAN: "Savaş Ritimleri" DENEME: "Bir Değirmendir Bu Dünya" TİYATRO: "Sütçü imam"

Gülücük Çocuk Kitapları Dizisindeki kitapları: "Serçekuş", "Katıraslan", "Ağaçkakanlar", "Yürekdede ile Padişah", "Gülücük", "Çocuklara Afganistan Şi­irleri", "Küçük Şehzade", "Motorlu Kuş" ve "Kuşların Dili".