Astrid Lindgren, Şamatalı Köy

KİŞİLER KARAKTERLER

ORTA BAHÇE:

LİSA: Yedi yaşında, zeki, eğlenceyi sever, gözlemci.

BASSE: Sekiz yaşında Lisa’nın  ortanca ağabeyi.

LASSE: Dokuz yaşında, Lisa’nın büyük erkek kardeşi.

GÜNEY BAHÇE:

OLLE: Sekiz yaşında erkek çocuk. Basse, Lasse ve öteki oğlanlarla oynar.

 

PORSUK: Olle’nin köpeği.

KUZEY BAHÇE:

ANNA: Lisa gibi yedi yaşında kız çocuğu.

BRİTTA: Dokuz yaşında Anna’nın ablası.

OLAY DİZİSİ, ÖZET:

1.  LİSA:  Şamatalı köyün üç bahçesi ve çocukları tanıtılır.

2.  ERKEK KARDEŞLERİMLE BAŞIM DERTTE: Lisa, kardeşleriyle aynı odada yatar. Lasse, geceleri  hayalet öyküleri anlatır.  Lisa korkar, bağırırken  kendisi çok güler. Basse ise büyüdüğünde yaşayacağı serüvenleri anlatır. Oğlanlar iplerle de birçok oyun yaparlar. Lasse mühendis, Basse Kızılderili reisi olmak ister. Bahçeleriyle Güney Bahçe arasında çok büyük ve yüksek bir ıhlamur ağacı vardır. Dalları pencerelere uzanır. Oğlanlar dallardan karşı evindeki arkadaşının odasına geçerler. Ihlamur ağacını büyükler kesmek isteyince önlediler.

3.  YAŞ GÜNLERİMİN EN EĞLENCELİSİ: Lisa yedi yaşına basınca eğlenceli yaş günü düzenlenir. Sabah kahvaltısından sonra kızın gözleri bağlanır. Babasının kucağında evde dolaştırıldıktan sonra babaannesinin eski kendisinin yeni odasına yerleşir. Oda güzelleştirilir. Lisa da üç küçük dört büyük yedi  bebeğini odasına götürür.

4.  YAŞ GÜNÜ EĞLENCELERİ SÜRÜYOR: Öğleden sonra da  bütün çocuklarla pasta yendi, vişne şerbeti içildi. Kızlar bebeklerle erkekler de Basse’nin kuş yumurtalarıyla oynadı.  Kuzey Bahçe’deki  Britta ve Anna’nın oda penceresine uzun ip uzattılar. Gün boyu  mektup yazıp karşıklı iple gönderdiler. Kışın ise cep fenerleriyle haberleşir.

5.  OKUL KAPANINCA:  Okul, Büyükköy’dedir. Her yaz okulun kapanış günü büyük bir şenlik düzenlenir.  Yeni giysili öğrenciler,  anne babalarının önünde soruları cevaplayarak karnelerini alır, şarkılar söyler, süsledikleri okullarından ayrılıp oynaya oynaya köylerine dönerler. Lisa yakan topun almak için  çalının içinde bir tavuk ve on bir yumurta bulur. Annesine satar.

6.  TURP TOPLUYORVE BİR KEDİ YAVRUSU EDİNİYORUZ: Her bahçedeki turpları o bahçede yaşayan çocuklar toplamalıydı. Çocuklar yardımlaşarak sırayla turpları topladılar. Lisa dokuz yüz lira kazanır. Çok su, limonata  içen Olle’nin karnı guruldar.  Turp çıkardıkları bir gün birden yağmur yağdı. Çocuklar da komşuları Kristin Teyze’nin evine sığındılar. Onun sunduğu kekleri yediler, çayı içtiler. Kedisinin dört küçük yavrusu vardı. Çocuklara kedi yavrularını paylaştırdı. Lisa Minnoş Kuzey Bahçe’deki Anna Pamuk, Güney Bahçe’deki Olle de Yumak adını koydukları yavruları evlerine götürüp bakımını üstlendiler. Erkek çocuklar kedi yavrularından bıkıverdiler.

7.  OLLE NASIL KÖPEK SAHİBİ OLDU? İki köy arasında ayakkabı tembel tamircisi Porsuk isimli köpeğiyle yaşardı. Tamirci burkunca Olle köpeğe evinde bakar. İyileşen ayakkabıcı köpeğini ister. Olle üzülünce,  babası parasını öder. Porsuk yıkanınca güzel ve bakımlı bir ev köpeği olur.

8.  İNSANIN BİR HAYVANI OLMASI ÇOK HOŞ BİR DEDESİ OLMASI DA: Lisa’nın tavşanları ve Ayaks  adlı atı; Basse’nin “Baykuş Ağacı”nda baykuşları vardır. Basse baykuş yumurtaları arasına tavuk yumurtası koyar. Kuluçka dönemi bitince yumurtadan çıkan civcive Hüsniye adını koyar. Evde ayağına ip bağlayıp bakar. Sonunda bu uçan bir tavuk olur.  Britta ve Anna’nın hayvanı yoktu fakat yaşlı dedeleri vardı. Kuzey Bahçe’deki evin üst katında kalır. Gözleri iyi görmez. Torunları gazete haberlerini ona okur. Dede de onlara yaşadığı olay ve kişileri anlatır.

9.  OĞLANLAR SIR SAKLAYAMAZ: Saman zamanı çocuklar saman yığınının üstüne yüksekten atlama yarışı yaparlar. Lasse kazanır elma şekeri verilir. Kızlar gördükleri dağ çileklerini toplayıp getirirler. Yerini erkeklere söylemezler.  Oğlanların da bir sırrı vardır. Lisa tesadüfen ıhlamur ağacındaki ipi çekince kağıt haritayı görür.  Öteki kızlarla samanların içindeki aralıktan geçerek  erkek çocukların toplanma yerini bulur. Fakat oğlanlar en güzel dağ çileğinin yerini öğrenemezler.

10.  SAMAN AMBARINDA GECELİYORUZ: Basse, Lasse  ve Olle Porsuk ile  Orta Bahçe’deki samanlıkta  gecelemeyi kararlaştırırlar. Kızlar da Kuzey Bahçe’nin samanlığına giderler. Hışırtı duyan kızlar korkup bağrışırlar. Erkek çocuklar şaka yapmıştır.  Sabahleyin horoz ötüşüyle üşüyerek uyanırlar, kahvaltıdan sonra odalarında tekrar uyurlar.

11.  ANNA İLE BİRLİKTE EVDEN KAÇMAYA KARAR VERİNCE:  Analarda Lisa iki küçük kız kibar hanımları canlandırırla ama erkeklerin görmesini istemezler. Yağışlı  günlerde kızlar dedeye gazete okurlar. Dede de  anne babası ölünce  başkalarının yanında aç kalarak yaşadığını anlatır.  Küçük kızlar da evden kaçabileceklerini dedeye söylerler. Dede kısa süreli kaçmayı onaylar. Gece 10.30’da   uyanan Lisa Anna’nın uyukladığını görür. Birlikte üst kattaki dedenin yanına çıkarlar. Dedenin  “Kaçmadınız mı?” sorusuna “Başka bir gün “  karşılığını verirler.

12.  BİR OYUN EVİ KURUYORUZ:  Kızlar, Güney Bahçe’deki kayalıklardaki geniş oyuğu  ev gibi düzenlerler. Kendi aralarında oynarlar. Erkekler gelince birlikte yakan top oynamaya başlarlar.

13.  OĞLANLAR SIR SAKLAMAZ DEMİŞ MİYDİM: Lasse, Basse ve Olle kahvaltıdan sonra ortadan kayboluyordu. Lisa ile kızlar erkekleri aradılar bulamadılar. Porsuk’un kılavuzluğuyla  otlağın kuytu yerinde kurdukları, döşedikleri kulübeyi buldular. Hep birlikte Kızılderili oyunu oynadılar

14.  YİNE OKULA BAŞLIYORUZ:  Basse okulun başlamasından memnun değildi. Lisa ise sevinyordu. Uzun yolu yürüyerek okula gidiyorlardı. Bir gün öğretmen rahatsızlandı. Kızlar sobasını yakıp evini temizlediler,  yiyecek hazırlayıp baktılar.  Öğretmen iyileşti.

15.  GİYSİLERE BÜRÜNDÜĞÜMÜZ GÜN: Anne babaları Büyükköy’deki eğlenceye gidince çocuklar onların tavanarasındaki eski elbiselerini giyip ev işlerine yardımcı Agda’yı korkuturlar. Aynı kılıkla Olle’yi de korkuturlar. Dedenin odasında tiyatro oynarlar görmediği halde o bile güler. Eğlenceli bir akşam yaşarlar.

16.  BÜYÜK FIRTINA:  Aralığın son haftasındaki bir gün aritmetik dersi sırasında kar yağmaya başlar. Çocuklar sevinir. Ertesi gün daha çok yağar, rüzgar da şiddetlenir. Öğretmen Şamatalı Köylü öğrencilerin okulda kalmalarını önerir. Onlar öğleden sonra yolma koyulurlar.Dizboyu karda fazla ilerleyemezler. Bencil ayakkabı tamircisinin evine sığınırlar.  Babaları gelince evlerine dönerler.

17.  ARTIK YILBAŞI YAKINDIR: Sabah güneş karlarla kaplı doğayı aydınlattı. Çocuklar okula gittiler. Öğretmen masal kitapları istemişti. Postacı getirdi. Öğrencilere dağıttı. Şarkılar söylediler. Evlerine dönerken Britta bir masalı yolda okudu. Evlerini süslediler. Dedenin yanında şarkılar söylendi. Bahçeye ışıklar asıldı. Çocuklar yılbaşı tatilinin güzel olduğunu söylediler. Ama Şamatalı Köy’ün çocukları her zaman, her mevsimde çok eğlenirler.

METİN: GİYSİLERE BÜRÜNDÜĞÜMÜZ GÜN

Geçtiğimiz sonbaharda bir akşam anne ve babalarımız Büyükköyde bir şöle­ne davetliydiler. Yalnızca biz çocuklar ev­de kalmıştık. Bir de dede ve Ağda. Pence­reye gidip cep fenerimi “Çabuk gelini An­latacaklarım var!” anlamında üç kez ya­kıp söndürdüm.

Çok geçmeden Britta ile Anna’nın ayak sesleri merdivenlerde duyuldu. Gerçekte anlatacak hiçbir şeyim yoktu. Yal­nızca eğlenmek istiyordum. Önce bütün çıkartmalarımı şöyle bir gözden geçirdik. Sonra aşağı inip Agda’yla konuşalım de­dik. Tam o sırada Anna’nın aklına eşsiz bir buluş geldi. Öyle bir giyinecektik ki, Ağda bizi tanıyamayacaktı.

Bir telaştır aldı bizi. Tavan arasında annemin ve babamın giyecek bir sürü Öteberisi asılıydı.

Britta erkek kılığına girmek istiyordu. Babamın çizgili pantolonuyla kahve­rengi ceketini giydi, başına da yuvarlak siyah bir şapka geçirdi. Pantolonun ba­cakları çok uzun geldiğinden, katlayıp çengelli iğnelerle tutturdu. Ceketin kolla­rını da iyice kıvırdı. Bir kömür parçasıyla yüzüne bir bıyık ve sakal kondurdu. Küçük ve komik bir adamcağıza benzemişti. Anna ile ben gülmekten eteklikle­rimizi giyemiyorduk. Ben annemin siyah renkli bir etekliğini ve çiçekli bir gömle­ğini giydim. Siyah ve tüllü bir şapkayı da kafama oturttum. Tülü yüzüme indirince, Britta ve Anna tanıyamadılar beni. Anna da tıpkı benimki gibi bir şapka istediyse de bulamadık. Bir yemeniyle yetinmek zorunda kaldı. Uzun bir eteklik giydi, sırtına da san bir hırka geçirdi.

Lasse ile Bosse, gitmişlerdi. Dolayısıyla, kimse görmeden aşağı kata indik. Ön kapıdan çıkıp mutfak kapısına gittik ve kapıyı vurmaya başladık. Hem de yum­ruklayarak.

—Kim o! dedi Ağda içeriden.

Sesinden, korktuğu anlaşılıyordu. Önce ne diyeceğimizi bilemedik. Ama sonra Britta kaba bir sesle:

—Aylaklar! dedi.

—Sizi içeri alamam, çünkü ev sahipleri evde yoklar, dedi Ağda.

—İçeri girmek istiyoruz! diye bağır­dık ve kapıyı yumrukladık.

Ama birden kahkahaları koyuverdik. Gülmemeye çalışıyordum, ama içim­den fışkırıyordu kahkahalar. Ağda gül­melerimizi duydu. Kapıyı yavaşça arala­yınca içeriye dalıverdik.

—Neler görüyorum, dedi Ağda.

—Ge­cenin bu saatinde gelen bu kibar kişiler de kimler?

—Benim adım Bay Karlsson,  dedi Britta. Bu hanımlar da eşlerim.

—Bay Karsson’un pek güzel hanım­ları var, dedi Ağda. Hem de iki tane. Bay
ve Bayanlara biraz şerbet sunabilir mi­yim?

Elbette sunabilirdi. Şerbet içtik ve büyükler gibi davrandık. Üzerimizde büyüklerin giysileri olduğundan, her zamandan daha kolay başarıyorduk bu işi.

Sonra Güney Bahçeye gidip, kendimizi oğlanlara gösterelim istedik. Kapı kilitli değildi. Dolayısıyla eve kolayca girdik. Olle’nin odasına gitmek üzere merdi­veni tırmanmaya başladığımızda, Anna, eteğine basıp düştü ve bir gürültüdür koptu. Olle ne olduğuna bakmak için ge­lip bizi görünce korkudan havaya sıçra­dı. Çünkü çatı katı karanlıktı ve yalnızca kapıdan biraz ışık sızıyordu. Merdivenlerde üç hayaletin durduğunu düşündü­ğü kesindi.

Lasse bizi görünce, o da giyinmek istedi ve tabii Bosse ve Olle de. Lasse, Ol­le’nin annesinin uzun bir entarisini ve yüksek topuklu pabuçlarını giydi. Bosse ile Olle, erkek kıyafetleri buldular. Lasse kadın giysileri içinde koşuşuyor ve kollarını sallayaraktan,

— Bu güzel çörekleri nasıl da yapıyorsunuz hanımefendi? Tarifini verebilir misiniz? diye bağrışıyordu.

Hanımefendilerin böyle konuştuğunu sanıyordu.

Sonra hep birlikte dedeyi ziyarete gittik ve nasıl giyinmiş olduğumuzu anlattık ona. Çünkü gözleri görmüyordu, ne yazık. Uzunca bir süre tiyatro oynadık dedeye. Kendi uydurduğumuz bir oyun. Bu oyunda Lasse öfkeli bir bayan rolündeydi. Bizi öyle güldürdü ki. Dede de çok güldü. Hiç göremeyip, yalnızca duyduğu halde.

(Astrid Lindgren, Çev. Mehmet Çağ, Şamatalı Köy, Can Yayınları, İstanbul 1983, s.92-96)

ASTRİD   LİNDGREN,   İsveçli, çocuklar   için   yazan dünyanın en büyük yazarlarından biri.

Şamatalı Köy adlı bu kitabında, yazar, kırsal bir bölgede, üç komşu evin küçük çocuklarını    anlatıyor. Yürekleri    sevgi dolu bu küçük çocukların haşarılıkları­nı, bir serüven tadı içinde anlatan yazarın  öteki çocuk kitapları: PİPPİ   UZUNÇORAP,   UZUNÇORAP   KORSAN   ve UZUNÇORAP   CİNCİN ADASINDA.

Astrid Lindgren, çocuklar için yaz­dığı kitabıyla pek çok ödül kazanmış  bir yazar. Nils Holgerson Ödülü, Andersen Ödülü, bu ödüller arasında yalnız­ca iki tanesi. En son da,  1978 Frankfurt Kitap Fuarı’nda, Astrid Lindgren, çocuklar için yazan dünyanın en büyük yazarı seçilmiş ve kendisine Dünya Barış Ödülü verilmişti.