Natalie Babbitt, Ölümsüz Aile

Ölümsüz Aile - Natalie BabbittTANITIM: Ölümsüz Aile, Natalie Babbitt, Çev: Bülent O. Doğan, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2002, 140 s., Ölümsüz Aile, Giriş’ten sonra  25 Bölüm ve sonda Son söz bölümlerine ayrılır. 1975’te ilk baskısı yapılır. 20. yüzyılın en önemli sorunu çevre kirliğini işleyen kitap düşsel özelliğiyle ilgi çekmiştir. 2002’de Jay Russell’in uyarlayıp yönettiği romantik drama türündeki filmde  Alexis Bledel, William Hurt, Sissy Spacek rol aldı.

 

KİŞİLER KARAKTERLER:
TUCK AİLESİ

AGNUS: Baba. Rüya görür. Hüzünlü yüzlü, bol pantolonlu kocaman adam. Bakışları yumuşak, gülümser.

MAE: Anne. “Duygulu, yuvarlak bir yüzü ve sakin kahverengi gözleriyle tostoparlak bir kadındı.Giyecekleri, üst üste üç tane iç etekliği, kocaman cebi olan pas rengi bir etek, eski püskü bir pamuklu ceket ve kararmış bir broşla uçlarını göğsünde birleştirdiği el örgüsü bir şaldır. Eskilikten incelip yumuşamış deri botlarını ayağına geçirdi. (s.11,12) Her şeyi kontrol eder.

MİLES: Oğul. Marangoz, demirci. Evli iki çocuklu.

JESSE: Oğul. Serbest çalışır. Yakışıklı. Winnie’yi sever ve bekler.

FOSTER AİLESİ

WİNNİE: Kız. On yaşında. Özgürlüğü ister. Temiz giyimli.

YABANCI ADAM: Uzun boylu ve zayıf. Sivri çeneli, seyrek sakallı. Limon sarısı renkli takım elbisesi parlar. Bir elinde siyah bir şapka taşır. Gri saçlı. İnce uzun parmaklı. Kuklaya benzer. Sürekli hareket eder.

OLAY DİZİSİ, ÖZET:

GİRİŞ: Ağustos günlerinden birinde üç şey oldu:

1. Şafak zamanı Mae Tuck oğulları Miles ve Jesse’yi görmek için atıyla koruya gitti.

2. Öğleyin Treegap korusunun sahibinin kızı Winnie Foster evden kaçmayı düşündü.

3. Gün batımında Foster’ların kapısına gelen yabancı birini aradığını söyledi.

BÖLÜMLER:

1. Treegap yolu, koru ve ilk ev tanıtılır. Yolu eskiden inekler gide gele oluşturmuştur. Şimdi ise insanlar binalar yaparak güzelliği yok eder. Burada üç varlık ilk ev, yol ve koru önemlidir. Evin sahipleri Foster ailesi koruyu da satın alır. Tek kız Winnie de koruya girmemiştir. Korunun tam ortasındaki büyük dişbudak ağacının kökleri arasındaki gizli küçük pınarı insanlar bulursa büyük bir felaket olacaktır.

2. O ağustos günü Mae Tuck şafak vakti uyandı. “Çocuklar yarın eve gelecek “ dedi. Kocası Agnus, uykusunda o rüyayı görür. Treegap atla gidip oğullarını görecektir. Agnus sen bilirsin der, uyumaya devam eder. Mae üzeri gül ve zambak desenli, küp biçimindeki müzik kutusunu da cebine kor. Griye çalan kahverengi saçlarını topuz aynaya bakmadan, ustalıkla yapar. Geniş kenarlı eskimiş mavi hasır şapkasını takar. Aynaya seksen yedi yıldır kendisi, kocası ve oğulları hep aynı göründükleri için bakmaz.

3. Ağustos’un ilk haftasına rastlayan aynı gün öğle vakti Winnie bahçelerinin parmaklıklarının içinde otların üzerinde oturmaktadır. Foster’ların  tek çocuğudur. Canı sıkılır. Yol ortasındaki kara kurbağasına çakıl taşları atar. Dayanamadığını yarın sabah evden kaçacağını kurbağaya söyler. Büyükannesi otlara oturmamasını, ayakkabı ve çoraplarını kirleteceğini; annesi ise başına güneş geçeceğini, öğle yemeği yemesi için eve girmesi gerektiğini söyler. Winnie hayvan beslemeyi bile can sıkıntısını giderici bulmaz. Sabahı bekler.

4. Akşam, yabancı bir adam Foster’ların  bahçe kapısına geldi. Winnie ile konuşarak ailesi ve çevre hakkında bilgi edinir: Büyükannesinin doğduğu bu kasabanın yanında kocaman bir orman varmış, kesile kesile sadece koru kalır. Büyükanne kızın adamla ne konuştuğunu sorar. Adam birini aradığını söyler.  Yaşlı kadın torunuyla eve yönelirken müzik sesi duyarlar. Büyükanne “Orman perilerinin müziği”, kız ise “Müzik kutusu” demektedir. Adam ay çıkınca yürümeye başlar ve ıslıkla korudan gelen müziği çalar.

5. Winnie ertesi sabah uyanır, evden çıkar, koruya gider. Dolaşır. Açıklığın ortasındaki kökleri beş metreyi kaplayan büyük ağacın altında bir delikanlıyı görür, gönlünü kaptırır: İnce gövdeli, güneşten esmerleşmiş tenli, kahverenginde ve kıvırcık saçlı, eski pantolonlu, geniş ve kirli gömleklidir. Çocuk yakınındaki taş yığınındaki taşları kenara koymaya başladı. Son taşla birlikte yerden su yükseldi. Genç su içti. Winnie’yle göz göze geldi. Bakıştılar. Çocuğun saklanmasına gerek olmadığını söylemesi üzerine kız onun yanına gider, tanışırlar. Çocuk orada oturmadığını, geçtiğini açıklar. Winnie yaşını sorunca yüz dört karşılığını verir,  gerçek yaşının ise on yedi olduğunu açıklar. Evli olmadığını da ekler. Kız susadığını, su içmek istediğini belirtince çocuk  içmemesinin gerektiğini söyler. İçerse başına korkunç şeyler gelecektir. Aceleyle taşları yerleştirir, su görünmez. Jesse, Winnie’ye gördüklerini kimseye söylememesini sıkı sıkıya tembihler. Annesi ile ağabeyi Miles gelirler. Mae Tuck Winnie’nin yere eğilili duruşundan olanları anlar. Eski broşu sıkıca tutar “En kötüsü başımıza geldi”der.

6. Mae, kızı kaldırır yaşlı, şişman atın üzerine koyar. Dördü birden uzaklaşmaya başlarlar. Tucklar kızın korkmamasını, bağırmamasını, kendisine her şeyi anlatacaklarını söylerler. Korunun kenarına geldiler. Yolun üzerinde dün akşamki sarı elbiseli, siyah şapkalı adamı gördüler. Mea kızına ata binmeyi öğrettiklerini belirtip yola devam ederler. Dere kenarında durup dinlenirler. Anne “Kötü insan değiliz, seni yarın evine geri götüreceğiz” der. Devamlı ağlayan Winnie, Mea müzik kutusunu kurup çalınca sakinleşir. Jesse dost olduklarını ve kendilerine yardım etmesini kız dan ister.

7.Winnie Tuckların hikâyesini dinler:  87 yıl önce doğudan gelen Tuck ailesi ormandaki ağacın dibinden fışkıran pınardan at dahil bütün aile su içir, kedi içmez. Geceyi orada geçirirler. Agnus ağacın gövdesine T  harfi kazır. Ormanın sonundaki vadide  çiftlik  kurarlar. Ev ve çocuklar için bir  kulübe yaparlar. Jesse ağaçtan tepesi üstüne düşmesine rağmen bir şey olmaz, şaşarlar. Avcılar atlarını  geyik sanıp vururlar fakat bir şey olmaz. Agnus’u yılan sokar, Jesse zehirli mantar yer, Mea ekmek bıçağıyla elini keser bir şey olmaz. On yıl, yirmi yıl geçse de hiçbiri yaşlanmaz. Miles evli iki çocukludur. Karısı ruhunu şeytana sattığını söylediği kocasını çocuklarını da alarak  terk eder. İnsanlar Tucklardan uzaklaşır. Cadı oldukları söylentisi çıkarılır. Çingeneler gibi yaşarlar. Treegap’a  tekrar geldiklerinde ağaçtaki T harfi yeni kazınmış gibidir. On yıl sonra su içmeyen kedi de ölür. Agnus  tüfeğini göğsüne dayayıp tetiği çeker. Bir şey olmaz. Lanetlendiklerini sonsuza kadar yaşayacaklarını düşünürler. Mea, Winnie’ye sudan içseydi sonsuza kadar on yaşında kalacağını açıklar.

8.  Masallara inanmayan kız büyükannesinin perilerini de komik bulmuştu. Şimdi şaşkındı. Jesse bu sırrı sadece Winnie’nin bilmesini harika diye niteler. Kız bundan dolayı kendini önemli görür,  onları dost kabul eder. Nazik ve çocuksudurlar. Jesse’yi sever. Kızı Agnus’la  tanıştırmak için evlerine doğru yola koyulurlar.Çalıların arasına saklanan sarı elbiseli adam anlatılanları duyar ve peşlerine takılır.

9. Yolda ilerler. Winnie çok yorgundur. Mea’nın kucağında, at üstünde giderler. Kız için orman çok değişiktir. Bir bayırın sonunda bir küçük ev, kırmızı çatılı ahır ve  minik göle ulaşırlar. Agnus kızı atın terkisinden indirir ve 80 yıldır  başlarına bu kadar güzel bir olay gelmediğini belirtir.

10.Winnie düzenli evde büyüdüğünden temizliğe alışmıştı. Oysa bu ev çok dağınıktı ve  toz, örümcek ağları  her tarafı kaplamıştı. Evin bölümleri, mutfak, oturma odası, yatak odası ve da merdivenle çıkılan tavanarasıydı. Kızla tavanarasına çıkarlar. Mae yirmi yıldır kocasıyla bu evde kalmaktadır. Çocuklar serbesttir. Miles marangozluk ve demircilik yaparken Jesse ne bulursa o işte çalış para kazanır. On yılda bir koruda buluşurlar, anne ve babalarını ziyaret ederler. Mae kıza öğüt verir: “Uzun mu kısa olduğuna bakmadan hayatı sevmeli insan. Sana verileni şikayet etmeden kabul etmelisin.” Jesse ile Miles gölde yüzmüşler eve gireceklerken anneleri çıplak olduklarını sanır. Winnie’yi aşağı indirir. Kuru elbise giymelerin söyler.

11. Agnus’un hazırladığı gözleme, pastırma ekmek ve elma marmelatından oluşan akşam yemeğini hiç konuşmadan yerler. Kız geceyi bu evde geçirmek istemez. Eve gitmek ister. Yolda gördükleri yabancıdan söz ederler. Kız adamın kendisini tanıdığını evini bildiğini korktuğu için konuşmadığını açıklar. Agnus kızı hızla evine götürmek ister.

12. Gün batımında adam kızla sandala biner, gölün ortasına ulaşırlar. Agnus kıza anlatır: “Hareket eden, büyüyen, gelişen bir dakika bile değişmeden duramayan hayat.. Güneş suyun bir kısmını okyanustan emer ve yeniden bulutların içine katar, sonra yağmur yağar, yağmur dereye düşer ve dere suyu yeniden göle getirir. Bu bir çarktır, Winnie. Her şey bu çarkın bir parçasıdır; çark hiç durmadan döner. Kurbağalar, böcekler, balıklar bu çarkın bir parçasıdır, ardıç kuşları da öyle. Hatta insanlar da bu çarkın parçasıdır.Biz Tucklar çarkın dışına düştük. “ Winnie “Ölmek istemiyorum” deyince adam çarkın bir parçası olmanın yolunu bulsa bir dakika bile beklemeyeceğini belirttikten sonra şunları söyler: “Eğer insanlar Treegap’daki pınarın varlığını bilselerdi, sinek gibi koşa koşa gelip başına üşüşürlerdi… Çocuk olanlar hep çocuk, yaşlı olanlar hep yaşlı kalırdı. Çark dönmeye devam edecek, sular okyanusa ulaşacak, ama insanlar hiç değişmeyecek, yol kenarındaki taşlar gibi.” Miles bağırarak birini atı çaldığını babasının dönmesini istedi.

13. Sarı elbiseli adam atı Foster’ların  parmaklığına bağladı. Evdekilere kızlarını nereye götürdüklerini bildiğini söyler.

14. Winnie hazırlanan yatağını yadırgar. Mae ve Agnus sırayla gelerek iyi geceler diler. Jesse ise altı yıl sonra pınarın suyundan içebileceğini o zaman evlenebileceklerini söyler. Winnie bu çocuğu büyülü sayar.

15. Sarı elbiseli adam evdeki üç kişiye Winnie’nin yerini söyler. Babanın şerifle gelmesini istemez. Kendisinin bu işi mutlulukla yapacağını söyler. Koruyu satın almak ister.

16.  Şerifle görüşürler. Sarı elbiseli adam ile Şerif yola çıkarlar.

17. Sabahleyin kız Miles ile gölde balık avlamaya gider.

18. Balık tutamazlar. Gözlemeyle kahvaltı yaparlar. Kapıyı çalan sarı elbiseli adam içeri girir.

19. Tuckların tek tek adlarını söyler. Kendi hikayesini anlatır. Gölün batısında doğmuştur. Büyükannesinin anlattığı hikayelerle büyür.  Bir hikayede büyükanne sevdiği bir arkadaşının evin büyük oğluyla evlenir,  bir oğlan ve kız çocukları olur. Kadın ailenin yaşlanmamasına şaşırır. Onlardan ayrılır. Sarı elbiseli adam yaşlanmama konusunu öğrenmek ister. Okullara gider. Üniversitede felsefe, metafizik, tıp okur. Eve döndüğünde büyükannesi müzik kutusundan söz eder. Yirmi yıl önce bu melodiyi annesinden öğrenir. Melodiyi hiç unutmaz. Bir süre önce yakınlara gelip soruşturur. Kimse bir şey bilmez Fosterların korusunda melodiyi duyunca izlediğini onları gördüğünü ve her şeyi böylece bildiğini açıklar.

Mae niyetini sorar. O da kıza karşılık koruyu satın aldığını, sonra da pınarın suyunu çok pahalı satacağını kızı da kobay olarak kullanacağını söyler. Agnus şiddetle karşı çıkar. Adam, Winnie’yi kolundan tutup zorla dışarı çıkarır. Kız onunla gitmeyeceğini bağırır. Mae elinde tüfekle kızı bırakmasını söyler. Sarı elbiseli adam durmayacağını açıklar. Mae tüfeği adamın ensesine kuvvetle indirir. Treegap şerifi olanlı görür.

20. Winnie, şerife Mae’nin kendisini kaçırmadığını gönüllü geldiğini, sarı elbiseli adamın ise kendisini zorla götürmeye çalıştığını söyler. Şerif sarı elbiseli adamı eve taşıtır. Winnie’yi kendi atına bindirir. Mae de atına biner, yola çıkarlar. Şerif adam ölürse Mae’nin darağacında asılacağını söyler. Agnus  buna ancak Winnie’nin engel olacağını düşünür.

21. Winnie, ailesine, evine kavuşur. Yıkanır, yemek yer. Değiştiğini ailesi de anlar. Akşam gelen şerif adamın öldüğünü, kadının öldürmeden yargılanacağını haber verir.

22. Kız, yoldaki kurbağaya büyükannesiyle su dökmeye gittiklerinde onu bulamazlar. Bir süre sonra parmaklığa Jesse gelir. Miles’in cezaevinin parmaklıklarını keseceğini annesini pencereden çıkarabileceklerini belirtir. Şerif sık sık odayı kontrol edeceği için kaçtığını anlayacak ve tekrar yakalanacaktır. Winnie Mae’nin yerine içeride kalabilirim der.  Jesse, pınarın ölümsüzlük suyundan doldurduğu bir şise suyu kıza verir 17 yaşında içmesini o zaman geleceğini evleneceklerini söyler.

23. Winnie uyumaz. Mae’yi kurtarmayı düşünür. Gece yarısını beş geçe evden çıkar.

24. Winnie’yi bekleyen Jesse onunla elele tuşur hapishaneye doğru koşarlar. Agnus ve Miles’i bulurlar. Kızın aklına eski bir şiirin şu sözleri gelir:

Taş duvarlar değildir zindanı zindan yapan

Ya da demir parmaklıklar kafesi yaratan

Miles  önce çivilerini söktüğü parmaklığı  sonra da pencere çerçevesini gök gürültüsü sırasında çıkarır. Mae de önce kollarını, başını, gövdesini dışarı çıkararak kurtulur. Winnie içeri girer. Miles çerçeve ve parmaklığı hep gök gürlemesi sırasında yaparlar. Kız pencerenin parmaklığına asılır, yağmur damlaları yüzüne çarparken onların gittiğini anlar.

25. Şerif sabah odada Winnie’yi bulunca çok şaşırır. Ailesi de suç ortağı derler. Küçük olduğu için serbest bırakılır. Okulların açılması yakındır. Kara kurbağası parmaklığa geldi. Bir köpek de onu yemek istedi. Kız Jesse’in verdiği küçük şişedeki suyu kurbağanın üstüne döktü. Onun güvende olduğunu söyledi.

SON SÖZ: Treegap kasabası çok değişmiştir. Tozlu yol asfaltlanır. Koru yok olmuştur. Mae ve Tuck arabayla kasabaya girerler. İşyerelir çoğalmıştır. Lokantaya girip garsona sorular sorar. Üç sene önce korudaki ağacın yıldırımla  yıkıldığını yangıla her şeyin yandığını öğrenirler. Mezarlığa gidince Foster anıtında  küçük bir mezar taşı levhasını okur:

Winifred Foster Jackson

Anısı Kalbimizde Yaşıyor

İyi Eş

İyi Anne

1870-1948

Agnus Winnie’nin iki yıl önce öldüğünü söyler. Mae de oğlu Jesse için üzülür. Son kez  pınarın yerini görmek isterler. Yolun üstündeki kurbağayı Agnus otların üzerine bırakır. Müzik kutusundan kısacık melodi yayılır.

METİN:

NATALIE BABBITT (1932- ) Birçok çocuk kitabını resimledi. On iki çocuk romanı yazdı. Yüksek okulda çocuk edebiyatı dersleri verir. Kitap dergisinde köşe yazarıdır. Çocuk edebiyatının en saygın ödülünü ( Coldecott) kazandı.