Joathan Swift, Güliver’in Gezileri

0
350

1726’da basılan eser ilk çocuk edebiyatı örneklerindendir. Gulliver’in dört ülkeye yaptığı hayali geziler anlatılır. Okuyucu meraklanır ve şaşırır. Dört bölümdür.

 

Birinci bölüm, Lilliput’a Seyahat başlıklı  sekiz alt bölümlü; İkinci bölüm Brobdignag’a Seyahat  isimli sekiz alt bölümlü; Üçüncü bölüm Laputa, Balnibarbi, Glubbdurdrib, Luggnacc ve Japonya’ya Gezi adlı on bir alt bölümlü; Dördüncü bölüm ise houyhnhm’lar Ülkesine gezi adlı on iki alt bölümlüdür.

 

 

J.Swift ilk bölümde kendisi, ailesi ve ülkesi İngiltere ile ilgili bilgiler verir. Gemisi batınca yüzerek karaya çıkar. Burası cücelerin yaşadığı Liliput ülkesidir. İmparatorun ağırladığı yazar dillerini öğrenir İngilizce’yi öğretir. Ülke yönetimi konusunda bilgiler  verir.  Düşmanla savaşırlar. “Dağ Adam” diye nitelenen yazar kendi ülkesine döner.

Yazar, ikinci bölümde ise iki aylık dinlenmeden sonra Güney  ve Doğu Afrika gezisine Adventure:Macera gemisiyle katılır. Gemiye içecek su almak için sandalla karaya çıkar ve orada kalır. Çiftçilerin yaşayış ve özelliklerini öğrenir. Bu ülkede konuşulan dili de öğrenmeye çabalar. Kraliçe yazarı ağırlar. Tatil günü Çarşamba sarayda kral, kraliçe ve görevlilerle yemek yer. Yazar müzik, harita bilgisi ve yeteneğiyle göze girer. Yönetimle ilgili bilgiler aktarır. İngiltere’ye döner.

 

Serüvenci Joathan on gün dinlenince yeni bir gezi aramaya başlar. 5 Ağustos 1706’da yola çıkarlar. Fırtınada  Flemenk bayraklı korsanlara yakalanırlar. Laputa’ya ulaşırlar.  Kral, saray, alışkanlıkları ve töreleri anlatılır. Diğer ülkeler ve insanları hakkında da bilgiler aktarılır.

 

Dördüncü bölüm kaptanı olduğu gemiyi tayfaların ayaklanması ve yazarı kamaraya kilitlemeleriyle başlar. Karaya çıkarılır. Yahoo adlı garip hayvanı tanıtır. Serüvenle geçen  bu ülkede seçim ve meclis vardır. Yeni Hollanda’dan bir Portekiz gemisiyle ülkesine döner.

 

 

 

METİN: İKİNCİ BÖLÜM :VIII

 

 

 

Kralla Kraliçe, sınır boyuna geziye çıkıyorlar; yazar da beraber gidiyor; bu ülkeden ayrılışını bütün ayrıntılarıyla anlatıyor; İngiltere’ye dönüyor.

 

 

 

İçimde her zaman kuvvetli bir his vardı: bir gün ge­lecek, Özgürlüğüme kavuşacaktım; ama bunun nasıl ola­cağını tahmin edemediğim gibi; başarı umudu olabilecek bir plan da düşünmemiştim. Binmiş olduğum gemi bu ül­ke sahilleri yakınlarına düşmüş olan ilk gemiydi; ve Kral, başka bir gemi görülecek olursa sahile çıkarılmasını, tayfaları ve yolcularıyla beraber bir arabaya konarak Lobrulgrud’a getirilmesini kesinlikle emreylemişti. İstediği şey, bana kendi boyumda bir kadın bulmak, böylece so­yumun üremesini sağlamaktı: bense, geride, kanaryalar gibi kafeslere konacak, ya da bir süre sonra bu ülke soy­lularına antika şeyler olarak satılacak bir kuşak bırak­mak alçaklığını işlemektense ölmeye çoktan razıydım. Doğrusu burada bana çok iyi davranıyorlardı, yüce bir Kralla Kraliçenin gözündeydim; bütün saray benden pek hoşlanıyordu; ama insanlık onuruna hiç yakışmayacak bir durumdaydım; arkamda bıraktığını çoluk çocuğum bir an hatırımdan çıkmıyordu; kendileriyle eşit koşullar altında konuşabileceğim kimseler arasında bulunmak; bir kur­bağa ya da köpek yavrusu gibi ezilip ölmek korkusu ol­madan sokaklarda, kırlarda dolaşmak istiyordum. Kur­tuluşum umduğumdan çok daha önce ve olağanüstü bir tarzda oldu; bunu, bütün ayrıntılarıyla, olduğu gibi an­latacağım.

 

İki yıldır bu ülkedeydim; üçüncü yılın başlarında, Kralla Kraliçe güney sahillerine doğru bir geziye çıktılar; Glumdalclitch’le ben de yanlarındaydık. Her zaman olduğu gibi beni yine, yukarda anlatmış olduğum, on iki kadem genişliğinde rahat bir oda olan gezi kutumda ta­şıyorlardı. Ara sıra bir atlının kutumu önüne koyarak ta­şımasını da istediğimden, sarsıntılardan fazla rahatsız ol­mamak için odamın tavanının dört köşesine ipekten ip­ler koydurmuş, bunlara bir branda bağlatmıştım; yolda sık sık bu brandanın içinde uyurdum. Tavanda, branda­mın tam ortasının üstünde, sıcaklarda uyurken hava gir­sin diye, bir kadem karelik bir delik açtırmıştım. Yivler üzerine geçirilmiş bir tahta kapağı ileri geri götürerek bu deliği istediğim gibi açar, kapardım.

 

Yolculuğumuzun sonuna gelince Kral hazretleri, sa­hilden on sekiz mil içerde, Flanfasnic kentindeki köşkünde birkaç gün kalmayı uygun buldular. Glumdalclitch’le ben çok yorulmuştuk; ben biraz da soğuk almıştım. Glumdalclicth ise o kadar rahatsızdı ki, odasından dışarı çıkama­dı. Bir fırsat düşerse biricik kurtuluş yolum olacak deni­zi görmeye can atıyordum. Olduğumdan daha hasta gö­rünerek biraz deniz havası almama müsaade etmesini Glumdaîclicth’den rica ettim; beni birkaç kere emanet et­tikleri çok sevdiğim bir saray oğlanıyla gidecektim. Glumdalclicth’in ne büyük bir isteksizlikle razı olduğunu; oğlan bana dikkat etmesi için verdiği emirleri; ve  başıma gelecek şey içine doğmuş gibi hüngür hüngür ağlamasını hiçbir zaman unutamayacağım.”

 

(Gulliver’in Gezileri, J. Swift, Çev.: İrfan Şahinbaş, 4. bs. İnkılap Kitabevi, 1990, s. 148)

 

 

JOATHAN SWİFT (1667-1745). İrlanda’da Dublin’de doğan İngiliz.  Yedi aylıkken babası ölür.  İngiltere’de annesinin yanında büyür. Yirmi yaşında annesini de kaybedince. Sir William Temple’nin özel katibi olur.  Bilgi ve yetenekleri geliştirir. 32 yaşında koruyucusu da ölür. Serbest ve serüvencidir. İngiltere İrlanda arasında gide gele düşe kalka yaşar. Yazılarıyla geçimini sağlamaktadır.

(5986)