Eflatun, Sokrates Savunma

0
333

PLATON SOKRATES’IN SAVUNMASI

Öyleyse olayın nasıl başladığını, benim kötü ünümün doğuşuna yol açan ve Mele-tos’un da üstüne inşa ede ede aleyhime başlattığı bu davanın temelindeki suçlamanın ne olduğunu araştıralım. Peki, iftiracılarım bana iftira ederken ne diyorlardı? Gerçek davacılar karşısında olduğumuzu, (bu öncekilerin) dava başvurusu yaptıklarını farzedip, suçlamalarını bir tekrarlayalım; “Sokrates yeraltında, gökyüzünde olup bitenleri araştırarak, zayıf sözü, daha güçlü yaparak bunları başkalarına da öğreterek suç işliyor ve abesle iştigal ediyor”. Suçlamanın aşağı-yukarı özü bu; böyle bir şeyi siz kendiniz Aristophanes’in Bulutlar komedyasında gördünüz; orada, havada sağa sola sallanıp duran ve havada yürüdüğü için övünen Sokrates adlı bir adam gösteriliyor; bu kişi, benim hiç ama hiç, ne az ne çok anlamadığım şeylerden bahsederek, bir sürü saçma-sapan sözler söylüyordu.” [havada yürüdüğüme dair]… böyle bir bilgisi olan uzman biri varsa, onun bilimini küçümsemek için söylemiyorum (yoksa Meletos suçlamasına bir de bunu ekler); ama siz Atina erkekleri, bütün bunlarla benim hiçbir alakam bulunmamaktadır. Ve içinizden çoğunu bu konuda tanıklık yapmaya davet edebilirim ve beni daha önce konuşurken dinlemişseniz, bildiklerinizi birbirinize anlatıp, karşılıklı bilgi vermenizi rica ediyorum (kaldı ki aramızda beni dinlemiş olan çok kişi bulunuyor]. Benim bu konularda, az ya da çok bir şey söylediğimi aranızdan hiç duyan olmuş mu şimdiye kadar? O zaman, insanların hakkımda söyledikleri bütün öteki şeyler için de aynı durumun söz konusu olduğunu buradan çıkartabilirsiniz.

Fakat işte ne bu iddialarda ne de insanları eğitme taahhütlerine girip bu yoldan para kazandığımı söyleyen olmuşsa, onun bu söylediklerinde bir gerçek payı bulunmaktadır. Doğrusu, bir kimse, Leontinoi’li Georgias, Keos’lu Prodikos, Elis’li Hippias gibi insanlara gerçekten bir şey öğretmeyi beceriyorsa, buna karşılık para alması, bana güzel bir şeymiş gibi geliyor. Bunların her biri şehir şehir gezerek, kendi hemşerilerinin hangisinden isterlerse parasız ders almaları mümkün olan gençlerin bu imkânını göz ardı ederek onları bu hemşerileri ile ilişkilerini kesmeye ikna edip kendi yanlarına çeken, ders için para almakla kalmayıp, üstelik bu parayı lütfen kabul ettiklerinden dolayı teşekkür ettirmeyi beceren kimselerdir.

Öte yandan, Atina’da olduğunu öğrendiğim başka bir adam daha var; Paros’lu bir bilge. Bu adamı tanımam şöyle olmuştu; bir gün, bilgelik öğretenlere (sofistlere) dünya kadar para harcayan Hipponikos’un oğlu Kalias’a rastlamıştım. (Bu zâtın iki oğlu olduğunu biliyordum.) Kendisine sordum; “Sevgili Kalias,” dedim, “İki oğlun yerine iki tayın veya buzağın olsaydı, bunları kendi tabiatlarına uygun şekilde yetiştirecek, onları becerikli, iyi yapacak seyis bulur, parasını da öderdik ve bu, at yetiştirmeyi ya da çiftçiliği iyi bilen biri olurdu; ama çocukların insan olduklarına göre, onları nasıl bir eğiticinin eline vereceğinibiliyor musun? Onlan iyi bir insan ve iyi bir yurttaş olarak yetiştirecek, bu türden beceri ve yetenekleri öğretecek olan kim? Herhalde, senin oğullanıl olduğuna göre bu meseleyi düşünmüşsündür?” Kalias, “Evet, böyle biri var,” dedi. “Öyleyse, kim? Nereli? Derslerini kaça veriyor?” diye sorunca; “Paros’lu Euenos; dersine beş mina alıyor,” diye cevap verdi. Euenos, gerçekten öğretme sanatının ustasıysa ve böylesine mükemmel öğretiyorsa ne mutluydu ona. Ben de bu işten anlasaydım, gerçekten sevinç ve gurur duyardım, fakat siz Atinalı erkekler, doğrusu ben bundan anlamam.

( Platon, Çev. Cüneyt Çetinkaya, Sokrates’in Savunması, Bordo-Siyah, 2003, s.80–83)

(3624)