İbrahim Örs, Göl Çocukları

İbrahim Örs, Göl Çocukları RomanıTANITIM: Remzi Kitabevi Çocuk Kitapları Dizisi’nde 1981’de basılır. Anadolu’da köy hayatı anlatılır. Ortaokul açılması için muhtar ve öğrenciler çaba harcar. Gölün iki bereketi olacaktır: Sulama ve dibindeki Hitit heykelciği. Meraklı, korkusuz çocuklar tarihi eserin kaçırılmasını da engellerler.

KİŞİLER, KARAKTERLER:

TEMEL: 16 yaşında.Yoksul. Güvenilir.

KURT GOLDMAN: Alman. Elli yaşlarında, sakallı, temiz giyimli, kasketlidir. Mavi gözlü, açık tenli, beyazlaşan sarı saçlı bir turist. Türkiye’de yaşar. Köpek yarışmasına  para ödülü verir.

 

SELÇUK: Kestane renkli gözlü. Irgat çocuğu. İki küçük kardeşi var. Okumayı çok sever. Yardımsever. Meraklı. İnek otlatır.

DUYGU:  12 yaşında, esmer, okula gider. Siyah saçlı, kara gözlü, güler yüzlü, dolgun yanaklı güzel bir kız. Meraklı ve cesur. Selçuk ile iyi anlaşır.

MUHTAR RÜSTEM: Sabırlı, görevine bağlı. Kararlı.

OLAY DİZİSİ, ÖZET:

Birinci Bölüm: KÖPEK YARIŞI

Gölüstü köyünün çocukları göldeki köpek yüzme yarışı düzenlediler. Temel’in başlattığı yarış kıyıdan suya 100 metre uzağa atılan tahta parçasını hangi köpek yakalayıp getirirse ödülü kazanır. Muhtar, yaşlılar ve Jandarma komutanı uzatmalı çavuş Selami de yarışı izlemektedir. Yedi çocuk ve köpeği yarışa katılır: Çomar, Aslan, Cesur, Top, Tarzan ve Selçuk’un köpeği Arap. Tarzan ile Arap’ı destekleyenlerin sesi fazla çıkar. Yarışın başlayacağı zaman bir yabancı plakalı bir otomobil durur. Herkesin ilgisini çeker. Alman Kurt Goldman Muhtar ve yaşlılarla tanışır, bozuk söyleyişle Türkçe konuşur. Yarışla ilgili bilgi alır. Kendisi birinciye 500, ikinciye 300, üçüncüye de 150 lira ödül koyar. Yarış başlar. Çomar ilk tahtasına ulaşır, Tarzan ve Arap peşindedir. Torunu Orhan Çomar ile yarıştığı için  Muhtar tarafsız görünür. Dönüş Tarzan, Arap ve Çomar sırasıyla başladı. Tarzan tahtasını ağzından düşürdü. Arap öne geçti. Kıyıdakilerin desteği, bağırması sürüyordu.  Arap birinci, Çomar ikinci, Tarzan üçüncü oldu. Duygu ili Selçuk çok sevinirler. Para ödüllerini turistten aldılar. Selçuk parayı  Ortaokul Yaptırma Derneği’ni bağışladığını söyleyip Muhtar’a uzatır. Arkadaşlarının da parayı vereceğine inandığını açıklar.  Kalabalık çocukları coşkunca alkışlar.

Selçuk’un babası Çetin ile annesi Şaziye oğullarının davranışından gurur duyar. Beşinci sınıftan mezun olan Selçuk ortaokulda okumak ister. Ailesi söz veremez.  Bölgenin en büyük köyü olan  üç bin nüfuslu Gölüstü’de elektrik, su vardır. Hüseyin Ağa arsayı bağışlar, yüz bin lira da para toplanmıştır. Bazı köylüler hasattan sonra yardım edeceklerdir. Bina yapılırsa okul açılacaktır. Yarış gecesi Muhtar bahçesinde İhtiyar heyeti üyeleri, Selami Çavuş, Tuğrul öğretmen, Duygu’nun babası Selim Ağa’nın katıldığı toplantının baş konuğu Kurt Goldman’dır. Turist göl kıyısında balık tutup yüzeceğini, dinleneceğini söyler. Yemekten sonra Alman on bin lirayı Muhtar’a ortaokul yapılması için verir. Muhtar teşekkür eder, herkes Alman’ı alkışlar. Duygu babasından işittiklerini ertesi gün Selçuk’a anlatır. İki çocuk da ortaokulun açılmasını içten diler.

İkinci Bölüm: GÖLDE BİR BALIKADAM

Muhtar köyü kalkındırmak için çalışır. Kurulan kooperatifle sebze ve meyveler satılır. Gölün suyunu içtikleri gibi tarla ve bahçelerini de sularlar. Gölde yetişen Gördek, Sazancık, Pilatika balıklarını köylüler beğenmezler. Gelen turistler kumsalda kamp kurup yüzer, güneşlenir, para harcamadan dönerler. Kurt Goldman beş gündür köyden 3 km. uzakta kamp kurmuştu. Akşamları köye gelip ekmek, peynir, yumurta alır. Şişme botuyla gölün ortalarına açılır.

Kurt Goldman’ı merak eden Selçuk, Duygu’yla onun babasının sandalıyla izlemek isterler. Selçuk defter yaprağına Duygu ile sandal gezisine çıktıklarını meraklanmamalarını yazar. Köpeği Arap’ın kağıdı eve götürmesini söyler. Sandala binip gölde  ilerlerler. Selçuk ile Duygu sırayla kürek çekerek bota yaklaşırlar. Siyah bulutlar gölde fırtına koparır. Yağmur yağar. Botun yanında görünenen Alman, balıkadam giysilidir. Çocukların çabuk dönmesini söyler. Dalgalar ve yağmur sandalı suyla doldurur. Çocuklar korkarlar. Duygu devrilen sandalı bırakır. Alman önce Duygu’yu sonra da Selçuk’u botuna alarak kurtarır. Duygu’nun yuttuğu suları çıkartır, yapay solunum yaptırır. Fırtına diner. Kıyıya çıkarlar. Aileler sevinirler. Muhtar Alman’a teşekkür eder.

Yaz günü çocuklar oynayıp yoruldular. Selçuk ile Duygu Selim Ağa’nın tarlasındaki ağacın altında dinlenirler. Duygu evlerinden iki kitapla bir gazete getirir. Selçuk gazetedeki  bir haberi okur:”Göller altında uygarlık var” Çocuklar göldeki tarihi eserleri Alman’ın çıkarmaya çalıştığından şüphelendiler. Göle sandalla gidemezlerdi. Tarihi eser bulduysa çadırına koyduğunu düşünerek yürüyerek kumsala indiler. Arap da yanlarındaydı. Çadır ve otomobili araştıran çocuklar bir şey bulamazlar. Arap ile dönerler.

Kurt Goldman ertesi gün çadırına hırsız girdiğini Muhtar’a söyler. Para aradığını açıklar. Muhtar kızar. Çadırına bekçilik yapacak birini  bulmasını kendisinden  ister. Muhtar Temel’i buldurur, Kurt Goldman’la gönderir. Selami Çavuş’a  turistin şikayetçi olmadığını bildirir.

Üçüncü Bölüm: KÖY SORUŞTURMASI

Selami Çavuş soruşturunca çadıra girenlerin Selçuk ile Duygu olduğunu Muhtar’a söyler. Çocuklar da itiraf ederler fakat para aramadıklarını ağlayarak açıklarlar. Duygu, Selçuk ve Arap  inekleri Kestane Burnu’nda otlatır. Almanı izlerler. Botun çevresinde dalıp çıkan balıkadam çabuk kıyıya çıkar. Şüphelenen çocuklar sandalla göle açılırlar. Bir tahta parçası görürler. Alman da botuyla onlara doğrulur.

Dördüncü Bölüm: KUŞKULAR, KUŞKULAR VE…

Kurt Goldman, çocukların tahtaya yaklaşmasını önler. Arap sandaldan düşer. Çağırmalarına rağmen gölde kalır, yüzer. Kıyıya çıkarlar. Sandalı Temel’in Selçuk ile Duygu’yu kendi otomobiliyle götüreceğini açıklar. Çocukları oyalar. İkindiden sonra köye götürüp babalarına teslim eder. Çocuklar gördüklerini büyüklere anlatınca onlar da şüphelenir. Alman o gece göl kıyısındaki lokantada kendisinin Muhtar ve arkadaşlarına yemek yedirmek istediğini söyler. Herkes içip sarhoş olurken Kurt Goldman içki içmez. Selim Ağa Muhtar’ı dışarı çağırıp şüphesini söyler, o inanmaz.

Beşinci Bölüm: YILANLI HEYKEL

Öğretmen Tuğrul Alman’dan sualtındaki bilimsel çalışmalarıyla ilgili bilgi ister. Muhtar da daldığı yer bir şeyin görüldüğünü, merak ettiğini söyler. Kurt Goldman konuyu değiştirir. Ayrılırlar. Öğretmen Alman’dan şüphelendiğini açıklar.  Muhtar, Selami Çavuş ile geceleyin Selçuk ve Duygu’yu alıp sandalla turistin gölde daldığı bölgedeki tahtayı ararlar, bulamazlar. Arap, göldeki tahtayı zorlukla  Kestane Burnu’a çıkarır. Kıyıda yorgunluktan uyuyakalır. Sabah Arap Selçuk’a havlar. Birlikte Kestane Burnu’ndaki tahtaya bağlı cismi bulurlar. Bu yılanlı bir heykeldir. Duygu Muhtar’a haber verir. Muhtar ile Selami Çavuş da heykeli görürler. Kurt Goldman’ı yakalayan jandarmalar  getirirler. Muhtar yasaların uygulanacağını söyler. Alman  yılanlı heykeli satıp zengin olmayı planladığını söyler. Hititler kalan iki bin yıllık bir tarihi eserdir. Tutanaklar, raporlar hazırlanır. Muhtar, Validen bu yıl köylerine ortaokul açılması  ve kadro verilmesi karşılığında yılanlı heykeli müzeye vereceklerini söyler. Kabul edilir. Selçuk ile Duygu çok sevinirler. Arap’a kemik boru için kasaba girerler.

YAZAR: İBRAHİM ÖRS (1928-200.) Trabzonlu gazeteci. 1942’den 1970’e dek gazetelerde çalıştı. Çocuk edebiyatıyla uğraştı. Romanları: Muhtarın Yeğenleri, Onur Çocuğu, Almanya Öyküsü, Mücahitin Oğlu, Cambazlar Kralı, Balıklıkoy.