Erich Kaestner, Uçan Sınıf

KİŞİLER, KARAKTERLER:

MARTİN: Çalışkan, kararlı, yoksul, liselilerin başkanı.

MATZ: Çok acıkan, büyüyünce boksör olmak isteyen 9. sınıf öğrencisi.

ULİ: Ufak tefek yapılı, çekingen ama çalışkan,

CONİ: Oyun yazarı.

EGERLAND: Ortaokulluların başkanı, sözünde durur.

VAVERKA: Ortaokullu, güçlü.

 

SİGARAİÇMEZ (Dr. Robert Uthof): Öğrencilere iyi davranan öğretmen.

HAKÇI ÖĞRETMEN (Dr. Yohan Bök): Öğretmen

OLAY DİZİSİ, ÖZET:

On bölümdür. 1.  Kirhberg Lisesi 9. sınıf yatılı öğrencilerinden Martin, Sep, Uli ve Matz, arkadaşları Coni’nin  yazdığı “Uçan Sınıf” adlı  tiyatro oyununun provası için  jimnastik salonuna girerler. İçeride ortaokul son sınıf öğrencilerinden  Tirbah, Güzel Teo’nun da içinde olduğu on kişilik  bir grup dans dersi için alıştırma yapmaktadır. Martin piyanonun yanına gelir. Son sınıfların dansı kesmelerini sertçe söyler.  Dr. Bök’ün salonu 14-15 arasında kendilerine verdiğini belirterek piyanoyu çalan Güzel Teo’yu iter ve kapağı da parmaklarının üstüne kapatır. Teo da Martin’i  tehdit eder.

Coni’nin yazdığı “Uçan Sınıf” oyunu beş sahneliktir.  ‘Yerinde uygulamalı öğretim yöntemi’nin işlendiği oyundakiler belki ileride gerçekleşecektir. Sözgelimi coğrafya dersi için öğrenciler kendilerine ayrılmış özel bir uçakla Vezüv yanardağı üstünde uçacak ve volkanik bölgenin coğrafi özelliklerini yerinde inceleyecekti. Aynı gezi sırasında tarih bilgileri de “Pompei Yıkıntıları”  gözlemlenerek pekiştirilecekti. Daha sonra Mısır’a uçacaklar Nil vadisini, firavunların yaptırdığı piramitleri de gezeceklerdi.

Son sahnenin provası tamamlanırken içeriye arkadaşları Fridolin girer. Yüzü, elleri kan içindedir. Ceketi yırtılmıştır. Kepini öfkeyle yere vurduktan sonra  ortaokul öğrencilerinin dilbilgisi öğretmeninin oğlu Rudi’yi tutsak ettiklerini ve yazı defterlerine el koyduklarını anlatır. Altı çocuk “Sigaraiçmez”in yanında  toplanmak için harekete geçerler.

2. Sigaraiçmez, 35 yaşlarında, pipo içen, akşamları meyhanede ücretle piyano çalan, sebze bahçesinin içinde vagondan bozma bir evde oturan doktorluğu bırakıp öğretmen olan bir adamdır. Çocukların en sevdiği kişidir. Yılbaşı için ona hediyeler hazırlarlar. Sorunlarını çözmek için ona danışırlar. Sep’in Fridolin’in Rudilere gidip durumu araştırma önerisini kabul ederler. Rudi evde değilse ortaokul öğrencilerinin başkanı Egerland’ın evine  giderek onun Rudi’yi serbest bıraktırmasını istemeyi uygun görürler.  Olayın kaynağını Coni anlatır: İki okul arasındaki çatışma on yıl önceye dayanır.  Geçen ay ortaokulların bayrağını kaçırırlar. Geri istemelerine rağmen vermezler. Doktor Yohan Bök yani “Hakçı Öğretmen”in haberi olunca lise öğrencilerine çok kızar. Üç gün içinde bayrağı geri vermezlerse iki hafta süreyle çocuklara ‘günaydın’ bile demeyeceğini belirtir. Ertesi gün azıcık yırtılmış bayrak okulun avlusuna bırakılır. Şimdi orta okul öğrencileri “yazı defterleri”ni alarak karşılık vermektedirler.

3.  Şehre koşarak gelen altı arkadaş 8. sınıftan sinemaya girmeyi bekleyen  gündüzlü öğrencilerin kendilerine katılmasını isterler. Kısa boylu, yusyuvarlak bir çocuk olan Fıçıcık Försteray caddesi köşesine gitmeyi kabul eder. Orada Fridolin’den Rudi’nin evinde olmadığını öğrenirler.

Egerland’ın evine Sep elçi sıfatıyla gider. Görüşme sonunda Egerland, yırtılan bayrak için özür mektubu yazma ile defterlerin geri verilmesi için yazılı dilekte bulunmaları şartlarını öne sürer. Pencereye siyah  bez asıp “Ahoy” diye haykırır. Bu çarpışma kararı demektir. Avluda ortaokul öğrencileri toplanmaya başlar. Fıçıcık ve arkadaşlarıyla birlikte lise öğrencileri de yirmi kişiye yakındır. İki grubun kavgasını polis ve okul yöneticileri duyacak ve yılbaşı öncesi rezalet kopacaktır. Sigaraiçmez boş arsada iki tarafın birer üyesinin  teke tek dövüşmesini önerir. Kabul edilir.

4. Arsanın iki tarafında liseli ve ortaokullular toplanır. Başkanlar ortada buluşur. Sep liselilerin temsilcisinin Matz olduğunu söyleyince  Egerland da kendileri adına  Vaverka’nın  dövüşeceğini bildirir.   Matz yenerse Rudi ve yazı defterleri verilecek, yenilirse Rudi’nin tutsaklığı sürecek.

Ortaokullular “Ahoy”, liseliler “Çelik Birlik” diye haykırırlar. Vaverka Matz’ı yere düşürüp yumruklar. Matz da onun kolunu bükerek kurtulur ve döver. Ayağa kalkarlar kavga böyle devam eder. Matz arkadaşlarının da  alkış desteğiyle rakibini yener. Arkadaşları onu coşku ve gururla kutlar.

Egerland kendi arkadaşlarının anlaşmaya uymadıklarını söyler ve özür diler.  Sigaraiçmez de sözünde durmayan erkeklik duygusundan yoksun delikanlıların bulunmasına şaştığını belirtir vagon evine gider.

Martin  Egerland’a iki dakikaya kadar saldırıya geçeceklerini  ve bunun son savaş olacağını söyler.  Martin, Sep’in  yönetimindeki kartopu saldırısının uzamasını ister. Kendisi de Coni ve Matz ile birlikte Rudi’yi tutulduğu yerden kurtarmaya gider. Egerlandların bodrumuna girerler. Rudi’nin  elleri çamaşır ipiyle iskemleye bağlıdır. Kurt adlı çocuk Rudi’ye tokat atar.  Matz Kurt’a saldırıp döver. Martin de öteki iki çocuğu yumrukla yere yıkar. Coni de Rudi’nin iplerini çözer. Yazı defterlerini de yakmışlardır. Martin defterlerin küllerini  mendiline koyar.  Bunu Rudi’nin babasına gösterdikten sonra Sigaraiçmez’in bahçesine gömecektir.

Rudi evine gider. Coni koşarak savaşı kazanabileceklerini Sep’e söyler. Liseliler topluca saldırıp ortaokulluları yenerler. Egerland da başkanlıktan ayrılır. Bodruma koşanlar orada kendi arkadaşlarını bağlı görünce  utanırlar.

5. Beş  yatılı çocuk  okula girerken Güzel Teo onları Doktor Bök’ün beklediğini söyler ve onları  çalışma odasına götürür. Matz’ın  bir gözü şişmiş, Sep’in pantolonu dizinden yırtılmış, Uli’nin soğuktan elleri ve yüzü morarmış, Martin’in saçı başı dağılmış, Coni’nin üst dudağı patlamıştı. Doktor Bök’ün kurallarla ilgili sorularını çocuklar cevaplar. Kaçmak zorunda olduklarını belirtirler. Teo gerekçeleri olmadığını söyler. Doktor onu susturur. Martin iki gündüzlü arkadaşlarını ortaokulların pusu kurup yazı defterlerini aldıklarını kendilerinin de onları kurtardıklarını söyler. Sep de yazı defterlerinin yakıldığını ekler. Son yazı ödevini yeniden yapacaklarını söylerler. Hakçı Öğretmen de eski notlarının geçerli olacağını bildirir. Yılbaşı tatilinden sonraki ilk hafta sonu izne çıkmama cezasını kabul ettiler. Teo ile Hakçı Öğretmen de onlara pasta çay ikramı yapmayı teklif ettiler.

Hakçı Öğretmen çocuklara bir öykü anlatır. Yirmi yıl önce 9. sınıfta okuyan çocuğun annesi hastalanır. Okuldan kaçıp onu ziyarete gider, bir saat kalır, yarın tekrar geleceğini söyler. Okula dönünce sın sınıf nöbetçisi  de ertesi gün dışarı çıkmama cezası verir. Çocuk yine kaçarak annesini görür. Öğretmeni öğrenince dört hafta dışarı çıkmama cezası verir.  Yine kaçınca müdür  iki saatlik oda hapsi cezası uygular. Bir arkadaşı onun yerine geçer. Müdür kızar. Durum anlatılınca iş tatlıya bağlanır. İki arkadaş üniversiteyi de birlikte okuyup doktor olurlar. Biri ilk çocuğunun doğumunda hem karısını hem de çocuğunu kurtaramaz. Cenazeden sonra kayıplara karışır. Hastanedeki annesini ziyarete giden çocuk Doktor Yohan Bök’tür.  Onun yerine ceza çeken de Sigaraiçmez’dir.

6.  Okulun saati gece yarısını vurunca yatakhanelerin kapılarından giren birtakım beyazlı hayaletler, cinler, periler  korkunç sesler  çıkararak dolaşıyordu.  Yorganları kaldırıp bir toz serpiyorlardı. Uli’nin yatağının yanındaki okula yeni başlayan birkaç çocuk ağlamaya başladı. O da son sınıf öğrencilerinin yılbaşından önce her yıl böyle hayalet oyunu yaptıklarını belirtip yataklarına kaşıntı tozu atmalarına engel olmalarını söyledi.

Martin ertesi sabah yazı ödevleri notlarıyla Rudi’nin babası Kroyzkam’ı beklemekteydi. Gelince durumu anlattı. Öğrenciler, Kroyzkam’ın  defterlerin yakılmasını, oğlu Rudi’nin kömürlükte tutuluşunu  sormasına güldüler. Uli de sepetin içinde tavana yakın asılıydı.  Onu da indirdiler. Bütün sınıf dilbilgisi yazılısından  beşten fazla not alan yoktu.

Uli teneffüste öğretmen masasına çıktı. Arkadaşlarını bağırarak susturdu. Kendisinin korkak olmadığını saat üçte jimnastik sahasında göstereceğini  söyledi.

Coni ile Martin  öğle yemeğinden sonra Hakçı’nın masasına gittiler. Ona kısa bir geziye çıkmayı önerdiler.  Tepeye yöneldiler. Eski arkadaşının mesleğini ve piyano çalıp çalmadığını sordular. Sebze bahçesindeki vagon evin kapısını Martin tıklattı. Sigaraiçmez’i gören Hakçı Öğretmen “Robert” öteki de “Yohan” diye haykırıp  iki eski arkadaş kucaklaştılar.

7. “Uçan Sınıf” oyununun provasından sonra jimnastik alanına gelen Uli, merdivenin son basamağında elindeki şemsiyeyle paraşüt atlayışı yapacağını arkadaşlarına duyurdu. Martin, Matz, ve Coni Uli’yi göremediler. Alana koştular. Matz “Dur Uli, atlama!” diye bağırdı. Uli şemsiyeyi açıp kendini boşluğa bırakıverdi. Şemsiye tersine döndü, Uli de taş gibi karların üstüne düştü. Hareketsiz kaldı.

Revire götürülen Uli’nin bacağı kırılmış, birkaç kaburgası zedelenmişti. Hakçı Öğretmen bir ayada iyileşeceğini yılbaşı tatilinde ailesini çağıracağını ekledi. Matz hıçkırıyordu. Öğretmenine korkak diye kızdırılan arkadaşına bir şeyler yapmasını öğütlediğini itiraf etti.

Teo artık katı değildi. Martin’e mektubunu verdi. Mektubu açan çocuk içinden çıkan 5 liralık pulu görünce şaşırdı. Annesi babasının hâlâ işsiz olduğunu kimseden borç alamadıklarını yazıyordu. Pulu da postanede bozdurup  çikolata almasını ister. Martin, mürekkebin dağılmasından ve kâğıdın büzüşmesinden annesinin ağladığını anlar, kendisi de göz yaşlarını tutamaz.

8. Uli’nin rolünü başka bir öğrenciye verdiler. Hakçı Öğretmen de şehre inip “Allahına Kadar” meyhanesinde arkadaşını dinledi, sonra yiyip içip eski günleri andılar. Robert’in doktorluğu yapabileceğinde ısrar etti. Kendi okulundaki  yaşlı doktorun yerine geçme önerisini Sigaraiçmez de kabul etti.

Martin’in okulundaki olayları annesine anlattığı duygulu mektubunu postacı kutudan çantasına koymuştu.

9.  Yılbaşı tatili öncesi çocuklar heyecanlıydı, Halkçı Öğretmen de coğrafya dersinde her öğrenciye birer öykü okuttu. Akşamüstü oyunun son provasını yaptılar. Oyunda Martin tutuktu, uykusuzluğunu  gerekçe gösterdi.  Uli’yi topluca ziyaret edip iyi yıllar dilediler.

Uçan Sınıf başarıyla sergilendi. Seyirciler gülüp eğlendiler. Coni yazar, Martin dekorculuğu beğenildi. Hakçı Öğretmen yaşlı doktorun yerine Sigaraiçmez’in geçeceğini söyleyince çocuklar çok sevindiler. O da Yohan ile yaşadığı gençlik  günlerini unutamadığını belirtir. Çocukların da  yaşlansalar bile genç kalmalarını ister.

10. Saat onda  yatılı öğrencilerin çoğu öğle trenine yetişmek için okuldan ayrıldılar. Hakçı Öğretmen de parka giderken karda ayak izlerini izledi.  Martin’i buldu.  Durgun, tutuk oluşunun nedenini ve ne zaman gideceğini sordu. Çocuğun gözlerinden iki damla yaş döküldü. Doktorun soruları üzerine hüngür hüngür ağladı. Parası olmadığı için tatile gidemiyordu. Sekiz lirayı Martin’e zorla veren Hakçı Öğretmen ailesine hediye de almasını söyledi. Martin’e kendi annesinin altı yıl önce öldüğünü de açıkladı.

Martin koşarak okula gelince Coni’yle karşılaştı. Sevinçliydi. Bavulunu hazırladı. Birlikte Uli’yi revirde gördüler. Annesi ve babası yılbaşı tatilini çocuklarıyla geçirecekti. Coni Uli’nin anne babasına bu eylemi yapmasaydı kötü hastalıktan kurtulamayacağını söyledi. Şaşıran büyüklerine Uli Coni’nin tiyatro yazarı olduğunu açıkladı.

METİN:

Birkaç gün sonra oynayacakları “Uçan Sınıf” oyununun provası bitince, Uli arkadaşlarına sezdirmeden jimnastik ala­nına gitti. Kolunun altında bir şemsiye vardı. Hava çok soğuk olduğu halde, elliden çok çocuk alanda toplanmış, Uli’yi bekliyordu. Uli, yüzünde ciddi bir gö­rünümle jimnastik merdivenine doğru yürüdü ve merdiveni tırmanmaya başla­dı. Son basamağa gelince biraz başı dö­ner gibi oldu, ama hemen kendisini to­parlayarak,

“Sizi buraya çağırmaktaki amacım, küçük bir gösteri yapmaktır,” dedi. “Elimdeki şemsiyeyle paraşüt atlayışı yapaca­ğım.”

Birkaç çocuk, Uli’nin keçileri kaçırdığını sandı.

Bu arada Matz, Coni ve Martin, Uli’nin yokluğunu farketmişlerdi. Birden, Uli’nin teneffüste söyledikleri akıllarına geldi. Saat üçtü. Hemen jimnastik alanı­na koştular. Ama geç kalmışlardı. Uli, elindeki şemsiyeyi açmıştı. Matz’ın,

“Dur Uli, atlama!”demesine kalmadan, çocuk kendini boşluğa bırakıverdi; şemsiye tersine döndü ve küçük Uli olan­ca hızıyla taş gibi düştü yere, karların içinde kımıldamadan öylece kaldı.

Matz, bayılan arkadaşının başucunda beklerken, Coni okulun hastabakıcısı­na, Martin ise Sigaraiçmez’e koştu. Ne de olsa doktordu Sigaraiçmez.

(Erich Kaestner, Çev. Hüseyin Tüzün, Uçan Sınıf, Can Yayınları, İstanbul, s.78-79)

ERİCH KAESTNER (1899), çağdaş Alman edebiyatının en büyük çocuk ve gülmece yazarlarından biri.  KİTAPLARI: HAYVANLAR TOPLANTISI, PALAVRACI BARON, AÇIKGÖZ BUDALALAR ve UÇAN SINIF.   Bu kitap iki okulun öğrencileri arasındaki amansız sürtüşmeyi konu alıyor. Hırçın, haşarı, ama sevgi dolu öğrenciler, onları sevgiyle eğiten öğretmenler. Yatılı bir okul. Korkular, sevinçler, kavgalar. Sürükleyici, usta işi bir romandır.