Türk Atasözlerinden Seçmeler

0
440

Abanın kadri yağmurda bilinir. 

Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.

Acele ile menzil alınmaz.

Abanın kadri yağmurda bilinir.

Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.

Acele ile menzil alınmaz.

Acemi katır, kapı önünde yük indirir.

Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.

Ağaca balta vurmuşlar, sapı bedenimden demiş.

Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür.

Ağanın alnı terlemezse ırgadın burnu kanamaz.

Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.

Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.

Akıllı bildiğini söylemez, deli söylediğini bilmez.

Alçak yerde tepecik kendini dağ sanır.

Allahtan sıska, ne yapsın muska.

Arpacıya borç eden ahırını tez satar.

Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.

Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun.

Bakmakla usta olunsa köpekler usta olurdu.

Baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir.

Bin atın varsa inişte in, bin atın varsa yokuşta bin.

Borç iyi güne kalmaz.

Buğdayım var deme ambara girmeyince; oğlum var de­me dara girmeyince.

Can canın yoldaşıdır.

Cömertle nekesin harcı birdir.

Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan eder­ler.

Çivi çıkar, ama yeri kalır.

Çobanın gönlü olunca tekeden yağ çıkarır.

Çocuğa iş buyuran ardınca kendi gider.

Çok malda haram, çok sözde yalan vardır.

Çürük tahta çivi tutmaz.

Danışan dağı aşmış, danışmayan yolu şaşmış.

Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.

Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan.

Dertsiz baş, terkide gerek.

Domuz derisinden post olmaz, eski düşman dost olmaz.

Düğüne gider zurna beğenmez, hamama gider kurna beğenmez.

Eğreti ata binen tez iner.

Ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur.

El elin eşeğini türkü çağırarak arar.

Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.

Erken kalktım işime, şeker kattım aşıma.

Eti sevdiren suyu, insanı sevdiren huyu.

Faydasız baş mezara yaraşır.

Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.

Gel denilen yere gitmeye ar eyleme; gelme denilene ye­re gidip de yerini dar eyleme.

Gençlikte para kazan, ihtiyarlıkta kur kazan.

Göğe direk denize kapak olmaz.

Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar.

Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş.

Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz.

Güvenme varlığa, düşersin darlığa.

Hayır dile eşine, hayır gele başına.

Her ziyan bir öğüttür.

Hesapsız kasap, ya bıçak kırar ya masat.

Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.

Huy canın altındadır.

Irmak kenarına çeşme yapılmaz.

Isıracak it diş göstermez.

İki emini bir yemin aralar.

İstediğini söyleyen, istemediğini işitir.

İyilik et kele, gitsin övünsün ele ,

Karga kekliği taklit edeyim derken yolu şaşırmış.

Katrandan olmaz şeker, olsa da cinsine çeker.

Kaynana, pamuk ipliği olup raftan düşse, gelinin başını yarar.

Kedinin kanadı olsaydı, serçenin adı kalmazdı.

Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur.

Kışın ekmeksiz, yazın gömleksiz yola çıkma.

Kimi köprü bulamaz geçmeye, kimi su bulamaz içme­ye.

Koça boynuzu yük değil.

Korkak bezirgan, ne kâr eder ne ziyan.

Kork nisanın beşinden, öküzü ayırır eşinden.

Köpeğe gem vurma, kendini at sanır.

Kuşkulu uyku, evin bekçisidir.

Kuzguna yavrusu şahin görünür.

Lafla pilav pişerse, dağ kadar yağı benden.

Lokma çiğnenmeden yutulmaz.

Malın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın.

Mazlumun ahi indirir şahı.

Mescide gerek olan meyhaneye haramdır.

Minareyi yaptırmayan yerden bitmiş sanır.

Misafirin umduğu, ev sahibine iki öğün olur.

Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz.

Nasihat istersen tembele iş buyur.

Ne karanlıkta yat, ne kara düş gör.

Oduncunun gözü omçada (bağ kütüğü), dilencinin göz çömçede (ağaç kepçe).

Oğlumu ben doğurdum, gönlünü ben doğurmadım.

Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.

Onmadık (talihsiz) hacıyı deve üstünde yılan sokar.

Otu çek, köküne bak.

Ölümü gören, hastalığa razı olur.

Ölürse yer beğensin, kalırsa el beğensin.

Öpülecek el ısırılmaz.

Paran çoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol.
Pek yaş olma sıkılırsın, pek de kuru olma kırılırsın.
Pekmezi küpten, kadını kökten al.
Pilav yiyen kaşığını belinde taşır.
Rahvan at kendini yorar.

Rüzgâr eken fırtına biçer.

Rüzgârlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu.

Sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana; baba malı tez tükenir, evlât gerek kazana.

Saksağan, danayı babası hayrına bitlemez.

Sana vereyim bir öğüt; kendi ununu kendin öğüt.

Sanatını hor gören, boğazına torba takar.

Sayılı koyunu kurt kapmaz.

Sevda geçer yalan olur; sonra sokar yılan olur.

Sofu soğan yemez, bulunca sapını komaz.

Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir.

Suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork.

Şahinle deve avlanmaz.

Şaraptan bozma sirke keskin olur.

Şeytanla buğday eken samanını alır.

Şık şık eden nalçadır (ayakkabı de­miri), iş bitiren akçedir.

Tamah varken müflis acından ölmez.

Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz.

Tekme yiyen köpeğin dişleri daha sivridir.

Terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var.

Tok iken yemek yiyen, mezarını dişiyle kazar.

Tüy (yüz) güzelliği hamamdan eve, huy güzelliği Urum’dan Şam’a.

Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti.

Ulular köprü olsa basıp geçme.

Ummadığın taş baş yarar.

Uşağı işe koş, sen de ardına düş.

Ürümesini bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir.

Üveye etme özünde bulursun, geline etme kızında bulursun.

Üzümü ye, bağını sorma.

Vakitsiz öten horozun başını keserler.

Var evi kerem (cömertlik) evi, yok evi verem evi.

Varını veren utanmaz.

Varsa pulun herkes kulun, yoksa pulun dardır yolun.

Vasiyet ölüm getirmez.

Veresiye şarap içen iki kere sarhoş olur.

Verirsen doyur, vurursan duyur.

Verirsen veresiye batarsın kara suya.

Yabancı koyun kenara yatar.

Yağına kıyamayan çöreğini yoz yer.

Yalnız öküz çifte koşulmaz.

Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.

Yarınki kazdan bugünkü tavuk yeğdir.

Yavaş atın çiftesi pek olur.

Yaza çıkardık danayı beğenmez oldu anayı.

Yazın gölge hoş, kışın çuval boş.

Yerine düşmeyen gelin, yerine yerine; boyuna düşme­yen esvap, sürüne sürüne eskir.

Yürük ata kamçı olmaz.

Zahmetsiz rahmet olmaz.

Zengin, arabasını dağdan aşırır; züğürt, düz ovada yolu­nu şaşırır.

(5468)